
YDH- Suriye'deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideri Colani'nin Washington'a yapması planlanan ziyaret, ABD ile yaşanan görüş ayrılıkları nedeniyle ertelendi.
Diplomatik kaynaklara göre ertelemenin arkasında iki temel başlık bulunuyor:
1- Suriye'deki yabancı savaşçıların geleceğine ilişkin anlaşmazlıklar,
2- Washington'un HTŞ rejimine Lübnan dosyasında daha aktif rol üstlenmesi yönündeki baskısı.
ABD yönetimi, Suriye'ye yönelik savunma desteğini ülkedeki yabancı unsurların silahsızlandırılması şartına bağlarken, HTŞ rejimi sahada yürütülen entegrasyon süreçlerinde ciddi zorluklarla karşı karşıya bulunuyor.
Colani'nin yabancı militanları orduya entegre etme planı, askeri gruplar içindeki itirazlar ve militanları ile yeni rejim arasındaki gerilimler nedeniyle beklenen sonucu vermedi.
Sayıları yaklaşık 1500 ile 3000 arasında tahmin edilen Özbek militanlar, 4 Haziran 2026 tarihinde yayımladıkları bildiride, Savunma Bakanlığı veya düzenli ordu saflarına katılmayı reddettiklerini açıkladı.
Bildiride, halihazırda bakanlık bünyesindeki 84. Tümen'e katılmış olan bazı unsurların da ayrılmayı düşündüğü belirtildi.
Özbek gruplar ayrıca geçiş yönetimini, bazı yabancı savaşçıları IŞİD bağlantısı iddiasıyla Türkiye dahil kendi ülkelerine iade etmekle suçladı.
✦───────────✦
HTŞ-İsrail barış sürecinde çerçeve dramatik seviyede netleşti
✦───────────✦
Ancak taraflar arasındaki asıl gerilim başlığını Lübnan ve Hizbullah dosyası oluşturuyor.
Washington yönetiminin son aylarda HTŞ'yi Lübnan dosyasına dahil etmeye çalıştığı, buna karşılık Colani ve çevresinin böyle bir rol üstlenmek istemediği ifade ediliyor.
Kaynaklara göre bu isteksizliğin nedenleri arasında Suriye güçlerinin "İsrail adına savaşıyor" görüntüsü vermek istememesi, Türkiye'nin olası bir müdahaleye sıcak bakmaması ve Lübnan'da ortaya çıkabilecek öngörülemeyen sonuçlar yer alıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, G7 Zirvesi sırasında ve sonrasında verdiği röportajlarda İsrail'in Hizbullah'a karşı yürüttüğü operasyonları eleştirerek, bu görevin HTŞ tarafından üstlenilebileceğini ima etti.
Trump, NBC News'e yaptığı açıklamada İsrail'in "daha hassas saldırılar" gerçekleştirmesi gerektiğini söylerken, "Buna yardım edebiliyoruz ya da Suriye'yi tavsiye edebiliyoruz" ifadelerini kullandı.
Aynı röportajda Colani'yi "kısa sürede çok iyi işler başaran bir lider" olarak tanımlayan Trump, Suriye'nin Lübnan meselesinde yardımcı olmaya istekli olduğunu öne sürdü.
Trump daha sonra yaptığı açıklamalarda, İsrail'in Hizbullah'a karşı hedeflerine sivil kayıplar oluşturmadan ulaşamaması halinde bu görevi Colani'nin üstlenebileceğini dile getirdi.
Diplomatik kaynaklar ise bu söylemlerin yalnızca siyasi bir mesaj olmadığını, geçmişte HTŞ rejiminin Amerikalılara Hizbullah'la mücadele gerekçesiyle Lübnan'a müdahale etmeyi teklif ettiğine ilişkin raporlar bulunduğunu aktarıyor.
El-Ahbar'a konuşan Beyrut merkezli üst düzey bir Arap diplomat, HTŞ'nin bir süre önce ABD tarafına Hizbullah'la mücadele kapsamında Lübnan'a girme önerisinde bulunduğunu doğruladı.
Aynı kaynak, Colani'nin böyle bir senaryoda sahadaki yabancı savaşçıları kullanmayı planladığına dair istihbarat bilgilerinin bulunduğunu öne sürdü.
Trump'ın daha sonra Colani'nin Hizbullah'la savaşmak için Lübnan'a girmeye istekli olduğunu açıkça dile getirmesi dikkat çekti. Buna karşın Şam yönetiminden söz konusu iddialara ilişkin yeni bir açıklama yapılmadı.
