Son Dakika
İnşa

Irak Kargaşasında İran ve Suudi Arabistan

22 Aralık 2006 Bu sayfayı yazdır

İran, Irak’ta etkisini genişletirken –hatta ülkenin güney bölgesinde bir mini İran oluşturuyor- Suudi Arabistan ise olayları etkilemeye çalışarak diplomatik oyunlar oynamaya terk edildi.

Irak Kargaşasında İran ve Suudi Arabistan
Irak Kargaşasında İran ve Suudi Arabistan YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

İran, Irak’ta etkisini genişletirken –hatta ülkenin güney bölgesinde bir mini İran oluşturuyor-  Suudi Arabistan ise olayları etkilemeye çalışarak diplomatik oyunlar oynamaya terk edildi.

 

Bu İran ve Suudi Arabistan arasındaki güç farkını sıfırlıyor. İran Irak'ta gerçek bir güçtür, Suudi Arabistan ise güç olmak isteyen bir unsur olarak kalmıştır. Bu ayrıca İran’ın Saddam Hüseyin sonrası Irak’ta strateji belirlerken ABD’nin buradaki kararsızlığını da hesaba kattığını gösteriyor.

 

İranlılar ABD hükümetinin Irak’ta sabit bir düzen kurmaktan çok Saddam’ı düşürmek için kafa yorduğunu ve büyük bir çatışma sonrası Irak planı yapmadığını anladılar. İran böylece kaosun devam edeceğine kanaat getirdi. Fakat ABD, kaosun bu denli büyüyeceğini, Irak ordusunu ve Baas rejimini feshetmeye karar verirken mevcut birçok hadiseye yol açacağını tahmin etmiyordu.

 

Daha geniş bakacak olursak, İran başka bir ihtimali de kullanmıştı: Başkan George W. Bush’un “yeni rejim” doktrininin bir sonraki kurbanı olmayacağına dair verilen güvence. Bu her şeyden çok şu manaya gelmektedir: İran ya bu Irak kaosunu kendi çıkarına kullanacak, ya da durumu daha kötü bir hale getirmek için kendisi buna katılacak. Her iki yolda da, politik ve dini gerçekler fazlasıyla İran’ın çıkarına olacaktır.

 

Irak nüfusunun yüzde 65’i Şii. İran ve Irak’ın yıllarca dini meselelerde geniş alışverişleri ve birliktelikleri vardı. Politika alanında ise, İran, diktatörlüğü yıkmak için Saddam karşıtı güçleri desteklemekte ve beslemede belli bir rol oynadı. Sonuç olarak, Irak’ın hiç bir komşusu Irak’ın dinamiklerini İran kadar iyi bilmiyordu.

 

Saddam sonrası dönemde, iki Şii âlimi doğrudan ve dolaylı olarak İran’ın politik hedefleri yönünde çalışmak için görevlendirildi. Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi’nin başkanı olan Abdulaziz El-Hekim, İran yanlısı bir âlimdi. Onun Bedir Tugayları Saddam için can sıkıcı bir şeydi ve son üç yıldır büyük askeri organizasyonlardan biri olarak ortaya çıktı.

 

Ayrıca, Saddam sonrası dönemin ilk zamanlarında İran kendi Kudüs Güçlerini aktif hale getirdi. Bu güç daha çok istihbarat operasyonlarında yoğunlaşıyor ve en önemlisi geleneksel savaştan uzak durarak bunu yapıyordu.

 

Politik ve dini sebeplerden dolayı, İran’ın hiçbir zaman Irak’ı yalnız bırakmaya niyeti olmadı. ABD, Irak’ı düzene sokmayı başarabilse bile, İran yine de ABD’nin oradaki varlığına karşı çıkacaktı. ABD’nin Irak’ta tereddüde düşmesi sayesinde İran için burada kendi etkisini yayma amacı oldukça kolaylaştı.

 

Meseleye istihbarat toplama açısından bakıldığında, Devrim Muhafızları’nın iyi iş çıkardığına dair bazı şüpheler var. Onların Sünni isyancılar ve mücahitlerin Amerika’nın ve Irak’ın ordularını kuşatma kapasitelerini artırmalarında her hangi bir rol oynayıp oynamadıkları çok belirgin değildir. Eğer Devrim Muhafızları Sünni isyancıların asimetrik taktiklerini uygulamaya geçirmelerinde her hangi bir rol oynadıysa, Amerika ülkenin dışına çıkar çıkmaz tüm isyancılar İran aleyhine döneceği için, İran gerçekte bu konuda büyük bir kumar oynamış olmalıdır. Ama şu da mümkündür ki, İran ABD güçlerini sınır dışı etmenin bu riski haklı çıkaracağını hesap etmiştir.

