Düşmanlarının kural ve sınır tanımaz azgınlığına karşı İran, hâlâ savaşı da diplomasiyi de bir sonraki hamleyi planlayan denklemler kurarak yönetiyor.
Amerika ve İsrail ise ne savaşta kural ve ahlak tanıyor ne de diplomaside.
Oyunu kurallara göre oynamak da vahşilik ve ahlaksızlık da bir kültür ve medeniyet meselesi.
Amerika ve İsrail’in daha savaş başlar başlamaz savaş ahlakına aykırı şekilde okul, hastane, sivil altyapı bombalaması, muhatabını korkutmaya ve teslime zorlamaya yönelikti.
İran, hedeflerini onların kendisine dayattığı denkleme göre belirledi.
────────────────
Minab'daki okul saldırısında can kaybı 148'e yükseldi ●
Savaşta sivil altyapı bilançosu: 6 binden fazla yapı hedef alındı ●
ABD-İsrail'den İran'ın enerji altyapısına eş zamanlı saldırı ●
────────────────
Onlar sivil hedefleri vurmadıkça sivil hedefleri vurmadı.
Onlar sivil altyapı vurmadıkça sivil altyapıyı vurmadı.
Onlar enerji tesislerini vurmadıkça, enerji tesislerini vurmadı.
Savaşta vahşet, diplomaside anlaşmaya uymamak ve yükümlülüklerine bağlı kalmamak, yani ahlaksızlık Amerika ve İsrail rejimlerinin ortak geleneği.
İran’la savaşta İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki vahşetini tekrar eden Amerika, diplomaside de yaptığı hiçbir ateşkese uymayan İsrail’i izliyor.
Kelime oyunlarıyla diplomatik zemini kuralsızlaştırıyor, anlaşmayı keyfi şekilde değiştiriyor ve yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Bu kural ve ahlak dışı yöntemlerle elde ettiği sonuçları da diplomatik zafer diye satıyor.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ‘girişimi’ ile gündeme gelen İran-ABD ateşkes müzakeresi, diplomasideki Amerikan klasiğinin en son örneği oldu.
Financial Times gazetesi ABD rejiminin İran’a yönelik sert söylemleri ve askeri tehditleri sürerken, Beyaz Saray’ın kapalı kapılar ardında Pakistan üzerinden Tahran ile geçici bir ateşkes için yoğun çaba sarf ettiğini ortaya çıkardı.[1]
Bu iddiayı destekleyen ve kamuoyuna Pakistan başbakanının ateşkes önerisi diye sunulan girişimin aslında bir Amerikan mizanseni olduğunu destekleyen gelişmeler olmuştu.
Zira aslında Pakistan devletinin bir ateşkes önerisi yoktu; olan şey, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in Amerika’nın kendisine verdiği bir metni ateşkes önerisi diye sunmasıydı.
Bu skandal da Şahbaz Şerif’in dalgınlığı sebebiyle ifşa olmuştu. Olay özetle şöyleydi:
Şahbaz Şerif 7 Nisan'da, ABD ve İran arasındaki ateşkesle ilgili bir mesaj paylaştı. Ancak paylaşılan ilk mesajın en başında, “Draft - Pakistan's PM Message on X" (Taslak - Pakistan Başbakanı'nın X'teki Mesajı) ifadesi yer alıyordu.
Şerif’in ‘taslak’ ifadesini silmeden mesajı paylaşması, mesajın aslında dışarıdan hazırlanmış ve doğrudan kopyalanıp yapıştırılmış bir "taslak" olduğunu ortaya koydu.
Bu durum, mesajın Şerif’in kendi ekibi tarafından değil, yabancı bir odak (örneğin ABD Dışişleri veya uluslararası bir ajans) tarafından dikte edildiğini gösteriyordu. Zira Şahbaz Şerif’in kendi ekibinin ona "Pakistan Başbakanı" değil sadece "Başbakan" demesi gerekiyordu.
Pakistanlılar hatayı fark edip yaklaşık bir dakika sonra mesaj düzenleyerek "Draft" (taslak) ifadesini kaldırdı; ancak sosyal medya kullanıcıları bu hatanın ekran görüntülerini çoktan almıştı. Dolayısıyla artık iş işten geçmiş, “Pakistan-Amerika ateşkes mizanseni ortaya çıkmıştı.
Peki Amerikan rejimi neden, İran’la bir ateşkes yapmak için Pakistan başbakanını kullanmıştı?
Savaşın son bir aylık seyri dikkate alındığında bu sorunun cevabı aslında son derece açık.
