İsrail medyası: Hürmüz kapalı kaldıkça ABD-İsrail için zafer yok

06 Nisan 2026

Yediot Ahronot'taki analize göre, İran askeri olarak yenilse bile Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel maliyet üretirse stratejik dengeyi değiştirebilir.

YDH- Fas merkezli politika analisti Emin Eyüb,Yediot Ahronot'ta yer alan yazısında, mevcut savaşın kaderinin İran’ın askeri altyapısında değil küresel enerji akışının geçtiği dar deniz koridorunda belirlendiğini vurguladığı yazısında, İran’ın askeri altyapısının ağır hasar almış olabileceğini ancak deniz erişimini engelleme kapasitesi ayakta kaldığı sürece savaşın stratejik dengesinin değişmeyeceğini açıkladı.

Eyüb'e göre, ABD-İsrail tarafından 28 Şubat tarihinde başlattığı saldırganlıkta, İran’ın iç askeri altyapısının sistematik olarak imha edilmesine yönelik küresel odaklanmanın, bu çatışmanın asıl ağırlık merkezini gölgelediğini ilan etti.

''En belirleyici cephe, müttefik planlamacıların binlerce başarılı saldırıyı takip ettiği Batı İran’daki kraterleşmiş füze siloları ya da Tahran’daki yerle bir edilmiş komuta sığınakları değildir; asıl cephe, Hürmüz Boğazı’nın 21 millik deniz geçiş noktasıdır.'' diyen Eyüb, ABD-İsrail'in 'rahatsız edici bir gerçekle yüzleşmek zorunda' olduğunu belirtti.

Eyüb'e göre, ''eşi benzeri görülmemiş taktiksel başarılara'' rağmen, İslam Cumhuriyeti’nin "deniz erişimini engelleme" strateji başarıyla işliyor.

Altyapı ve lider kadrosuna verilen kapsamlı hasarın İran’ın asimetrik deniz kabiliyetlerini de etkisiz kılacağı varsayımının hatalı çıktığını açıklayan analist Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapalı kalmaya devam ettiğini vurguladı.

Faslı analist yazısında şunu öne çıkardı:

''Amerika Birleşik Devletleri, hem İran’ın mevcut kabiliyetlerini hem de yeniden inşa kapasitesini ortadan kaldırmayı amaçlayan kapsamlı bir etkisizleştirme doktrini ile harekâta başlamıştır. Ancak Washington’dan gelen, hedeflerin elektrik şebekeleri ve tuzdan arındırma tesisleri dahil olmak üzere sivil altyapıya genişletileceğine dair artan sinyaller, birikmekte olan hayal kırıklığını yansıtmaktadır. Bunlar gücün değil; taktiksel başarının Körfez’de kontrole dönüşemediği stratejik bir tıkanıklığın işaretleridir. İsrail için ise uzayan çatışma iç baskı yaratmaktadır. İsrail Merkez Bankası, sürekli mobilizasyon maliyetlerini, tedarik zinciri kesintilerini ve Hizbullah ile devam eden çatışmayı gerekçe göstererek 2026 büyüme öngörüsünü yüzde 5,2’den yüzde 3,3 ile 4,7 arasına revize etmiştir. Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, uzun süreli bir savaş çabasını sürdürürken ekonomiyi stabilize etmek için zaman aralığının daraldığı konusunda uyarıda bulunmuştur. Zafer, İran içindeki hasarla belirlenmeyecektir. Bu zafer, Arap Yarımadası ile İran kıyıları arasındaki sularda netleşecektir.''

Eyüb, ABD-İsrail'in ''şimdi keskin bir seçimle karşı karşıya'' olduğunu ifade etti: Ya Boğaz’ı zorla açarak diplomatik bir çözüme yönelmek ya da küresel ekonomiyi stagflasyona itme ve Amerika ile İsrail'deki siyasi hesapları yeniden şekillendirme riski taşıyan uzun süreli bir ablukaya katlanmak.

 

İran’ın A2/AD stratejisi ve deniz erişimi engelleme

Faslı jeopolitika analisti, Üçüncü Devrim Lideri Mücteba Hamenei'nin yönetimi devralmasıyla birlikte İran'ın en güçlü stratejik kozuna yöneldiğini belirtiyor. 

Eyüb’e göre Tahran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e karşı konvansiyonel bir askeri zafer arayışında değildir; zira böyle bir sonucun ulaşılabilir olmadığının farkında. 

