İsrail medyasının itiraf niteliğindeki analizine göre Lübnan, İran ve ABD arasındaki küresel pazarlıkların merkezine yerleşirken; Tahran'ın stratejik hamleleri ve diplomatik restleri İsrail üzerindeki baskıyı artırdı.
YDH- İsrail merkezli Haaretz gazetesi, Lübnan ekseninde gelişen diplomatik süreçlerin arka planına dair çarpıcı analizler yayımladı.
Gazete, geçtiğimiz cumartesi günü Pakistan’da İran ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında gerçekleşen görüşmeler öncesinde yaşanan olaylar dizisinin, nihai süreçte İsrail üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu kabul etti.
Bu süreçte İran, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf aracılığıyla Lübnan’da bir ateşkes ilan edilmemesi durumunda müzakere masasından çekilme tehdidini açıkça ortaya koydu.
Washington’da Salı günü gerçekleşen ve diplomatik çevrelerde "emsalsiz" olarak nitelendirilen buluşma, bölgedeki dengelerin hızla değiştiğini gösterdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun himayesinde, İsrail Büyükelçisi Yehiel Leiter ile Lübnan Büyükelçisi Nada Hammade Muvad bir araya geldi.
Haaretz’in değerlendirmesine göre bu görüşme, Lübnan’ı uluslararası kamuoyu nezdinde aniden dost, ortak, müttefik ve somut bir turizm destinasyonu konumuna taşıdı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun’un Çarşamba günü İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile telefon görüşmesi yapmayı reddetmesi ise İsrail tarafında farklı yankı buldu.
Gazete, Aun’un bu tutumunun derin bir hayal kırıklığı yarattığını savunurken, bu durumun Hizbullah için stratejik bir destek niteliği taşıdığını ve Lübnan hükümetinin zayıflığının bir kanıtı olduğunu iddia etti.
Bölgesel stratejide yaşanan dönüşüm, Lübnan’ın konumunu da değiştirdi. Haaretz, Lübnan’ın daha önce ana cephe olan İran’dan ayrı ve ikincil bir saha olarak görüldüğünü, ancak gelinen noktada durumun farklılaştığını kabul etti. Lübnan artık İran, ABD, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve nükleer anlaşma müzakerelerini birbirine bağlayan geniş kapsamlı siyasi arabuluculuğun merkezinde yer alıyor.
İran yönetimi, Lübnan’daki gelişmeleri ABD ile imzalanacak herhangi bir anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olarak tanımlıyor. Tahran, müttefikleriyle olan ilişkilerinin tartışmaya açılmasını şiddetle reddederken, Washington’ın Lübnan ve İsrail arasındaki yakınlaşma çabalarını yakından takip ediyor. İran bu hamlelerde, müttefikleriyle bağlarını koparmayı reddeden tutumunu aşmaya yönelik yeni siyasi gerçeklerin dayatılma niyetini görüyor.
İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Lübnan’daki ateşkesin Hizbullah’ın kararlılığı ve direniş ekseninin birliğinin bir sonucu olduğunu savundu. Galibaf, Arapça yayımladığı mesajda sürecin ihtiyatla ele alınacağını ve zafer tam anlamıyla gerçekleşene kadar birlikteliğin süreceğini vurguladı. Eş zamanlı olarak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai de Lübnan’daki ateşkesin, İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasında varılan geniş mutabakatın bir parçası olduğunu doğruladı.
Pakistan’ın 8 Nisan tarihinde İran ve ABD arasında iki haftalık bir ateşkes ilan etmesi, sürecin kapsamını önceden belirlemişti. Pakistan kanadı, o tarihte yaptığı açıklamada söz konusu anlaşmanın Lübnan da dahil olmak üzere tüm direniş cephelerini kapsadığını net bir şekilde ifade etmişti.