Kıbrıs Rum kesimindeki Trozena köyü, “İsraillilere satıldığı ve halka kapatıldığı” iddialarıyla sosyal medyada tartışma konusu oldu.
YDH - Kıbrıs Rum kesiminde Limasol ile Baf arasındaki Diarizos Vadisi'nde yer alan Trozena (Trozena/Gerovasa-Arsos bölgesi), son günlerde sosyal medyada "İsrailliler tarafından satın alındığı ve halka kapatıldığı" yönündeki iddialarla gündeme oturdu.
Konu, bir sosyal medya kullanıcısının “Trozena köyüne gitmek istedim ama köye girişte güvenlikler vardı. Buranın İsrailliler tarafından satın alındığını söylediler” paylaşımıyla patlak verdi ve kısa sürede hem Kıbrıs Rum kesiminde hem de Türkiye'de yoğun tartışmalara yol açtı.
Bu iddiaların ardından bölgedeki Arsos-Gerovasa/Trozena Topluluk Konseyi, 4 Mayıs 2026 tarihinde resmi bir açıklama yaparak, "Bu raporlar asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır" ifadeleriyle kamuoyundaki endişeleri gidermeye çalıştı.
Sosyal medyada patlayan iddialar: "Köy satıldı, giriş yasak"
Fakat çevresindeki doğal güzellikleri, şelaleleri ve tarihi Trozena Köprüsü ile bilinen bu küçük yerleşimle ilgili söylentiler hızla yayıldı.
Sosyal medyada, köyün tamamının İsrailli bir şirket tarafından satın alındığı, bölgeye girişlerin yasaklandığı ve köyün simgesi olan Ayios Georgios Kilisesi’nin de tehdit altında olduğu öne sürüldü.
Kıbrıs Rum kesiminde yayın yapan Skala Times gazetesine konuşan bir polis memuru, bölgede geniş bir arazinin İsraillilerin mülkiyetine geçtiğini doğrularken, şu kritik uyarıyı yaptı: "Hiç kimse kamusal alana veya bir yola girişi yasaklayamaz. Bu tür bir olay yaşanırsa vatandaşları derhal polisle irtibata geçmeye çağırıyoruz."
Eski milletvekili ve Ekolojistler Birliği Başkanı George Perdikis de konuyu sosyal medyadan gündeme taşıyarak yetkililere çağrıda bulundu.
Perdikis, İsrail bağlantılı bir şirketin Trozena köyünde çok sayıda arsa ve konut satın aldığını, şirketin hem kendi mülkiyetindeki hem de diğer binaları yıktığını öne süren bilgiler edindiklerini aktardı.
Yerel yönetimden yalanlama: "Köy halka açık, kilise güvende"
Arsos-Gerovasa/Trozena Topluluk Konseyi ise söylentilerin tam aksine, köyün tamamen erişime açık olduğunu savundu. Konsey tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Köye girişte herhangi bir yasak veya güvenlik engeli bulunmamaktadır. Ayios Georgios Kilisesi, Paphos Metropolitliği'ne aittir ve yıkım gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir."
Konsey, sosyal medyada dolaşan haberlerin "gereksiz endişe yarattığını" belirterek, erişim engellendiğini düşünenlerin durumu derhal polise bildirmesini istedi.
Muhtar ve konsey yetkilileri, mevcut yatırımın bölgeye turizm ve istihdam getirebileceği yönünde "olumlu" mesajlar verdi.
Yatırımın perde arkasındaki şirket ve İsrail bağlantısı
Ortalığı karıştıran bu iddiaların odağında ise THV Home Resort (Trozena) Ltd adlı bir şirket var. Kamu kayıtlarına göre, 10 Nisan 2023'te Kıbrıs'ta (kayıt numarası ΗΕ 445947) kurulan şirket aktif durumda olup kayıtlı adresi doğrudan Trozena 288, Arsos 4770, Limasol'dur.