────────────────
Axios: İran'la savaşmanın sadece 2. haftasında fatura kabarık ●
Telegraph: Trump'ın 100 milyar dolarlık savaşı kendi seçmenini yakıyor ●
ABD'nin önleme füzesi stokları tükenme noktasında ●
Emekli Korgeneral Hertling: 'Askerler, Trump'ın hukuksuz emirlerini uygulamamaya hazırlanıyor' ●
Demokrat Parti stratejistinden Trump'a küfürlü 'istifa et' çağrısı ●
────────────────
ABD ve İsrail rejimi 28 Şubat’ta başlattıkları savaşta hiçbir hedeflerine ulaşamamış; tam tesrine bu savaştaki başarısı, İran’a büyük stratejik kazanımlar kazandırmıştı.
Petrol ihracatından elde ettiği yıllık geliri 43 milyar dolar olan İran’ın Hürmüz Boğazı için belirlediği yeni geçişi rejimi sayesinde yılda yaklaşık 100 milyar dolar kazanması bekleniyor.
Savaş öncesinde açık olan Hürmüz Boğazı, artık İran’ın kontrolüne geçti. Amerika savaş yoluyla bu gerçekliği değiştiremiyor. Müttefikleri uğrayacakları kayıplardan dolayı ABD ve İsrail için savaşa girmek istemiyor.
Amerika bölgedeki askeri altyapısını kaybetti. İsrail ise İran füzeleri altında cehennem yaşıyor.
╰┈➤ Amerikan yetkili: İsrail’in füze önleyicileri çift haneli rakamlara geriledi
Tüm sivil altyapısının bombalanmasına ve ağır kayıplar vermesine rağmen İran, ateşkes için belirlediği şartlardan vazgeçmiyor.
Trump’ın tüm İran medeniyetini yok ederim diyerek nükleer silah kullanma tehdidi de İran’a geri adım attıramadı.
Bu yüzden Trump, 6 Nisan’da tüm İran medeniyetini yok etme tehdidinden geri adım attı. 7 Nisan’da İran’ın ateşkes şartlarını içeren 10 maddelik ateşkes planını “müzakere edilebilir bir temel” olarak kabul ettiğini” açıkladı.[2]
Bu muazzam dönüş, aslında Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in girişimiyle değil, ABD rejiminin mizanseniyle gerçekleşmişti.
Sözde Pakistan Başbakanı Şerif’in girişimiyle başlayan bu ateşkes süreci daha ilk günden sakatlandı. Dolayısıyla süreç hiç başlamadan savaşa geri dönmek de bunun kalıcı bir anlaşmaya da dönüşebilmesi de ihtimal dahilinde.
Washington rejiminin ateşkes ihtiyacı, ateşkesin kalıcı anlaşmaya dönüşme ihtimalini destekleyen bir faktör.
Ancak Tahran’ın kurallara uyan; ABD ve İsrail’in ise kuralsızlığa dayalı diplomasi anlayışı savaşa dönüş ihtimalini güçlendiriyor.
İran’ın ateşkes için öngördüğü şartlar şunlar:
• Amerikan muharip güçlerinin bölgedeki tüm üs ve mevzilerden tamamen çekilmesi.
• Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün İran Silahlı Kuvvetleri koordinasyonunda kalması ve güvenli geçiş protokolünün bu çerçevede oluşturulması.
• Tüm birincil ve ikincil yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve İran’a savaş tazminatı ödenmesi.
• Uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin uluslararası alanda tanınması.
• BM Güvenlik Konseyi ve Guvernörler Kurulu kararlarının iptali ile varılan anlaşmanın bağlayıcı bir BM kararına dönüştürülmesi.
• Lübnan ve diğer cephelerdeki tüm askeri saldırıların durdurulması.[3]
İran’ın bu şartları içeren on maddelik planı, Pakistan aracılığıyla Amerika’ya iletildi. Trump 8 Nisan’da kendisine ait sosyal medya platformunda yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“İran'dan 10 maddelik bir teklif aldık ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğuna inanıyoruz. Geçmişteki çeşitli anlaşmazlık noktalarının neredeyse tamamı Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında kararlaştırıldı, ancak iki haftalık bir süre, Anlaşmanın nihai hale getirilmesine ve imzalanmasına olanak sağlayacaktır.”[4]
Ancak bir gün sonra Beyaz Saray sözcüsü, “İran'ın ateşkes sürecinde başlangıçta sunduğu 10 maddelik planın daha en başından Amerika Birleşik Devletleri tarafından kesin bir dille reddedildiğini” iddia etti.[5]
Trump’ın İran’dan aldığı 10 maddelik teklifi “müzakere için uygulanabilir bir temel” olarak görmesi, Beyaz Saray’ın ise bir gün sonra “biz onu kesin bir dille reddettik” demesi, ABD rejiminin ‘anlaşma yaparız ama uymayız’ anlayışına dayanan diplomasi klasiğiydi.
