Son Dakika
İnşa

… Ve Hayber Yakındır

18 Ağustos 2006 Bu sayfayı yazdır

Hendek savaşı “Ahzab=hizipler, partiler, gruplar” savaşı olarak da bilinir.

… Ve Hayber Yakındır
… Ve Hayber Yakındır YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

Hendek savaşı “Ahzab=hizipler, partiler, gruplar” savaşı olarak da bilinir. Çünkü daha yeni zuhur etmiş İslam dinini ortadan kaldırmak, bu dinin takipçilerini yenilgiye uğratmak için eziyet, işkence, sürgün, ekonomik ambargo, terör, aşağılama, evlere saldırı, zindanlara tıkma vb gibi akla gelebilecek her türlü yaptırıma başvuran zamanın müşrik ve mustekbir çevreleri bu teşebbüslerinin İslam’ın yayılması karsısında sonuç veremediğini görünce yeni bir yola başvurdular.

 

İslam’ın yayılmasını kendi çıkarlarına aykırı bulan bu çevreler Arap yarımadasının çeşitli kesimlerindeki İslam karşıtı bütün kabile, grup ve toplulukları bir araya toplamak suretiyle Medine şehrinde İslam Peygamberi (s.a.a) etrafında toplanmış olan Müslümanların kökünü temelden kazımak amacıyla tam teçhizatlı güçlü bir ordu kurdular.

 

Haber Medine’ye ulaştığında çareyi direnişte gören Müslümanlar şehir etrafına hendekler kazıp savunmaya geçme metoduna başvurdular. Çünkü müşriklerin tam teçhizatlı ordusu karsısında sayı olarak az ve zayıftılar.

  

Müşrikler kazılan hendeklerle karsılaştıklarında bile savaşın sonucundan emin olarak Müslümanların işini bitireceklerinden zerre kadar şüphe duymuyorlardı. Çünkü o dönemde bir zafer için askeri teçhizat ve asker sayısı gibi gerekli bütün şartlar, onların lehineydi ve savaş planları da zaferi müjdeliyordu…

 

Meşhur Arap kahramanı “Amr ibn Abdu Vudd” atıyla hendek üzerinden atlayıp Müslümanlara meydan okumaya başlayınca Ali (a.s) onun karşısına çıktı. Ali’nin Amr karşısında hayatta kalacağına dost- düşman, hiç kimse en küçük bir ihtimal bile vermiyordu. Ali ile Amr’ın mücadelesi başladığında Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bugün bütün bir İslam, bütün bir küfürle çatışmaya girmiştir…” Bu oldukça hayret verici bir ifadeydi, çünkü Müslümanlardan sadece Ali ve müşriklerden sadece Amr meydandaydı, öyleyse bütün bir İslam ve bütün bir küfür niçin?!...

 

Bu mücadelede Arapların ünlü ve mağrur savaşçısı, Ali’nin (a.s) darbesiyle ortadan kaldırıldı. Küçük İslam birliğinden yükselen Allahu Ekber sedalarıyla müşriklerin büyük ordusundan yükselen hayret naraları birbirine karıştı. Bu savaşta Resulullah’ın (s.a.a) şu sözü tarihe mal oldu: “Ali’nin Hendek günü vurduğu darbenin değer ve önemi, bütün alemdeki insanların ve cinlerin ibadetlerinden daha üstündür”… Niçin acaba?!

 

Hizbullah’ın dünyanın bütün müstekbir güçlerine karşı sürdürdüğü 33 günlük savaş ve kaydetmiş olduğu hayret verici zaferin Hendek savaşıyla birçok benzer yanları vardır ve mevcut alametler bu savaşın da Hendek savaşı sonrasındaki zaferlere benzer sonuçlar doğuracağı müjdesini vermektedir. Bu bir arzudan öte cereyan eden gelişmelerden çıkarılan inkar edilmesi zor bir gerçektir.