 

İran’ın Irak'taki karışık hilelerinin tüm çıkarı, onun etkisinin yükselişte olması ve kan ağlayan ABD güçlerine ve bununla birlikte geri çekilmenin artan faydalarına odaklanacak olmasıdır.

 

Suudi Arabistan’a geri dönersek

 

Suudi Arabistan bu güç oyununu o kadar iyi oynayamamıştır. Irak’taki Sünni nüfus toplam nüfusun yüzde 25’i civarında olduğu halde bu nüfusun kaçta kaçının el-Kaide’yi desteklediğini Suudi yöneticilerin bilmesinin hiçbir yolu yoktur. Tüm güçler Suudi Arabistan’a şiddetle karşıdır.

 

Suudi Arabistan istihbarat servisinin İran’ın stratejik amaçlarını sabote etmek için Saddam’dan arta kalan güvenlik güçleriyle birlikte çalışıyor olması mümkündür. Fakat İran’ın istihbarat güçlerinin Irak’ın bütün bölgelerini kapladığını düşününce bu oldukça olanaksız bir istektir. Her ikisinin bu bölgede bulunmuş olması ve burayı iyi tanıması ise eşit derecede öneme sahiptir.

 

Bunun yanı sıra, Suudi Arabistan ABD’nin Irak’ta neyin peşinde olduğunu ve belli bir zaman boyunca bununla ilgili gösterdiği delilleri anlamadan İran’ın amacının ne olduğunu da anlayamaz. Riyad, İran istihbaratıyla bir hendek savaşına girmektense, Irak’ı düzene sokabilmek için basmakalıp bir diplomasi takip etmeyi tercih etmekle bunu sonlandırdı ki bu da kapalı kapılar ardında daha kolay yapılabilecektir. Çıkar sahibi bir aktör olarak bile, İran bunu tercih ederdi.

 

İranlı liderler Ürdün Kralı Abdullah’ın birkaç ay önce “Şia’nın gittikçe büyüyen gücü” konusundaki derin düşüncesiyle avunamazlardı. Onlar Sünni devletlerle bu konuda karşı karşıya gelerek kartlarını gereksiz yere harcamak istemiyorlar. Onlar Bush hükümetiyle olan çok boyutlu çatışmalarını çözmeye ve ABD’nin rejimi devirme ihtimalini en aza indirme konularına daha çok ilgi duyuyorlar. Suudi Arabistan ve İran arasındaki işbirliği işte bu hedeflere hizmet ediyor.

 

Eğer bunun olması gereken en iyi gelişme olmadığını düşünürsek, ABD için böyle bir işbirliği, onun çıkarlarına da belki o kadar zararlı olmayacak. Uzun vadede, belki İranlı liderler Bush hükümetini ABD’nin kendileriyle daha çok yönlü bir diyaloga girmesi konusunda ikna etmesi için Suudileri Washington’daki nüfuzlarını kullanmaya ikna edebilir. Riyad’ın böyle bir kampanya başlattığına dair elimizde hiçbir veri yok, fakat bu önümüzdeki haftalarda olabilir.

 

İhsan AHRARİ, ABD, Alexandria’da Orta Doğu, Orta Asya ve Güney Asya’nın (Çin Hindistan, Pakistan) stratejik olayları üzerine uzmanlaşmıştır. Kendisi Alexandria’daki "Strategic Paradigms" Kuruluşunun başkanlığını yapmaktadır. ABD, İngiltere, Norveç, Avustralya ve Hindistan’daki profesyonel gazetelerde 400’den fazla makale yayınlamıştır. Deneme ve makaleleri Defense News (USA), Yale Global Online, Jane's Intelligence Review, Far Eastern Economic Review, Washington Times, South China Morning Post, Strait Times, and Taipei Times’da yayınlanmaktadır. Görüşlerini çeşitli yayın organlarında belirtmeye ve birçok ülkede konferanslar vermeye devam etmektedir.

 

Çeviren Sümeyye Kavuncu