Colani modeli mi, İran modeli mi?

10 Temmuz 2026

❝Sayın İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri, ABD yaptırımlarının uzun vadede kalkmasını istiyorsanız Colani gibi olmanız gerekiyor.❞

YDH- El-Cezire'nin haberinde, ABD'nin Suriye'yi "terörizme destek veren ülkeler" listesinden çıkarma kararının siyasi, ekonomik ve jeopolitik sonuçları ele alınırken, uluslararası ilişkiler analisti Prof. Dr. Fuad İzedi, Trump'ın bu adımını Colani'nin uzun süre ABD-İsrail'in beklentilerine uyum göstermesinin bir ödülü olarak değerlendirdi. İzedi, İran yönetimine ise yaptırımların diplomasi yoluyla kaldırılacağı beklentisini terk ederek güvenlik ve dış politikasını caydırıcılık temelinde yeniden şekillendirmesi çağrısında bulundu.

✱✱✱


Trump’ın dün Colani ile yaptığı görüşmede verdiği söz şuydu: “Suriye’yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkaracağız.”  Trump daha önce de Colani’nin “tamamen ABD ile uyum içinde hareket ettiğini” belirtmiş ve onu Hizbullah’a karşı yürütülen mücadelede kullanmayı düşündüğünü ifade etmişti. ABD Dışişleri Bakanı da dün yaptığı açıklamada, “Suriye üzerindeki yaptırımların kaldırılması, uluslararası ticaretin ve yatırımların önünü açacak; ülkenin yeniden inşası için fırsat yaratacaktır” dedi.

Özetle:

• ABD desteğiyle iktidara gelişinden bir buçuk yıl sonra,

• Trump ile dört kez yüz yüze görüştükten sonra,

• İsrail’in Suriye topraklarının büyük bir kısmını işgalini kabullendikten sonra,

• ABD adına hareket etmeye resmen hazır olduğunu kanıtladıktan sonra…

Colani ancak şimdi, Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılacağına dair söz alabildi. Sayın İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri, ABD yaptırımlarının uzun vadede kalkmasını istiyorsanız Colani gibi olmanız gerekiyor. Buna hazır mısınız? ABD’nin uyguladığı yaptırımların uzun vadede kaldırılacağı düşüncesi bir kuruntudan, koca bir hayalden ibarettir.

Çözüm yolları:

1. Tecrübeler sabittir ki taviz vermek ve müzakereye oturmak, savaş tehdidini ortadan kaldırmıyor. Zira Şehit İmam’ın dediği gibi: “Amerika İran’ı yutmak istiyor.” Verilen taviz ne kadar büyük olursa olsun, onlar için asla yeterli değildir. Son dört ayda bu analizin yanlış olduğunu gösteren hiçbir emare ortaya çıkmamıştır.

2. Ülkenin birincil önceliği, "Saldırı → Ateşkes → Müzakere → Saldırı" döngüsünü kırmak olmalıdır. Öncelik, Amerika'dan veya başka bir ülkeden genetiği değiştirilmiş soya ithal etmek değil; zaten bunun gerçekleşeceği bile meçhul.

3. Ülkeyi savaş tehdidinden uzak tutmanın yegâne yolu askerî caydırıcılıktır. İran’ın bölgede hedef almayı planladığı deniz suyu arıtma tesisleri ile petrol tesislerinin listesini lütfen yayımlayın. İran’a yeni bir saldırı gerçekleşirse, bu tesisler öyle bir şekilde imha edilmelidir ki yeniden inşaları en az iki yıl sürsün. İran’a saldırı düzenlemek, sıradan bir olay hâline gelmemeli. Sınırlı bir yıkım gerekli caydırıcılığı sağlamaz; Trump bu tür bir tahribatı, Amerikan şirketleri için bir yeniden inşa projesi olarak görür. Oysa kapsamlı bir yıkım, küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarını en az iki yıl yüksek tutacak ve caydırıcılığı tesis edecektir. Hürmüz Boğazı’na alternatif rotalar, İran’ın öncelikli hedefleri arasında yer almalıdır. Amerikalılar, İran’ın böyle bir karşılık vereceğinden emin olurlarsa saldırmayacaklardır.

4. Lütfen Hürmüz Boğazı’nı gerçekten en az iki ay süreyle kapatın. ABD, İran’a saldırmanın gerçek ekonomik bedelini henüz ödemedi. Saldırının maliyeti katlanılabilir kaldığı sürece, yeni saldırıların önü açılacaktır. Ülke yetkilileri son aylarda, denizdeki tüm petrol stoklarının hatta daha fazlasının yüksek fiyatlarla satıldığını ve ödemelerin alındığını açıkladılar. Ülkenin önümüzdeki iki ayın giderlerini karşılayacak mali kaynağı mevcut.

5. Lütfen ülkeyi yaptırımların uzun vadede kalkacağı veya 300 milyar dolarlık yatırım geleceği yönündeki hayallerle oyalamayın.

6. Lütfen Hürmüz Boğazı kısmen yeniden açıldıktan sonra geçiş ücreti almayı unutmayın. Eğer İran bu ücreti almazsa, bunu ABD ve İngiliz sigorta şirketleri cebine koyacaktır. Trump birkaç gün önce, “Hürmüz Boğazı para basma makinesidir” demişti.

Hürmüz Boğazı’nın gelir potansiyeline ilişkin uluslararası tahminler ise şöyle:

• Reuters: 110 milyar dolar

• Oxford Process düşünce kuruluşu: 80 milyar dolar

• JPMorgan (ABD’nin en büyük finansal hizmetler ve bankacılık şirketlerinden biri): 70 ila 90 milyar dolar…

Yani bu rakam, petrol satış gelirinin yaklaşık iki katına tekabül ediyor. Geçiş ücreti almak uluslararası hukukun hiçbir kuralını ihlal etmez. İran, Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf değildir. Makul düzeyde bir geçiş ücreti tahsil etmek, İran’ı uluslararası alanda yalnızlaştırmayacaktır.


Çeviri: YDH