PDF olarak indirmek için yazdırma penceresinde hedef olarak “PDF olarak kaydet” seçeneğini işaretleyin.
İsrail'de 26. Knesset seçimlerinin ardından ne Netanyahu hükümeti kurabilecek çoğunluğa ulaştı ne de değişim bloğu iktidarı devirebildi; tarafların birbirini engellediği siyasi tabloda erken seçim, birlik hükümeti ve Knesset yönetimini ele geçirme girişimleri gündeme geldi.

YDH ― İsrail'de 26. Knesset seçimleri, iki siyasi bloğun da istemediği bir tabloyla sonuçlandı.
Ne Netanyahu'nun liderliğindeki blok hükümet kurmak için gereken çoğunluğa ulaştı ne de Gadi Eisenkot liderliğindeki değişim bloğu iktidarı devirebildi.

Netanyahu'nun seçimdeki en önemli başarısı, değişim bloğunun kendisini görevden uzaklaştıracak 61 sandalyeye ulaşmasını engellemek oldu.
Ancak kendisi de hükümet kurmak için gereken 61 milletvekilinin desteğini alamadı. Değişim bloğu Netanyahu'nun çoğunluğu elde etmesini önledi ama seçime girerken belirlediği temel hedefe, iktidarı değiştirmeye ulaşamadı.
Ortaya çıkan sonuç siyasi açıdan bir paradoks yarattı. İki taraf da birbirinin önünü kesti ancak hiçbiri kazanamadı.
Her iki blok da diğerinin hükümet kurmasını engelleyebilecek konumda bulunuyor. Bu durum, İsrail'i uzun süreli bir siyasi krize sürükleyebilir.
Netanyahu, Likud'un İsrail'in en büyük partisi olarak kalmasını başarı sayabilir.

Ancak seçimlerin asıl ölçütü bir partinin kaç milletvekili çıkardığı değil, hükümet kurabilecek çoğunluğu sağlayıp sağlayamadığı.
Netanyahu cephesinin en büyük stratejik başarısızlığı da ittifak bloğunu yönetme biçiminde ortaya çıktı.
Bununla birlikte Netanyahu'nun elinde önemli bir avantaj var: Zaman. Yeni bir hükümet kurulmadığı sürece geçiş hükümetinin başında kalmayı sürdürecek. Bu nedenle yeni bir seçime gidilmesi, Netanyahu açısından mutlaka katlanılamaz bir tehdit anlamına gelmiyor.
Netanyahu önümüzdeki süreçte değişim bloğunu dağıtmaya çalışabilir. Naftali Bennett'i veya başka siyasi aktörleri kendi yanına çekmek için girişimlerde bulunabilir.
Arap partileriyle iş birliği yapacak isimler üzerindeki toplumsal baskıyı artırabilir. Bu girişimlerin sonuç vermemesi durumunda ise yeni bir seçim için hazırlıklara başlayabilir.
Gadi Eisenkot liderliğindeki değişim bloğunun seçim performansı daha karmaşık bir tablo ortaya koydu. Blok, örgütlenme açısından önemli bir başarı elde etti. Dört parti seçim barajını aşarken ciddi bir oy kaybı yaşanmadı.
Ancak asıl soru, partilerin değişim bloğunun tabanını genişletmek için yeterince çaba gösterip göstermediği. Yoksa ağırlıklı olarak zaten blokta yer alan seçmenlerin oylarını kazanmak için mi mücadele ettiler?
Naftali Bennett ile Yair Lapid arasındaki siyasi ittifak, Bennett'in Netanyahu'ya karşı sağdan bir alternatif olarak öne çıkma kapasitesini bir ölçüde zayıflattı.

Eisenkot'un en büyük parti olma hedefiyle yürüttüğü kampanya, liderliğini güçlendirmesine katkı sağlamış olsa da blok içindeki rekabeti artırdı ve dikkati muhalefet tabanını genişletme mücadelesinden uzaklaştırdı.
Yair Golan'ın Arap partilerine yönelik tutumu da değerlendirilmesi gereken başlıklardan biri.
Golan'ın Balad Partisi lideri Sami Ebu Şehade'nin seçimlere katılmasının engellenmesini desteklemesi nedeniyle en az iki milletvekilliği kaybettiği tahmin ediliyor.