Reuters'ın beş farklı kaynağa dayandırdığı haberine göre Washington, Hizbullah'ın silahsızlandırılması amacıyla HTŞ'yi Doğu Lübnan'a asker göndermeye teşvik ediyor.
✦───────────✦
Trump’tan Colani ve Netanyahu’ya ‘güvenlik anlaşması’ baskısı
✦───────────✦
Kaynaklar, bu planın ilk kez geçen yıl ABD ve HTŞ temsilcileri arasında görüşüldüğünü, daha sonra İran'a karşı bölgesel gerilimin yükseldiği dönemde yeniden gündeme geldiğini belirtiyor.
Ancak HTŞ, mezhepsel gerilimleri tetikleme ve daha geniş çaplı bir bölgesel savaşa sürüklenme riskleri nedeniyle bu öneriye temkinli yaklaşıyor.
El-Ahbar'a konuşan kaynaklar, Ankara'nın yaklaşımıyla Colani'nin tutumunun büyük ölçüde örtüştüğünü belirtiyor.
Buna göre HTŞ rejimi önceliğini ülke içindeki istikrarın sağlanmasına verirken, Lübnan'a yönelik herhangi bir askeri girişimi sonuçları belirsiz bir macera olarak değerlendiriyor.
Bölgesel aktörler de olası bir müdahale senaryosuna mesafeli yaklaşıyor.
Suudi Arabistan'ın Lübnan ile Suriye arasında gerilim yaşanmasını önlemek amacıyla yeni askeri koordinasyon kanalları kurduğu belirtilirken, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin HTŞ'nin geçmişi nedeniyle temkinli bir tutum izlediği ifade ediliyor. Irak'ta ise Bağdat ile Şam arasındaki ilişkiler genel olarak sürdürülebilir görünse de Haşdi Şabi çevrelerinden gelen müdahale tehditlerinin tansiyonu yükselttiği değerlendiriliyor.
Bu senenin başında, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdurrahman, bölgedeki güvenlik tehditlerinin hızla tırmandığını belirterek, Suriye’deki hapishanelerden terörist unsurların kaçması ve serbest bırakılması nedeniyle IŞİD kaynaklı en büyük tehlikenin Lübnan’dan ziyade Irak’a yöneldiği uyarısında bulundu.
Bazı IŞİD unsurlarının Lübnan’a yönelmiş olabileceğine dair işaretler bulunduğunu kaydeden Abdurrahman, ancak son dönemde Suriye’deki hapishanelerden çok sayıda teröristin kaçmasının Irak’a yönelik riski doğrudan artırdığını ve bunun bölgesel güvenlik açısından açık ve doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Abdurrahman, Hizbullah ile yaşanabilecek herhangi bir askeri çatışmanın, Suriye'deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün lideri Colani’ye uydurma siyasi ve güvenlik gerekçeleriyle müdahale alanı açabileceğini dile getirdi.
Açıklamalarında Colani'ye de değinen Abdurrahman, bu yapının Suriye içindeki çatışmalar ve sivillere yönelik ağır ihlaller nedeniyle ABD, İsrail ve Türkiye’den fiilî bir yeşil ışık alarak faaliyet yürüttüğünü savundu.
Colani'nin Suriye sınırları dışında bölgeyi mezhepsel bir savaşa sürüklemesinin ise çatışmanın tüm bölge ülkelerini kapsayacak şekilde genişlemesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
✦───────────✦
İsrail-HTŞ rejiminden, İran ve Hizbullah’a karşı ortak mücadele planı
✦───────────✦
Bu örgütle bağlantılı milislerin, uluslararası alanda dikkat çekici bir sessizlik ortamında yaygın suçlar işlediğini ifade etti.
Türkiye’nin yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini iddia eden Gözlemevi, Paris’te İsrail-HTŞ anlaşmasının da Ankara tarafından onaylandığını iddia etti.
[video]
İsrail cephesinde ise farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
El-Ahbar'ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre Tel Aviv yönetimi, Suriye'nin Hizbullah'la mücadele gerekçesiyle dahi olsa Lübnan'a müdahale etmesine resmi meşruiyet vermeye yanaşmıyor.
İsrail ordusu Suriye topraklarına yönelik saldırılarını sürdürürken, HTŞ ile açık bir anlaşmadan da kaçınıyor.
Bu süreçte İsrail ordusu işgal altındaki Golan Tepeleri üzerinden Lübnan'ın güneyine yönelik nadir bir sınır ötesi operasyon gerçekleştirdiğini duyurdu.
İsrail'in açıklamasına göre elit Alpinist Birliği, Suriye topraklarından geçerek Şeba Çiftlikleri bölgesinde keşif ve istihbarat faaliyetleri yürüttü.