ABD müttefiklerini kaybetmeden nüfuzunu kaybediyor Yazıya git

PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.

Yakın Doğu Haber
BATI YARIM KÜRE
09 Eylul 2026 · 13:14

ABD müttefiklerini kaybetmeden nüfuzunu kaybediyor

ABD’nin müttefiklerinden daha fazla savunma sorumluluğu üstlenmelerini istemesi, Washington açısından beklenmedik bir sonuç doğurarak Amerikan nüfuzunun dayandığı güvenlik bağımlılığını zayıflatıyor.

YDH- The National Interest yazarları Muhib Rahman ve Nazmus Sakib, Suudi rejimi, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, ABD'nin geleneksel müttefikleri üzerindeki nüfuzunun “sessiz biçimde aşındığı yeni bir uluslararası düzenin” işaretlerinden biri olduğunu yazdı.

Analize göre Washington açısından “asıl tehlike”, müttefiklerinin ABD'yi terk etmesi değil, Amerikan güvenlik şemsiyesi altında kalırken askeri destek, finansman ve caydırıcılık sağlayabilecek “alternatif ortaklıklar” geliştirmeleri.

Bu durum, ABD'nin müttefiklerini kaybetmeden onlar üzerindeki siyasi baskı ve yönlendirme kapasitesini kaybetmesine yol açıyor.

Bu dönüşümün son örneği olarak 7 Ağustos'ta Suudi rejimi, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması gösterildi.

Üç ülkeden birine yönelik saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasını öngören anlaşma, Suudi rejiminin mali kaynakları ve stratejik konumu, Türkiye'nin konvansiyonel askeri kapasitesi ve büyüyen savunma sanayisi ile Pakistan'ın nükleer cephaneliğini bir araya getiriyor.

Türkiye NATO üyeliğini, Suudiler ABD ile kapsamlı askeri ilişkilerini, Pakistan ise Washington'la bağlarının yanı sıra Çin'le stratejik ortaklığını sürdürüyor.

Washington artık tek seçenek değil

Analizde, Soğuk Savaş sonrasında ABD'nin küresel üstünlüğünün önemli dayanaklarından birinin müttefiklerine sunduğu “güvenlik paketinin” başka bir ülke tarafından kolaylıkla ikame edilememesi olduğu belirtildi.

ABD'nin silah, eğitim, istihbarat, lojistik ve gerektiğinde doğrudan askeri destekten oluşan güvenlik ağı, müttefiklerinin Washington'la ters düşmesinin maliyetini yükseltiyor ve ABD'ye önemli bir siyasi koz sağlıyordu.

Ancak yazarlara göre alternatif güvenlik ortaklıklarının çoğalmasıyla bu yapı değişmeye başladı.

Fransa, Polonya, İngiltere ve Almanya'nın son dönemde NATO'ya ek olarak geliştirdiği ikili savunma anlaşmaları da aynı eğilimin Avrupa'daki yansıması olarak gösterildi.

Bu anlaşmalar NATO'nun yerine geçmese de ülkelerin gelecekteki krizlerde tek bir hükümetin kararına bağımlı kalmasını azaltıyor.

Suudi rejimi ABD'ye bağımlılığını azaltıyor

Aynı eğilimin Ortadoğu'da daha belirgin hale geldiğine dikkat çekilen analizde, Suudi rejiminin Amerikan askeri desteğini korurken bunun etrafına “yeni güvenlik katmanları” oluşturduğu belirtildi.

Suudi yönetimi Eylül 2025'te Pakistan'la Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması imzaladı. Mekke Anlaşması'yla Türkiye'nin de dahil olması, bu ilişkiyi üçlü bir güvenlik mekanizmasına dönüştürdü.

Böylece Suudi rejimi Amerikan silahları, istihbaratı ve askeri işbirliğinden vazgeçmeden Pakistan'ın askeri kapasitesi ile Türkiye'nin savunma sanayisinden yararlanabilecek bir yapı oluşturdu.

