İsrail-HTŞ normalleşmesinde yeni safha

29 Ocak 2026

Paris'teki müzakerelerle şekillenen İsrail-HTŞ mutabakatı, Ürdün merkezli ortak operasyon merkezi ve sınırda kurulacak silahsızlandırılmış bölge planıyla Suriye sahasında yeni bir güvenlik mimarisi inşa etmeyi hedefliyor.

YDH- İbranice yayın yapan Maariv’den Michael Harari'nin haberine göre, İsrail işgal varlığı ve Suriye'deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütü arasında Paris’te yeniden ivme kazanan müzakereler, bölgedeki askeri ve siyasi dengeleri kökten değiştirebilecek kritik mutabakatlarla sonuçlandı.

ARKA PLAN: HTŞ-İsrail barış sürecinde çerçeve dramatik seviyede netleşti

Görüşmelerin odak noktasını, yanlış hesaplamaları engelleyecek teknik mekanizmaların kurulması ve iki taraf arasında karşılıklı güven arttırıcı adımların atılması oluşturuyor.

Müzakere masasına yatırılan planlar arasında en dikkat çekici unsurlardan biri, Amerika Birleşik Devletleri’nin önerisiyle gündeme gelen, Ürdün’de bir "ortak operasyon merkezi" kurulması ve sınır hattının her iki tarafında askerden arındırılmış bir bölge oluşturulması.

ARKA PLAN: HTŞ, İsrail'e Suriye topraklarında güvenceler vermeye hazır

Anlaşma uyarınca, Suriye’nin güneyindeki Dürzi meselesi, dış müdahaleden azade, silah kullanmadan çözülmesi gereken bir "iç mesele" olarak tanımlanıyor. Ancak, Şam’daki yönetim değişikliğinin ardından İsrail’in kontrol altına aldığı bölgelerden çekilme takvimi ve kapsamı üzerindeki belirsizlik henüz giderilmiş değil.

Maariv, Suriye sahasındaki hızlı değişimlerin, özellikle de HTŞ güçleri ile Kürt gruplar arasındaki şiddetli çatışmaların Paris’teki diplomatik süreci doğrudan etkilediğini vurguluyor.

Kürt güçlerinin yaşadığı gerileme, İsrail kanadında Colani liderliğindeki HTŞ rejimine yönelik şüpheleri artırırken; özellikle stratejik bölgelerden çekilme durumunda İsrail’in hayati çıkarlarının nasıl korunacağı temel bir endişe kaynağına dönüşmüş durumda.

HTŞ rejiminin kuzeydoğuda Kürt azınlığa karşı elde ettiği kazanımlar, İsrail tarafından Ankara’nın stratejik hanesine yazılan bir puan olarak görülüyor.

Bu durum, Türkiye’nin Suriye’deki müdahale kapasitesiyle doğrudan ilişkili bir risk analizi olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin ise bu gerilimi düşürmek adına İsrail’den, HTŞ güçlerinin Kürtlere yönelik operasyonlarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair güvence aldığı belirtiliyor.

İsrail siyasi iradesi için bu anlaşma, ciddi bir "pazarlama" sınavı niteliği taşıyor. Normalleşme içermeyen ve işgal edilen topraklardan çekilmeyi öngören bir güvenlik protokolünün kamuoyuna sunulması, stratejik bir iletişim becerisi gerektiriyor.

ARKA PLAN: İsrail, Şam'da gayri resmi konsolosluk açıyor

Tel Aviv, Trump yönetiminin Şam’da istikrarlı bir yönetim kurma arzusunun, ayrıca Riyad ve Ankara’nın Beyaz Saray üzerindeki etkisinin farkında olsa da, İsrail’in Şam’da merkezi bir otoriteyi kabul edip etmeyeceği sorusu güncelliğini koruyor.

Uluslararası toplum ve Beyaz Saray, Şam’da merkezi bir hükümetin tesisine olumlu bakarken; İsrail’in elindeki güvenlik marjlarını kullanarak, "sıfır toplamlı oyun" mantığının ötesinde dengeli bir strateji izleme imkânına sahip olduğu değerlendiriliyor.