Devrim Muhafızları, Qeşm Adası yakınlarında düşman kuvvetlerine ait bir savaş uçağının, yeni nesil hava savunma sistemleri ve entegre hava savunma ağı tarafından başarıyla düşürüldüğünü açıkladı.
YDH- Devrim Muhafızları Ordusu Halkla İlişkiler Birimi, Qeşm Adası yakınlarında düşman kuvvetlerine ait bir savaş uçağının, yeni nesil hava savunma sistemleri ve entegre hava savunma ağı tarafından başarıyla düşürüldüğünü açıkladı.
Açıklamaya göre, ABD Başkanı’nın “İran hava savunma sistemleri tamamen imha edildi” iddialarının ardından gerçekleştirilen operasyon, savunma kabiliyetlerinin etkinliğini ortaya koydu.
Söz konusu hava aracı, Qeşm Adası’nın güneyinde tespit edilerek kısa süre içinde hedef alınmış ve irtifa kaybettikten sonra Hengam ile Qeşm adaları arasındaki Fars Körfezi sularına gömüldü.
İran'ın entegre hava savunma sistemi, düşman uçağını anlık olarak tespit ederek hızlı ve etkili bir müdahalede bulundu.
Operasyon, ülkenin hava sahasını korumak ve düşman unsurların ilerleyişini durdurmak amacıyla yürütüldü.
Devrim Muhafızları Ordusu, yeni nesil savunma teknolojilerinin etkin kullanımını gösterirken, ABD ve müttefiklerine karşı bölgedeki hava üstünlüğünü pekiştiriyor.
İran'ın başarısı, Fars Körfezi’ndeki kritik savunma hatlarında düşman unsurlarına karşı caydırıcı bir mesaj niteliği taşıyor.
Tümgeneral Hatemi: İran'a yönelik kara saldırısında tek bir kişi bile kurtulamaz
İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, İslam Cumhuriyeti'nin saldırganlara karşı "nihai çözüm" yoluyla ve tüm gücüyle, nihai zafere ulaşana kadar savaşı sürdüreceğini teyit ederek, her türlü saldırı girişimine karşı tam hazırlıklı olunduğunu vurguladı.
Uyarıda bulunan Tümgeneral Hatemi, "Düşmanların İran'a yönelik herhangi bir kara saldırısı gerçekleştirmesi durumunda, onlardan tek bir unsur dahi kurtulmamalıdır" diye konuştu.
Hatemi, ABD Başkanı'nın savaşın ardından "İran haritasını değiştirme" konusundaki temelsiz açıklamalarının, düşmanın beslediği gerçek saldırgan niyetlerin kanıtı olduğuna dikkat çekti.
Hatemi, "Düşmanın hareketlerini ve eylemlerini anbean, büyük bir titizlik ve dikkatle takip etmenin; saldırı yöntemlerine karşı stratejik planları hayata geçirmenin gerekliliğini" vurguladı.
Kapsamlı milli güvenlik kavramına ilişkin net bir mesaj veren Tümgeneral Hatemi, "Bazı yerlerin güvenli olması, İran halkının ise tehlike altında bulunması mantıklı değildir; savaş hayaleti ülkemizden silinmeli ve herkes için güvenlik hakim olmalıdır" ifadelerini kullandı.
CBS News: ABD, İran savaşında 16 MQ-9 kaybetti
İran ordusu, Şiraz’da ABD ve İsrail’e ait iki MQ-9 İHA’yı hava savunma sistemleriyle düşürdüğünü açıkladı.
Bu düşüşle birlikte, İran’a yönelik saldırılar sırasında imha edilen toplam İHA sayısı 154’e ulaştı.
CBS News’e göre, savaş boyunca ABD toplam 16 MQ-9 Reaper kaybetti ve bu kayıplar ciddi maliyete işaret ediyor.
Her bir MQ-9’un yaklaşık 30 milyon dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor ve toplam kayıp yaklaşık 500 milyon doları buluyor.
Artan İHA kayıpları, gelişmiş İran hava savunma sistemlerinin ve elektronik harp yeteneklerinin etkin kullanımının savaşta belirleyici rol oynadığını gösteriyor.
İran'da 300 fit derine komando operasyonu masada
ABD Başkanı Trump’ın talebi doğrultusunda, İran’daki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmeye yönelik kapsamlı bir operasyon planı hazırlandı.
Plan, kazı ekipmanlarıyla uranyumun çıkarılması ve kargo uçaklarıyla tahliye edilmesini öngörüyor; bu süreç için yüzlerce askerin ve destek personelinin sahada bulunması gerekiyor.
Uzmanlar, operasyonun karmaşıklığı ve riskleri nedeniyle haftalar sürebileceğini ve yüksek derecede radyoaktif tehlike barındırdığını belirtiyor.
Delta Force ve Navy SEALs gibi özel kuvvetlerin, kazı alanına girerek materyali güvenli şekilde tahliye etmesi öngörülüyor.
ABD rejimi, operasyonun sahadaki lojistik ve güvenlik risklerini değerlendiriyor, Trump'ın kesin karar verdiği anlamına gelmediğini vurguluyor.
Uzmanlar, operasyonun geçmiş nükleer geri kazanım görevlerinden çok daha karmaşık olduğunu ve hem personel hem de materyal açısından ciddi bir risk taşıdığını ifade ediyor.
Siyasi analist: İran adaları Fars Körfezi’nin kırmızı çizgisidir
Siyasi analist Ali Fadlallah, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin, İran'ın Fars Körfezi'ndeki adalarının stratejik önemini bir kez daha ön plana çıkardığını ve bu adaların doğrudan bir çatışma sahasına dönüşme ya da bir kırmızı çizgi olarak kabul edilme ihtimaline dair kritik soruları gündeme getirdiğini ifade etti.
Fadlallah, el-Malume’ye verdiği demeçte, söz konusu adaların yüz ölçümleri ve konumları itibarıyla geleneksel anlamdaki geniş çaplı askeri manevralara uygun bir yapıya sahip olmadığını belirtti.
Adaların kontrolüne yönelik bir girişimde asıl zorluğun operasyonun icrasında değil, adada kalıcı olup kontrolü sürdürebilme kapasitesinde yattığını vurguladı.
Analist Fadlallah, bu adaların İran için güvenlik, ekonomi ve siyaset düzeylerinde öncelikli stratejik bölgeler arasında yer aldığını ve muhtemel her türlü savaş senaryosunda Tahran’ın askeri hesaplamalarının temel taşlarından biri olarak değerlendirildiğini sözlerine ekledi.
Adaların dar ve açık coğrafi yapısının, burayı kontrol etmeye çalışan herhangi bir gücü sürekli ve doğrudan bir tehdit karşısında savunmasız bırakacağını ifade eden Fadlallah, İran'ın bölgede hava kuvvetleri, insansız hava araçları ve füze sistemlerinin yanı sıra deniz kuvvetlerini de kapsayan entegre ve bütünleşik bir askeri kabiliyet ağına sahip olduğunu belirtti.
Fadlallah, bu adaları kontrol etme seçeneğinin muazzam bir risk barındırdığını ve böyle bir senaryoyu tasarlayan herhangi bir güç için bu girişimin "askeri intihar" anlamına gelebileceğini vurgulayarak değerlendirmelerini tamamladı.