Devletler artık tek bir güvenlik sağlayıcısına bağımlı olmak yerine birden fazla ortakla ilişki geliştirerek hiçbir gücün kendilerine tek başına şart dayatamayacağı bir hareket alanı oluşturmaya çalışıyor.

Avrupa'dan silah, Pakistan'dan askeri kapasite, Türkiye'den ise insansız hava araçları ve ileri savunma sistemleri sağlayabilecek alternatif kanallar, Suudi yönetiminin Amerikan baskısına karşı hareket alanını genişletiyor.

Bu ortaklıkların hiçbiri tek başına ABD'nin sunduğu imkanların yerini doldurmasa da birlikte değerlendirildiklerinde Washington'la anlaşmazlığa düşmenin maliyetini azaltıyor.

Washington kendi nüfuz kaybının zeminini hazırladı

Ortaya çıkan bu tablonun oluşmasında ABD'nin kendi politikaları da önemli rol oynuyor.

Washington onlarca yıldır müttefiklerini savunmaya yeterince kaynak ayırmamakla suçladı ve kendi bölgelerinin güvenliği konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istedi. Bu talep Trump döneminde çok daha sert biçimde dile getirildi.

Ancak Washington'ın gözden kaçırdığı nokta, askeri kapasite ile siyasi özerkliğin birbirinden kolaylıkla ayrılamaması.

Kendi güvenliğini daha fazla sağlayabilen ve alternatif ortaklar edinen ülkeler, ABD'nin taleplerine karşı çıkmanın sonuçlarını da daha kolay göze alabiliyor.

Bu durum Washington'ın askeri ve ekonomik yükünü azaltabilecek olsa da ABD aynı zamanda müttefiklerinin güvenlik bağımlılığından kaynaklanan önemli bir siyasi nüfuz aracını kaybediyor.

Pakistan'ın nükleer gölgesi

Mekke Anlaşması'nın en dikkat çekici unsurlarından birinin Pakistan'ın nükleer kapasitesi.

Kamuoyuna açıklanan bilgiler, Pakistan'ın Suudi rejimi veya Türkiye'ye doğrudan bir “nükleer şemsiye” sağladığını göstermiyor.

Buna rağmen nükleer caydırıcılığın kısmen belirsizlik üzerinden işlediğine dikkat çeken Rahman ve Sakib, Pakistan'ın anlaşmalı ortaklarından birine yönelik büyük çaplı bir saldırının İslamabad'ın nükleer kapasitesinin devreye girip girmeyeceği sorusunu gündeme getireceğini belirtti.

Dolayısıyla açık bir nükleer misilleme taahhüdü bulunmasa bile Pakistan'ın varlığı üçlü anlaşmanın üzerine bir “nükleer gölge” düşürüyor ve olası rakiplerin hesaplarını karmaşıklaştırıyor.

Yeni savunma anlaşmaları caydırıcılığı güçlendirirken, taraflardan birini içine çeken bölgesel bir krizin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini de artırabilir.

Yeni düzende ABD hâlâ başka hiçbir ülkenin bütünüyle sağlayamadığı askeri, ekonomik ve diplomatik imkanlara sahip. Ancak Washington'ın rolü değişiyor.

ABD bundan sonra “müttefiklerinin vazgeçilmez güvenlik sağlayıcısı olmak yerine, alternatifler arasındaki en cazip ortak olarak kalabilmek” için rekabet etmek zorunda kalacak.

Analize göre Washington'ın karşı karşıya olduğu temel paradoks da burada yatıyor: ABD'nin yıllardır daha fazla sorumluluk almalarını istediği müttefikleri bunu yapmaya başladıkça Amerikan güvenliğine daha az bağımlı hale geliyor ve Washington'ın onlar üzerindeki siyasi nüfuzu da buna paralel olarak azalıyor.

Yakın Doğu Haber
ydh.com.tr
Bu belge 09.09.2026 14:40 tarihinde alınmıştır.
https://ydh.com.tr/d/44441/abd-muttefiklerini-kaybetmeden-nufuzunu-kaybediyor