Analiste göre İran’ın asıl hedefi, doğrudan askeri üstünlük sağlamak yerine küresel ölçekte sürdürülemeyecek maliyetler dayatarak stratejik baskı oluşturuyor.

Eyüb, bu stratejinin temelini İran’ın Fars Körfezi’nde kurduğu erişimi engelleme ve bölgeden men etme (A2/AD) mimarisinin oluşturduğunu vurguladı.

Analiste göre sarp İran kıyılarının hemen altında uzanan seyrüsefer kanallarının coğrafi yapısı, dağıtık ve mobil kıyı konuşlu gemisavar füze sistemleri için doğal bir koruma sağladı. 

Eyüb, bu sistemlerin sürekli bombardıman altında dahi ayakta kalabildiğini; çünkü gizlenme ve yeniden konuşlanma kapasitelerinin kalıcı olarak imha edilmelerinden daha hızlı işlediğini ifade ediyor.

Eyüb ayrıca, İran’ın Qeşm Adası ve Ebu Musa Adası gibi ileri mevzilerinin düşük maliyetli insansız hava aracı sürülerinin konuşlandırılması için kritik bir rol oynadığını belirtiyor. 

Analiste göre bu durum, müttefik savunma sistemlerini dezavantajlı bir maliyet dengesine zorladı; on binlerce dolarlık platformlara karşı milyonlarca dolarlık önleyici füzelerin kullanılmasına yol açtı.

Deniz altı boyutuna da dikkat çeken Eyüb, İran’ın bölgede yaklaşık 5 bin ila 6 bin gelişmiş deniz mayını döşemiş olabileceğini öne sürüyor.

Analist, Fars Körfezi’nin katmanlı sıcaklık yapısının sonar performansını düşürdüğünü ve bu nedenle mayın temizleme operasyonlarını yavaş, riskli ve eksik hale getirdiğini ifade ediyor.

Eyüb’e göre askeri eskortları atlayarak yüksek değerli ticari gemilerin altında patlamak üzere tasarlanan “akıllı mayınlar”, deniz trafiği üzerinde ciddi bir caydırıcılık oluşturdu.

 

Makroekonomik şok dalgası

Faslı jeopolitika analisti Emin Eyüb, uygulanan ablukayı küresel ölçekte ekonomik bir şok dalgasını tetikleyen gelişme olarak değerlendiriyor.

Eyüb’e göre mart ayının başından bu yana Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari tanker trafiği yüzde 90’dan fazla azalmış durumda. Analist, bunun sonucunda küresel deniz yoluyla taşınan petrol arzının yaklaşık beşte birine denk gelen günlük 20 milyon varilin fiilen piyasadan çekildiğine dikkat çekiyor.

Eyüb ayrıca enerji piyasalarındaki sarsıntının hızla derinleştiğini belirtiyor.

Analiste göre Brent Crude petrolünün varil fiyatı 109 doların üzerine çıkarken, aksamanın yaz ayları boyunca sürmesi halinde fiyatların 150 dolar seviyesine yaklaşabileceği öngörülüyor.

Yorumcu, aynı dönemde İran’ın Ras Laffan Endüstriyel Şehri'ndeki tesislere yönelik saldırılarının da küresel sıvılaştırılmış doğalgaz arzının yaklaşık beşte birini kesintiye uğrattığını ve bunun uluslararası enerji sözleşmelerinde acil mücbir sebep ilanlarını tetiklediğini ifade ediyor.

Eyüb’e göre bu gelişmelerin Fars Körfezi’ne kıyısı olan ülkeler üzerindeki etkisi oldukça ağır.

Analist, kesintisiz deniz ticaretine dayalı ekonomik modelin ciddi baskı altına girdiğini, hatta bölgenin en zengin devletlerinin bile gıda arzını sürdürebilmek için acil durum hava köprüleri kurmak zorunda kaldığını belirtiyor.

Faslı jeopolitika analisti Emin Eyüb, ortaya çıkan tablonun Fars Körfezi ekonomilerinin istikrarının ne denli dar bir deniz geçidine bağlı olduğunu açık biçimde gösterdiğini vurguladı. 

Eyüb, analizini şu değerlendirmeyle tamamladı:

“Hürmüz Boğazı güvenli hale getirilene kadar savaşın sona erdiğinden söz edilemez. Bunun dışındaki tüm gelişmeler yalnızca başlangıç safhasını temsil etmektedir.”