Şirketin kamuya açık sicil bilgilerinde hissedarlar net olarak görünmese de yöneticileri arasında Hagit Kertes (aynı zamanda sekreter) ve Uriel Kertesz isimleri yer alıyor. Bu isimler ve bağlantılı diğer Kıbrıs şirketlerindeki (örneğin Pinatas Residence ve Kerteshaz Estates) faaliyetleri nedeniyle proje İsrailli yatırımcılar ile ilişkilendiriliyor.
Şirket, bölgedeki mevcut binaların önemli bir bölümünü (yerel yetkililere göre %70-80 civarı) satın alarak "restorasyon ve canlandırma" çalışmaları yürütüyor.
Projenin en dikkat çekici isimlerinden biri Lin Gold. Trozena Winery'nin CEO'su olan Gold, Hayfa Üniversitesi'nde eğitim almış, İsrail ve Avustralya'da şarapçılık deneyimi bulunan, uluslararası şarap yarışmalarında ödüller kazanmış bir profesyonel olarak biliniyor.
Bu durum, projenin İsrail bağlantılı algısını güçlendiren unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Projenin resmi internet sitesinde "Geçmişle geleceği buluşturma" mottosuyla sürdürülebilir tarım, ekoturizm ve yerel mirasın korunması vurgusu yapılırken, hedefin agroturizm, konaklama tesisi ve özellikle şarapçılık olduğu belirtiliyor.
Tartışmaların kökeni: Kıbrıs-İsrail ilişkisinin tarihsel arka planı
Peki, bu kadar sert tepkinin sebebi ne? Analizler, gözle görülür restorasyon ve inşaat faaliyetlerine (temizlik, bina onarımları, iş makineleri) bazı ziyaretçiler tarafından gösterilen bu tepkilerle birlikte, Kıbrıs'ta son yıllarda özellikle İsrailli yatırımcıların mülk alımlarının artmasının tetiklediği "demografik değişim" ve "kapalı getto" endişelerine işaret ediyor.
Aslında Trozena, 20. yüzyıl ortalarında yaklaşık 130 nüfusa sahip, ağırlıklı olarak Yunan asıllı Kıbrıslı Rumlar'ın yaşadığı küçük bir köydü. 1960'lardan itibaren altyapı yetersizliği ve kırsaldan kente göç nedeniyle nüfus azalmaya başladı. 2001 itibarıyla köy büyük ölçüde boşalmış, bugün ise bölgede sadece 1885'te inşa edilen tarihi Ayios Georgios Kilisesi ve doğal güzellikler ayakta kalmış durumda.
Ancak Trozena vakası, Kıbrıs-İsrail ilişkilerinin çok daha derin ve tarihsel bir arka planının sadece küçük bir yansıması. Bu bağlamda, konuyu tarihsel ve stratejik boyutlarıyla ele alan önemli analizler bulunuyor.
Siyonist harekette Kıbrıs hayali: Herzl'den günümüze
Profesör Joseph Massad'ın Middle East Eye'da yayınlanan “Kıbrıs: İlk Siyonist koloniden İsrail'in askeri üssüne” başlıklı makalesi, adanın Siyonist proje içindeki yerini tarihsel olarak ele aldı. Massad, Kıbrıs'ın bir Yahudi kolonizasyonu olma sürecini ve geldiği noktada bir İsrail askeri üssüne dönüşümünü detaylandırdı.
Benzer bir çerçeveyi İsrail gazetesi Yedioth Aharonot'ta Yoel Rappel imzalı “Kıbrıs: Unutulmuş bir Yahudi kolonisinden bugünkü İsrail yerleşimine” (8 Kasım 2023) başlıklı makale de çiziyordu.
Rappel'e göre, Siyonist aktivist David Trietsch, 1899'daki Üçüncü Siyonist Kongre sırasında Theodor Herzl'e, Yahudi devletinin ilk olarak Kıbrıs'ta kurulmasını önerdi.
