Bölgesel çatışmaların merkezinde bulunan Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin, yerel halk için de ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğu bildirildi.
YDH- İngiliz araştırmacı gazetecilik portalı Declassified UK, geçtiğimiz pazar gecesi Kıbrıs’taki bir İngiliz hava üssünün insansız hava aracıyla vurulmasının ardından İngiltere’de tartışmaların daha çok üssün neden yeterince korunmadığına odaklandığını belirtti.
Habere göre, ancak Kıbrıs’ta tepkilerin odağında farklı bir soru yer alıyor: “Britanya’nın adada neden hâlâ askeri üsleri var?”
Haberde, saldırının Britanya Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait RAF Akrotiri üssünü hedef aldığı ve olayın Kıbrıs’ta hem güvenlik hem de egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdiği belirtildi.
Yerel bir sakin olan Melanie Steliou, DeClassified UK’ye yaptığı açıklamada yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Dün gece hiç uyumadık. Siren sesleri hiç susmadı. Oğlum bugün okula gitmedi çünkü okulu üssün hemen yanında.”
Steliou, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarında İngiliz üslerini kullanabileceğini açıklamasına da tepki göstererek, “Doğal olarak korkuyorum, hayal kırıklığı yaşıyorum ve öfkeliyim. Keir Starmer’ın Kıbrıs’ı hedef haline getirmesine kızgınım.” ifadelerini kullandı.
Habere göre, bazı İngiliz personelin Akrotiri’den tahliye edildiği belirtilirken, adada yaşayan Kıbrıslıların böyle bir seçeneği bulunmuyor. Steliou, bu durumu “sömürgeci zihniyetin mide bulandırıcı bir örneği” olarak nitelendirerek “Bu üs en başından beri burada olmamalıydı” dedi.
İngiliz üsleri ve sömürge tartışması
DeClassified UK’ye göre Steliou, mayıs ayında yapılacak parlamento seçimlerinde sol eğilimli AKEL partisinin desteklediği listeden aday olarak yarışıyor. AKEL şu anda parlamentodaki 56 sandalyenin 15’ine sahip ve İngiliz üslerinin adadan kaldırılmasını savunuyor.
Steliou’nun seçilmesi halinde temsil edeceği Limassol bölgesi, doğrudan RAF Akrotiri üssünün yanında bulunuyor. Haberde, tuz gölü, yaban hayatı merkezi, çiftlikler ve sahil işletmeleri dahil üssün çevresindeki geniş alanın İngiltere kontrolünde olduğu ifade edildi.
İngiltere bu bölgeleri “egemen üs alanı” olarak tanımlıyor. Adanın doğusunda bulunan Dhekelia ile birlikte bu üslerin toplam yüzölçümü yaklaşık 98 mil kare, yani Kıbrıs’ın yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor. DeClassified UK, Britanya’nın 1960’ta Kıbrıs’a bağımsızlık verirken bu üsleri elinde tuttuğunu hatırlattı.
Bölgesel savaşların gölgesinde
Habere göre, Akrotiri’deki saldırının Hizbullah tarafından gönderilen bir drone ile gerçekleştirilmiş olabileceği ve hangarlardan birinin hedef alındığı değerlendiriliyor. Söz konusu hangarda daha önce grup hakkında istihbarat toplayan Amerikan U-2 casus uçaklarının bulunduğu ifade edildi.
Bir ay önce, 25 Ocak’ta Declassified UK’ye konuşan Steliou, Hizbullah’ın şehit lideri Hasan Nasrullah’ın bir zamanlar şu uyarıda bulunduğunu hatırlattı:
“Eğer Kıbrıs, İsrail’in İran’ı bombalamasına yardımcı olmak için tesislerini kullanıma açarsa, Kıbrıs saldırıya uğrar. Bu nedenle bu durum burada yaşayan insanlar için bir tehlikedir.”
Haberde ayrıca, İngiltere’nin Troodos Dağı’ndaki dinleme istasyonunun ABD istihbaratıyla birlikte kullanıldığı ve bölgenin geniş çaplı gözetlenmesine imkan sağladığı ifade edildi.
