
YDH- El-Ahbar gazetesinden Hamza el-Hansa, İran, ABD ve Pakistan arasında İslamabad'da gerçekleşen gizli müzakerelerin perde arkasını ve Lübnan'daki ateşkes sürecinin bu görüşmelerle nasıl şekillendiğini işlediği yazısında, İran’ın Lübnan’daki ateşkesi diğer tüm küresel pazarlıkların (nükleer dosya, Hürmüz Boğazı) önüne koyduğunu vurgulayarak Tahran’ın, Lübnan’da bir çözüm sağlanmadan hiçbir stratejik konuda adım atmayacağını gösteren "tavizsiz" tutumunun altını çiziyor.
El-Ahbar, İslamabad’da Lübnan üzerine yapılan ABD-İran görüşmelerinin ayrıntılarına ulaştı. Görüşmelere katılan üst düzey bir İranlı diplomatik kaynak, İran ile yapılan anlaşma doğrultusunda Lübnan’da ateşkes sağlanması için masada neler konuşulduğunu anlattı.
Kaynak, bu konunun Tahran’ın ABD’ye sunduğu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın iki taraf arasında ateşkes ilan edilmeden önce kabul ettiği on maddeden biri olduğunu söyledi.
Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif de bu durumu açıkça belirtti. Kaynağa göre, Pakistan’ın açıklaması İsrail tarafını şaşırttı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu hızla Trump ile iletişime geçti. "Yenilmiş görünmemek için sahada kazanım elde etmeye ve acil zamana ihtiyacı olduğunu" söyleyerek Trump’ı ikna etti. Netanyahu, "İç politika nedeniyle zafer imajının çok önemli olduğunu" gerekçe gösterdi ve bu amaca ulaşmak için bir haftalık süre aldı. Daha sonra Netanyahu, ateşkes anlaşmasını açıkça ihlal etti ve Beyrut ile Lübnan’a yönelik saldırılarını artırdı.
Kaynak, bu durumun İran’ı Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapatmaya ittiğini belirtti. Anlaşma, boğazdan günlük 15-17 geminin geçişini öngörüyordu ancak bu ihlal, misilleme olarak boğazın tamamen kapatılmasına yol açtı.
Tahran bu gelişmeleri Pakistanlı arabulucuya bildirdi. Arabulucu da daha önce Amerikan tarafının onayıyla Lübnan’ın anlaşmaya girdiğini ve artık konunun kendi yetki alanında olmadığını doğruladı.
Taraflara durumu çözmek için 24 saatlik süre verildi. Pakistan tarafı, Lübnan’daki çatışmalar sürse bile müzakerelerin hiçbir koşulda durmamasını sağlamak için gayret gösterdi; ancak Tahran bu tutumu kesinlikle reddetti.
Aynı anda İranlı yetkililer sosyal medya üzerinden görüşlerini kamuoyuna duyurmaya başladı. Havaalanına vardıklarında yaklaşık beş saat beklediler ve Pakistanlı arabulucuya bir çözüm bulunamazsa gideceklerini ilettiler. O akşamın ilerleyen saatlerinde Tahran’a bir telefon geldi. Lübnan’daki ateşkesi ele almak için bir formül üzerinde anlaşıldığını doğrulayan bu telefon, İran heyetini İslamabad’a davet ediyordu.
İran tarafı önerilen formülle ilgili daha fazla ayrıntı istediğinde, Pakistanlı arabuluculara güvenmeleri gerektiğini duydu. Bu güvencelere dayanan Tahran heyetini gönderdi.
Varışta Pakistan ordusu komutanıyla bir görüşme yapıldı. Görüşmede İran heyeti, düşmanın Lübnan’daki ateşkesi ihlal etme nedenlerini ve Amerikan tarafının bu ihlali neden örttüğünü sordu.
Pakistan tarafı, Amerikan tutumunu iki nedene bağladı: İlki, Lübnan’daki krizin çözümü için İran ve İsrail arasında doğrudan iletişim kurulması gerektiği iddiasıydı; Tahran bu öneriyi gerçekçi bulmadı ve reddetti.
İkincisi ise, Lübnan devletinin ateşkesin sağlanmaması yönünde talepte bulunduğu iddiasıydı. Bu iddiaya göre Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir müzakere süreci yürüyor ve diğer tarafların dahil edilmesine itiraz ediliyordu.
Kaynak, temaslar tekrar başladığında ve İran müzakerelere girmeyi reddetme konusundaki ciddiyetini gösterdiğinde, Amerikan tarafının bir çıkış yolu bulmak için iki saatlik ara istediğini ekliyor.
Daha sonra Amerikalılar Pakistanlı arabulucuya bir bilgi verdi. Bazı bölgeler için uyarılar yapılmasına rağmen Beyrut genelinde ateşkes kararı aldıklarını bildirdiler ve bir sonraki aşamanın böyle olmayacağına dair söz verdiler.
İranlı diplomatik kaynak, Lübnan müzakerelerinde Tahran’ın şu şartları sunduğunu belirtti:
1- Koşulsuz geri çekilme, direniş üzerindeki kısıtlamaların kalkması,
2- Direnişin hareket özgürlüğünün garantiye alınması,
3- Direnişi kısıtlayan mevcut mekanizmaların iptal edilmesi.
Amerikalılar bu taleplere şaşırdıklarını söylerken, İranlı müzakereci sahadaki durumun buna izin verdiğini belirtti. Kaynak, Amerika’nın bu şartları doğrudan reddetmediğini, bunun yerine Netanyahu ile görüşmeyi önerdiğini kaydetti. Ancak İran tarafı, direnişi kısıtlayan her türlü formülü reddettiğini vurguladı. Daha sonra nükleer mesele ve Hürmüz Boğazı ile ilgili görüşmeler tıkandı. Heyet, Lübnan şartı yerine gelmediği için iletişim kanallarını keserek anlaşmaya varmadan ayrıldı.
Kaynak; İran, ABD ve Pakistan arasındaki üçlü müzakereler sırasında, Lübnan makamlarından kimliği belirsiz bir kişinin Amerikan heyetiyle sık sık temas kurduğunu açıkladı. Bu kişinin amacının, Amerikalıları ateşkesi kabul etmemeye kışkırtmak olduğu anlaşıldı.
İki gün önce Tahran ve Washington arasındaki mesaj trafiğinde ilerleme oldu. Bu durum Pakistanlı arabulucunun İran’ı ziyaret etmesine yol açtı ve Lübnan sorunu tekrar masaya geldi.
Kaynak, Tahran’ın gelecekteki her türlü müzakereyi Lübnan’ın tekrar sürece dahil edilmesine bağladığını yineliyor. Trump’ın Netanyahu’ya verdiği bir haftalık sürenin bitmesi ve İsrail ordusunun başarısızlığıyla birlikte Trump, ateşkesin birkaç saat içinde başlayacağını bildirdi.
Amerikan tarafı çözümü netleştirmek için Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun ve İsrail Başbakanı ile görüştü. İranlılar ise bu görüşmeden önce Lübnan’daki müttefiklerine anlaşmanın bittiğini haber verdi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın Nebih Berri ile temasa geçtiği ve Tahran’ın Lübnan’da ateşkes sağlanmadan müzakerelere başlamayacağını bildirdiği ifade ediliyor.
Çeviri: YDH