Bununla birlikte bu hataların hiçbiri tek başına seçim sonuçlarını değiştirecek nitelikte olmayabilir.
Değişim bloğunun temel sorunu daha derindi. Blok, askerlik, 7 Ekim olaylarını soruşturacak devlet komisyonunun kurulması ve Netanyahu yönetiminin sona erdirilmesi konularında seçmene açık mesajlar verdi.
Ancak güvenlik ve ülkenin geleceğiyle ilgili temel meselelerde ortak ve ikna edici bir yaklaşım ortaya koymakta zorlandı.
Ayrıca Arap partileriyle siyasi iş birliği konusunda net bir tutum belirlemekten kaçındı. Oysa İsrail'deki demografik ve siyasi gerçekler, bu meseleyi er ya da geç ele almak zorunda bırakıyor.
Değişim bloğu bu konuda yıllar öncesinden stratejik bir çalışma yürütseydi, bugünkü seçim sonuçlarının ardından çok daha farklı bir konumda olabilirdi.
İlk bakışta birlik hükümeti, seçimlerin ardından ortaya çıkan siyasi çıkmazın en doğal çözümü gibi görünüyor. Ancak böyle bir hükümetin kurulması son derece zor. Zira Değişim bloğunun liderleri seçime Netanyahu'yu iktidardan uzaklaştırmak amacıyla girdi.
Şimdi Netanyahu'nun başbakanlığında kurulacak bir hükümete katılmaları, seçmenlerinin önemli bir bölümü tarafından temel seçim vaatlerine ihanet olarak görülebilir.

