Atina'da gizli Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail zirvesi

13 Mayıs 2026

Atina’da düzenlenen gizli zirvede Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasını bir "pazarlama fırsatı" olarak değerlendirip IMEC ticaret koridorunu güçlendirme planlarını masaya yatırdı.

YDH- Atina'da 12 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen özel bir diplomatik konferans; Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail'in İran'daki savaşın ardından ortaya çıkacak tablodan faydalanma ve aralarındaki bağları "resmi bir stratejik hizalanmaya" dönüştürme planlarını gün yüzüne çıkardı.

Zirveye İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Sharren Haskel, İsrail'in Atina Büyükelçisi Pnina Yanai, Yunanistan Turizm Bakanı ve Dışişleri Bakan Yardımcısı gibi üst düzey isimler katıldı.

Kıbrıslı tanınmış milletvekili ve Kıbrıs Demokratik Seferberlik Partisi’nin eski başkanı Averof Neofytou, iş birliğinin enerji, altyapı, ortak savunma ve ekonomik inovasyon odaklı resmi bir stratejik ittifaka dönüşmesi gerektiğini vurgulayarak bu yapının bölgede istikrarın temel direği olacağını belirtti.

"İşi bitirmek zorundasınız" mesajı

Neofytou, konuşması sırasında doğrudan İsrail Büyükelçisine hitaben çarpıcı ifadeler kullandı.

Savaşın başladığını hatırlatan Neofytou, "Bu arada, madem savaşı başlattınız, işi bitirmek zorundasınız. Gelecekteki istikrarı güvence altına almak için bugünün bedelini ödemeliyiz. Gelecek nesillerin güvenliğini sağlamak her şeyden daha önemlidir" dedi.

Konferansa katılan Reason2Resist medya platformundan gazeteci ve avukat Dmitri Lascaris ise tarafların Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını, ABD destekli Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Koridoru (IMEC) projesi için "mükemmel bir pazarlama fırsatı" olarak gördüğünü bildirdi.

Enerji krizi ve IMEC projesinin önemi

Lascaris’in raporuna göre, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs hükümetleri IMEC ticaret rotasına güçlü bir bağlılık sergiliyor.

BDO Consulting İsrail Başekonomisti Chen Herzog, küresel petrol ve doğalgaz krizinin "yönetilemez" bir noktaya evrildiğini savundu.

Herzog, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının IMEC projesinin ne kadar elzem hale geldiğini kanıtladığını ileri sürdü.

Lascaris ayrıca, bu planların arka planında İsrail’in İran devletini ortadan kaldırma yönündeki hedeflerinin yattığına dikkat çekti.

Doğu Akdeniz’de askeri ve mülkiyet hareketliliği

Üç ülke arasındaki ilişkiler son yıllarda askeri alanda da ivme kazandı.

Geçtiğimiz yıl yayımlanan raporlar, tarafların Doğu Akdeniz’de ortak bir "hızlı müdahale" gücü kurmayı değerlendirdiğini ortaya koydu.

2025 yılının sonlarında Tel Aviv, Atina ve Lefkoşa, Türk nüfuzuna karşı koymak ve savunma iş birliğini güçlendirmek amacıyla 2026 yılı için üçlü bir askeri "eylem planı" imzaladı.

Yunanistan ve Kıbrıs, İran’a yönelik operasyonlarda İsrail ve ABD’ye doğrudan lojistik destek, istihbarat ve hava üslerine erişim imkanı sağlayarak sürece aktif olarak dahil oldu.

Kıbrıs’ta yerleşimci endişesi artıyor

Diplomatik yakınlığa rağmen, Kıbrıs muhalefeti İsraillilerin adaya yoğun akınından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.

Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL), İsrail’in adayı bir "arka bahçe" olarak kullanmaya çalıştığı konusunda uyarılarda bulundu.

Verilere göre, İsrailliler 2021 yılından bu yana Kıbrıs genelinde yaklaşık 4 bin mülk satın aldı.

Bu mülklerin birçoğunun, dışarıdan erişimin neredeyse imkansız olduğu korunaklı "kapalı topluluklara" dönüştürüldüğü ifade ediliyor.

Özellikle Nicosia yönetiminin Washington ile kurduğu yakın savunma bağları ve İsrail’in Gazze üzerindeki keşif uçuşları için kullandığı Akrotiri Üssü’ne ev sahipliği yapması, adadaki gerilimi tırmandıran diğer unsurlar arasında yer alıyor.