İsrail rejimi bundan kaynaklanan özgüvenle Lübnan’ın ateşkes kapsamı içinde yer almadığını iddia etti.
────────────────
● Lübnan'da yaralılar ve cenazeler hastanelere sığmadı
● Hizbullah: İsrail katliamlarla sahadaki yenilgisini örtmeye çalışıyor
● Beyrut'ta 'Kara Çarşamba': Lübnan hükümeti İsrail katliamını meşrulaştırıyor
● Hizbullah'tan hükümete: Doğrudan müzakereden önce ateşkes sağlanmalı
────────────────
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve diğer rejim yetkilileri de İsrail’in iddiasını destekledi ve İsrail rejimine Lübnan’da bir günde 250’den fazla kişiyi öldürmesi için yeşil ışık yakmış oldu.
Halbuki CBS News'e konuşan çok sayıda diplomatik kaynak, Trump'a ateşkesin Ortadoğu bölgesini kapsayacağının söylendiğini ve kendisinin de bunun Lübnan'ı da içerdiğini kabul ettiğini belirtmişti. Arabulucular ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığına inanıyordu ve nitekim Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif de bunu doğrulamıştı.[6]
İranlı yetkililer, başta Lübnan konusu olmak üzere 10 maddenin tamamını müzakerenin başlayabilmesinin temel şartı olduğunu vurguladı. Askeri yetkililer, İsrail’i cezalandırmak işin hazırlık yapsa da siyesi otorite diplomasi süreci başladığı için İsrail’in Lübnan saldırılarına ateşle karşılık vermedi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatibzade, bunun sebebini şöyle açıkladı:
“Bu saldırılara karşılık vermekten başka bir seçeneğimiz yoktu ve İran, dün gece ateşkes ihlaline karşılık vermenin eşiğindeydi. Ancak Pakistan devreye girerek, ABD’nin İsrail’i kontrol altına alacağı yönünde mesajlar iletti."[7]
Lübnan’a saldırısına rağmen Tahran’ın Pakistan’ın ricasıyla savaşa geri dönmemesi, savaşın başladığı 28 Şubat’tan beri meydanlarda olan İran halkında öfke yarattı: Eğer İran, şartlarından geri adım atacaksa o halde bunca zaman niçin savaşmıştı? Halk kesin zafer istiyordu.
İran, şimdilik savaşa dönmemekle birlikte Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri tamamen durdurdu ve 10 maddelik şartlarını içermeyen bir müzakerede yer almayacağını ifade etti.
ABD rejimi ise, sanki “İran'dan 10 maddelik bir teklif aldık ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğuna inanıyoruz” dememiş gibi savaş öncesinde İran’a dayattığı şartların ateşkes müzakerelerinin konusu olduğunu iddia ediyor.
Peki mevcut durum dikkate alındığında bu ateşkes ne kadar yaşayabilir? İran, Hürmüz Boğazı’na hakim olmak gibi savaş öncesiyle kıyaslanmayacak büyüklükte stratejik kazanım elde ettiği için bu savaşı yıllarca sürdürmeye hazır.
Hürmüz’den geçişlerden elde edeceği yıllık gelir dikkate alındığında sadece ekonomik faktör bile güçlü bir halk desteği olan Tahran’ı bu savaşı yıllarca sürdürmeye teşvik ediyor.
Dolayısıyla yukarıdaki sorunun cevabını Amerikan ve İsrail rejimi bu savaşı yıllarca sürdürmeye hazır mı sorusunun cevabı belirleyecek.
[1] Financial Times, 8 Nisan 2026, White House pushed Pakistan to broker temporary Iran ceasefire
[2] Bianet, 8 Nisan 2026, Savaşın 40. gününde ateşkes: İran'ın 10 maddelik teklifinde neler var?
[3] YDH, 8 Nisan 2026 İran, ABD'ye diz çöktürdü: İşte ateşkes şartlarının maddeleri
[4] Donald Trump, Truthsocial, 8 Nisan 2026. https://truthsocial.com/@realDonaldTrump/116365796713313030
[5] YDH, 9 Nisan 2026, Beyaz Saray: İran'ın 10 maddelik planı baştan çöpe atılmıştı
[6] CBS News, 9 Nisan 2026 U.S. to lead ceasefire talks between Lebanon and Israel in D.C. as Lebanon emerges as potential spoiler to Iran deal
[7] Habertürk, 9 Nisan 2026, İran: Karşılık vermenin eşiğindeydik