Troodos’taki üssün yetenekleri 2016 yılına kadar sır perdesiyle kaplıydı; bu yıl Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) muhbiri Edward Snowden, Troodos’ta görevli casusların İsrail’in insansız hava araçları (İHA) verilerini hackleyebileceğini ortaya çıkardı.
Habere göre, 2008 yılında ise İngiliz istihbarat ajansı GCHQ, İsrail’i “bölgenin istikrarı için gerçek bir tehdit” olarak değerlendirmiş ve söz konusu hacklemenin “İran’a yönelik olası herhangi bir önleyici veya misilleme saldırısı için önceden uyarı sağlayabileceğini” düşünmüştü.
Gazze savaşı ve artan tepkiler
DeClassified UK’ye göre son yıllarda Britanya ile İsrail arasındaki askeri iş birliği de güçlendi. 2020’de iki ülke arasında bir askeri anlaşma imzalandı ancak anlaşmanın metni kamuoyuna açıklanmadı.
İsrailli bir özel kuvvetler “gazisinin” DeClassified UK’ye verdiği bilgiye göre bu anlaşma, İsrail ordusunun istihbarat birimi 8200 ile İngiltere’nin sinyal istihbarat kurumu GCHQ arasındaki iş birliğini güçlendirdi.
Steliou, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu, Kıbrıs’ın bu üsler aracılığıyla bölgede yürütülen savaşlara ortak olduğu anlamına geliyor. Bu da doğrudan vatandaşları riske atıyor.”
Haberde ayrıca, İngiltere’nin Gazze savaşı sırasında Akrotiri’den yüzlerce keşif uçuşu gerçekleştirdiği ve bu uçuşların resmi olarak esirleri arama amacı taşıdığı belirtilse de bunun herhangi bir sonuca ulaştığına dair kanıt sunulmadığı aktarıldı.
Steliou bu konuda şu ifadeleri kullandı:
“İsrail ordusuyla iş birliği yapıyorlar. Keir Starmer Kıbrıs’taki üsleri ziyaret ettiğinde ‘Burada yaptıklarınızla gurur duyuyoruz ama dünyaya her şeyi söyleyemeyiz’ demişti. Elbette söyleyemezler; çünkü bunu açıklamak soykırıma ortak olduklarını kabul etmek anlamına gelir.”
“İngiliz üsleri Kıbrıs’ın özgürlüğünü sınırlıyor”
DeClassified UK’nin aktardığına göre, her yıl düzenlenen protestolarda yüzlerce kişi “İngiliz üsleri dışarı” sloganlarıyla RAF Troodos tesisinin önüne yürüdü.
Gençlik örgütü EDON Genel Sekreteri Seviros Koulas protestoda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Kıbrıs’ın savaşların sıçrama tahtası olmasını kabul etmiyoruz. Ülkemizin komşu bölgelerde ölüm yayan savaş makinesinin parçası olmasını kabul etmiyoruz.”
“Gazze savaşına ve Filistin halkının katliamına doğrudan bağlı operasyonlar buradan geçiyor. Tüm bunlar, bölgemiz yanarken ve Ortadoğu kan içinde boğulurken yaşanıyor.” diye ekledi.
Koulas ayrıca, “Bazıları daha fazla savaşa dahil olursak daha güvende olacağımızı söylüyor. Bu bir yalan. Savaşa dahil olmak güvenlik değil, tehlike getirir ve bizi hedef haline getirir.” ifadelerini kullandı.
AKEL milletvekili Marina Nicolaou ise Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides’i eleştirerek, hükümetin dış politikasını “halkın çıkarlarını korumayan omurgasız bir politika” olarak nitelendirdi.
Habere göre, Steliou için mesele doğrudan egemenlik sorunu. DeClassified UK’ye konuşan Steliou sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu üsler Britanya sömürgeciliğinin kalıntısıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sahip olduğumuzu ve özgür olduğumuzu düşünüyoruz. Ama bu üsler Britanya toprağı sayıldığı sürece tamamen özgür değiliz.”