Netanyahu ise Eisenkot yerine Bennett'le anlaşmayı tercih ediyor. Böylece kendi doğal siyasi ortaklarını koruyabileceğini düşünüyor.
Netanyahu, fırsat bulduğu anda yeni bir seçime gitmekten ve Bennett'i siyasi açıdan tasfiye etmeye çalışmaktan memnuniyet duyabilir.
Üstelik Bennett'in partisinde ve çevresinde yer alan isimler de Netanyahu'yu iktidardan uzaklaştırmak amacıyla siyasete girdi. Bu nedenle Netanyahu'yla ortaklık kurmanın başarılı olmayacağından ve Bennett'in bunun ağır siyasi bedelini ödemek zorunda kalacağından endişe ediyorlar.
Dolayısıyla birlik hükümeti hâlâ ihtimaller arasında bulunuyor. Ancak bu seçeneğin hayata geçmesi için tarafların henüz vermeye yanaşmadığı tavizler gerekiyor. Dahası, böyle bir hükümetin kurulabilmesi için değişim bloğundaki tek bir partinin katılımı da yeterli olmayabilir.
Hükümet kurma ihtimalinin şimdilik uzak görünmesi üzerine değişim bloğu başka bir yolu değerlendiriyor. Bu plana göre yeni hükümetin kurulmasını beklemek yerine, Knesset'teki güç dengelerini şimdiden değiştirmeye çalışacaklar.
Gündemdeki en önemli hamle, parlamentoda gerekli çoğunluğun sağlanması hâlinde Knesset Başkanı Amir Ohana'yı görevden alarak yerine başka bir ismi getirmek.
Böyle bir değişiklik, değişim bloğuna Meclis'in gündemini belirleme, komisyonların yapısını şekillendirme ve yasa tekliflerini ilerletme konusunda önemli bir güç kazandırabilir.
Bu çerçevede gündeme gelebilecek başlıklar arasında yeni bir askerlik yasası, 7 Ekim olaylarını soruşturacak devlet komisyonunun kurulması ve yargı darbesi kapsamında çıkarılan bütün yasaların iptali bulunuyor. Bu yasalar arasında, başsavcının görevden alınmasının önünü açması beklenen başsavcılık yasası da yer alıyor.
Böylece değişim bloğu, hükümet kuramasa bile ülkede yeni bir siyasi tablo oluşturmayı hedefliyor.
Bu planın hayata geçmesi kolay görünmüyor ve oldukça kırılgan bir zemine dayanıyor. Ancak henüz gündemden düşmüş değil.
Değişim bloğundaki partiler ile Ra'am'ın toplam 56 milletvekili bulunuyor. Netanyahu bloğunun sandalye sayısı ise 53. Önümüzdeki haftalarda özellikle Ra'am'a karşı yürütülen kampanyanın giderek sertleşmesinin nedeni de bu aritmetik.
Netanyahu da seçim sonrasına yönelik planını devreye sokmaya başladı. Bu planın merkezinde, Arap partileriyle kurulacak her türlü siyasi iş birliğini gayrimeşru göstermeye yönelik bir kampanya bulunuyor.
Netanyahu, Arap partileriyle iş birliğini ihanet ve seçim sonuçlarının çalınması olarak sunmaya çalışacak. Böylece değişim bloğunu kendi içinde parçalamayı hedefleyecek.
Bu kapsamda Bennett'i veya Yaşar Partisi'nden bazı milletvekillerini yanına çekmeye çalışabilir.
Özellikle kamuoyu baskısının artmasıyla bu baskıya direnemeyecek isimleri hedef alabilir. Bütün bu girişimler sonuçsuz kalırsa yeniden seçime gitme seçeneğini gündeme taşıyabilir.
Değişim bloğu, yeniden seçime gidilmesinin kendilerine daha iyi bir sonuç getireceğinin garantisi bulunmadığının farkında.
Önceki seçimde yapılan bazı hatalar düzeltilebilir. Ancak mevcut siyasi çıkmaza yol açan ideolojik ve demografik ayrılıkların birkaç ay içinde ortadan kalkacağını düşünmek için herhangi bir neden yok.
Netanyahu ise yeni hükümet kurulana kadar geçiş hükümetinin başında kalabilir ve olası bir seçim öncesinde siyasi konumunu güçlendirmeye çalışabilir. Ancak yeniden seçim onun açısından da ciddi bir risk taşıyor.
Seçime hangi koşullarda girildiğini bilmek mümkün olsa da sandıktan nasıl bir sonuç çıkacağını önceden kestirmek zor. Bu nedenle yeni seçim ihtimali, tarafların hemen ilan etmek istemediği bir seçenek olsa da müzakerelerde önemli bir pazarlık aracına dönüşecek.
Seçimlerin ortaya koyduğu en önemli sonuç belki de bu: İsrail'deki siyasi kriz sona ermedi, yalnızca biçim değiştirdi.
Önümüzdeki haftalarda tarafların zaman kazanmaya çalışmasına, hükümeti kurma görevi için yürütülecek mücadeleye, siyasi partiler ve milletvekilleri üzerindeki baskılara tanık olabiliriz.
Hatta yeni bir hükümet kurulmadan önce Knesset üzerindeki kontrolü değiştirmeye yönelik girişimler de gündeme gelebilir.
Bütün bu siyasi çekişmeler sürerken İsrail, güvenlik, ekonomi ve toplumsal alandaki sorunlarıyla da uğraşmaya devam edecek.
Bu sorunların başında İran'la yeniden tırmanabilecek gerilim, askerlik meselesi, bütçe ve halkın devlet kurumlarına duyduğu güvenin yeniden tesis edilmesi geliyor.
Asıl sorun da burada ortaya çıkıyor. Netanyahu seçimleri kazanamadı, değişim bloğu onu iktidardan uzaklaştıramadı.
Her iki taraf da zamanın kendi lehine işleyeceğine inanıyor. Ancak İsrail'in, taraflardan birinin ilk geri adımı atmasını bekleyecek kadar geniş bir hareket alanı bulunmuyor.