 

Hizbullah bu 33 günlük savaşta dünyanın bütün müstekbir güçleriyle savaştaydı, aynen Hendek veya Ahzab (gruplar) savaşında olduğu gibi… ABD, İsrail, Avrupalı müttefikleri, Arap ülkelerindeki bazı uzlaşmacı liderler ve dünyanın her yanındaki destekleyicileri savaşın başında en fazla üç gün içerisinde Hizbullah’ın tamamen mahvedilip ortadan kaldırılacağına kesin gözüyle bakıyor ve bir sonraki aşamadaki planlarını bunun üzerine yapıyorlardı, aynen müşriklerin Hendek savaşı öncesi planladıkları gibi…

 

Amerikalı ve İsrailli yetkililerin ifşa ettikleri üzere ABD ve müttefikleri kendilerine rakip olarak gördükleri İslami uyanışın kökünü kazımak doğrultusunda Hizbullah’ı mahvetmeyi ilk adım olarak görüyorlardı. Bunun için “bütün bir küfür bütün bir İslam’la” savaşmak için meydana çıkmıştı, Hendek savaşında olduğu gibi…

 

Hizbullah’ın İsrail’e indirdiği bu ağır darbe, başını ABD’nin çektiği uluslararası sulta düzeninin heybetini ve askeri çadırının direğini yıktı, aynen Ali’nin Hendek savaşında müşriklerin kabadayısını yere serip, şirk ordusuna ağır bir ders verdiği gibi.

    

Hendek savaşı, tarihçilerin aktardığına göre bir aydan birkaç gün fazla veya birkaç gün az sürmüştür. Bu süre zarfında şirk ordusunun okları ve mızrakları günlerce kuşatma altındaki küçük İslam topluluğunun üzerine yağdı, Müslümanlara azık ve su ulaşımı engellendi ve… Ancak Müslümanların eşsiz direnişi karşısında başarı elde edemeyen büyük şirk ordusunu yorgunluk, yeis ve korku sarınca çareyi kuşatmayı bırakıp Mekke’ye ve kendi bölgelerine geri dönmekte buldular…

 

İlginçtir ki Hizbullah’ın son savaşı da Hendek savaşındakine yakın bir süre, yani 33 gün sürdü ve bu süre zarfında kuşatma, bombardıman, gıda ve ilaç yollarının kapatılması ve özetle Hizbullah’ı dize getirmek için ABD ve İsrail tarafından vahşetin her türlüsü denendi ve hepsi sonuçsuz kaldı…

 

İsrail Genelkurmay Başkanı bu gerçeği şu cümleyle dile getirdi: ”Dünyada hiç bir ordu Hizbullah’a karşı koyacak güce sahip değildir.”

 

Ve yine İsrail’in ünlü stratejistlerinden Zaif Shiff, savaş ve İsrail’in geleceği konusunda söyle diyor: “İtiraf etmeliyiz ki, Hizbullah karşısında yenik düştük ve bu yenilgi İsrail için korkunç sonuçlara yol açacaktır.”

 

London Times gazetesi bu gerçeği şu başlıkla dile getiriyordu: “Hizbullah İsrail ordusunu sarsıntıya uğrattı ve İsrail’in geleceği tehlikeye düşmüştür.”

 

Washington Times ise şöyle kaydediyordu: “Hizbullah’ın İsrail’e karşı zafer kazanması Ortadoğu’nun geleceği üzerinde derin etkiler bırakabilir.”

  

Bu ifadeler düşman cephesinin gizleyemediği gerçeğin sadece küçük bir bölümü olup Batılı stratejistlerden birçoğu, Hizbullah’tan aldığı bu darbeden sonra İsrail’in yeniden Hizbullah’a karşı saldırıya geçmeye cüret edemeyeceği ve ABD’nin Ortadoğu ülkelerinden bazılarına yönelik saldırı planlarının ise artık yaptırım gücünü kaybettiği yönünde görüşler ileri sürmekteler…

 

Hendek savaşından sonra müşrikler de hiç bir hücuma geçmemiş ve sonraki hücumlar Müslümanlar tarafından başlatılmıştır… O savaştan sonra Hayber’in fethi öne çıkmış, ardından Hudeybiye barışı ve nihayet Mekke’nin fethi…”

 

İran'da yayınlanan Keyhan gazetesinden çeviren Z.T.

Aynı Yazardan