Trietsch, "Yahudiler Avrupa'nın yerleşime elverişli topraklarına sığınmamalı... Kıbrıs Yahudi yerleşimi için en uygun yerdir" diyordu. Herzl bu fikri onaylasa da Kongre yönetimi tarafından reddedildi. Ancak Herzl, Kıbrıs'ı daha sonra asıl hedef olan Filistin topraklarına ulaşmak için bir "sıçrama tahtası" ve "koz" olarak görmeye devam etti.
Rappel, Herzl'in şu sözlerine yer veriyordu: "Adada toplanacak ve bir gün İsrail Topraklarına gidip, tıpkı bizden alındığı gibi, onu zorla geri alacaktık."
Massad'ın da belirttiği gibi, "adanın kolonileştirilmesi Siyonist projeye bir alternatif olmaktan ziyade onun bir parçası olacaktı."
Demografik değişim: 300 kişiden 12 bine
Yoel Rappel'e göre, adadaki en önemli demografik değişim 21. yüzyılda yaşandı. 2003'te Kıbrıs'taki Yahudi cemaati sadece 300-400 kişiyken, yirmi yıl sonra bu sayı 12 bini aştı.
Şu anki aylık artış oranının 250-300 kişi olduğu, yani yılda 3 binden fazla İsraillinin Kıbrıs'a taşındığı belirtiliyor.
Ayrıca, her yıl yaklaşık 5 bin İsrailli çiftin Kıbrıs'ta resmi nikâhla evlendiği, bunlardan yüzünün de Hahambaşılık koordinasyonunda dini nikâh kıydığı ifade ediliyor.
Tarihsel olarak, 1930'lardan itibaren İsrailli tarım grupları Güney Kıbrıs'ta narenciye bahçeleri kurdu. En önemlisi, Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un büyükbabası Simcha Ambash tarafından yönetilen grup, 1933'ten 1973'e kadar Limasol batısında faaliyet gösterdi. Ayrıca, İngiliz yönetimi sırasında Yahudi göçmenler için kurulan toplama kamplarında (yaz ve kış kampları) yaklaşık 2 bin çocuk dünyaya geldi. Bu durum, Rappel'e göre İsrail tarihi için önemli bir dönüm noktasıydı.
Günümüzde yükselen tepkiler: "Durum Filistin'de yaşananlara benziyor"
Kıbrıs'ta İsrailli yatırımcıların artan gayrimenkul alımları, benzeri görülmemiş bir halk öfkesi ve Siyonizm karşıtı tepkilere neden oluyor.
Yedioth Ahronoth'a göre, Kıbrıslı siyasi ve medya çevreleri "toprakları kontrol altına almaya yönelik organize bir plan" olduğu uyarısında bulunuyor. Ülkede derinleşen konut kriziyle birlikte vatandaşlar arasında "İsraillilerin her şeyi satın aldığı" sözleri yaygınlaşıyor.
Tartışmalar, ana muhalefet partisi solcu AKEL'in düzenlediği bir konferansta zirveye ulaştı. Parti Genel Sekreteri Stefanos Stefanou, "Durum, arazilerin yavaş yavaş ele geçirildiği tarihi Filistin'de yaşananlara benziyor" ifadelerini kullandı.
Stefanou, İsraillilerin özellikle hassas altyapıların yakınındaki stratejik bölgelerde mülk satın almasını, kapalı yerleşim alanları, dini okullar ve sinagoglar kurmasını "büyüyen bir ulusal güvenlik tehdidi" olarak nitelendirdi.
AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanou, konuyu daha da netleştirerek şu uyarıyı yaptı: "Eğer şimdi etkili önlemler alınmazsa, bir gün bu ülkenin bize ait olmadığını göreceğiz."
Stefanou, eleştirilerinin etnik kökene değil, egemenlik ve kontrolsüz toprak satışlarına yönelik olduğunu, antisemitizm suçlamalarını ise eleştirileri bastırmak için kullanılan tanıdık bir taktik olarak reddetti.
Sosyal medyada "Topraklarımızı çalıyorsunuz" tepkisi
Sosyal medya platformlarında İsrail karşıtı videolar yayılmaya başladı. Videolarda, aşırı dindar Yahudi gruplara mensup kişilerin İsrail aksanıyla Kıbrıs'ta mülk satın almaktan bahsettikleri ve "Tanrı'nın İsrail'den sonra adayı kendilerine vaat ettiğini" iddia ettikleri görülüyor.
Bazı videolarda "Evlerimizi neden çalıyorsunuz?" sorusuna bir kişinin, "Biz almazsak başkaları alacak" yanıtını verdiği duyuluyor.
Resmi rakamlar Kıbrıs'ta daimi olarak yaklaşık 2 bin 500 İsrailli yaşadığını gösterse de, birçoğunun Avrupa pasaportuyla giriş yapması nedeniyle gerçek sayının 12 bin ila 15 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.
Yargıya yansıyan bir vaka: Şimon Aykut davası
Kıbrıs yargısı, İsrailli iş insanı Şimon Aykut'u Kuzey Kıbrıs'ta yasa dışı arazi geliştirme suçlamasıyla beş yıl hapis cezasına mahkum etti. 74 yaşındaki Aykut, kendisine yöneltilen 40 ayrı "yasa dışı mülk edinme" suçlamasını kabul etti.
Dava, adanın 1974'teki bölünmesinden bu yana çözülemeyen mülkiyet anlaşmazlıklarını merkezine alıyor.
Savcılık, Aykut'la bağlantılı bir şirketin, 1974 öncesinde çoğunlukla Rumların yaşadığı kuzey kıyılarında yaklaşık 40 mülk üzerinde lüks konut projeleri geliştirdiğini açıkladı. Aykut'un ailesi ve Kuzey Kıbrıs makamları ise davanın siyasi saiklere dayandığını savunuyor.
Enerji denkleminde İsrail-Kıbrıs işbirliği: Tartışmalı boru hattı
İngiliz enerji şirketi Energean, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail lehine işletilen Kariş, Tanin ve Katlan doğal gaz sahalarından Kıbrıs'a doğal gaz taşıyacak 4 milyar dolarlık bir boru hattı inşa etmeye hazırlanıyor.
Proje, yalnızca hükümet onayı gerektiriyor ve Kıbrıslı enerji şirketi Cyfield da girişimi desteklediğini duyurdu.
Eğer proje hayata geçirilirse, Kıbrıs, İsrail işgali altındaki denizlerden gaz ithal eden ilk Avrupa ülkesi olacak.
Eleştirmenler, boru hattının "İsrail'in işgal altındaki sulardaki kaynaklar üzerindeki kontrolünü güçlendirdiğini" ve Filistin haklarını ihlal ettiğini belirtiyor.
Energean CEO'su Mathias Rigas ise projeyi savunarak, "Teklifimiz, Kıbrıs'ın enerji izolasyonunu azaltmak için pratik ve etkin bir çözüm sunuyor" dedi.
Askeri işbirliği: RAF Akrotiri ve üçlü ittifak
Gazze'deki savaş sırasında İngiltere, Kıbrıs'taki RAF Akrotiri üssünü İsrail'in Gazze'de istihbarat toplamasına yardımcı olan gözetim görevleri için kullandı.
Kıdemli İngiliz askeri kaynaklar, İsrail F-35 uçaklarının RAF Akrotiri'de "teknik destek" alabileceğini doğruladı.
Ayrıca İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü işbirliği, ortak tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve ileri düzey operasyonel uyumluluk programlarını kapsayacak şekilde derinleşti. Kıbrıs, İsrail yapımı hava savunma sistemleri ve Tavor tüfekleri gibi askeri teçhizat da satın alıyor.