Son Dakika
İnşa

Rusya ve İslam Dünyası: Olasılık dışı müttefikler

09 Şubat 2007 Bu sayfayı yazdır

Amerika’nın umarsız ve kibirli politikaları, Rusya’yı Türkiye, İran, Mısır ve içerisinde Suudi Arabistan’ın da bulunduğu İslam ülkelerine doğal müttefik olarak ön plana çıkarmaktadır.

Rusya ve İslam Dünyası: Olasılık dışı müttefikler
Rusya ve İslam Dünyası: Olasılık dışı müttefikler YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

SAAF-SETA Vakfı genel koordinatörü Dr. İbrahim Kalın’ın 1 Şubat tarihinde “Today’s Zaman”da yayınlanan “Russia and the Muslim world: Unlikely allies?” başlıklı yazısını arkadaşımız Furkan TORLAK çevirdi.

 

Rusya ve İslam Dünyası: Olasılık dışı müttefikler

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çeçenistan’ın başkenti Grozni’de 2005 yılında “Rusya, İslam Dünyasının en güvenilir ve sadakatle birçok çıkarını savunan ortağıdır” diyordu.

 

Putin bu açıklamayı Grozni’deki yerel parlamentonun ilk açılışında yapmıştı. Ancak mekân ve acımasız tarih Rusya Devlet Başkanının söylediklerinin gerçekten ironik olduğunu ortaya koyuyordu. Nitekim hikâye bu kadarıyla da kalmıyordu.

 

Son bir kaç yıldır Rusya’nın İslam dünyasıyla ilişkilerini güçlendirme arzusu görünür bir hız kazandı. 2005 yılında Rusya’ya, 57 İslam ülkesinin temsil edildiği İslam Dünyasındaki en büyük uluslar arası kuruluşa gözlemci sıfatıyla katılma hakkı tanındı. Bu tarihi kararda, Türk hükümeti ve İslam Konferansı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu esaslı bir rol oynadı. 2006 yılı Mart ayında da, Rusya, Filistin’de yönetime gelmesinin ardından Hamas liderlerinden oluşan bir heyeti ağırladı. Böylelikle Rusya, İsrail-Filistin mücadelesinde doğru ve güvenilir bir rol üstlenmiş oluyordu.

 

Rusya Müftüler Konseyi’nin verdiği bilgiye göre Rusya Federasyonu’nda yaşayan 144 milyon vatandaşın 23 milyonu Müslüman’dı. Rusya asıl itibariyle Ortodoks’tur; ancak Müslümanlarda da asırlardır Rusya’da yaşamaktadır. Gerçeğe bakılırsa Rusya’nın birçok bölgesinde İslam, Hıristiyanlıktan önce yayılmıştır. Yine Rusya’da yaşayan Müslümanların sayısı yaklaşık olarak Avrupa’da yaşayan Müslümanların sayısı kadardır. Bu Müslümanların çoğunluğunun da Türk olması Rusya’yı Türkiye nezdinde önemli bir özellik kazandırmaktadır. Bunun da ötesinde Rusya ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler son yıllarda üst düzeye ulaşmıştır.

 

Nüfus yoğunluğu ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra, siyasi gerçekler de Rusya ve İslam Dünyasını birbirine yaklaştırmaktadır. Bununla birlikte ilişkileri zedeleyen meseleler de vardır. Rusya Müslüman nüfusa yönelik ince bir yaklaşımı temsil etmemesi ve Çeçenistan’a kanlı müdahalesi öne çıkan iki ana noktadır. İslam ülkeleri, özellikle de Türkiye, hâlihazırda bu sorunları görmezden gelmeye çalışmakta; olumlu noktalara vurgu yapmaktadır. Ancak herkes Dünya çapında Çeçenistan savaşının akıllarda ve kalplerde bıraktığı derin yaradan haberdardır.

 

Tüm bu sorunlara rağmen, Rusya ile bazı İslam ülkeleri arasındaki ilan edilmemiş birliktelik, Birleşmiş Milletlere bağlı Güvenlik konseyinde bir güç dengesi oluşturmaktadır. Amerika’nın umarsız ve kibirli politikaları, Rusya’yı Türkiye, İran, Mısır ve içerisinde Suudi Arabistan’ın da bulunduğu İslam ülkelerine doğal müttefik olarak ön plana çıkarmaktadır. Rusya’nın, Amerika’nın Ortadoğu’daki politikalarını açıkça eleştirmesi, kendisini İslam Dünyası ile yakınlaşma politikasının önemli merkezi haline getirmektedir. Suudi Arabistan’ın Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesi özel olarak etüt edildiğinde, Suud’un kendisini kayıtsız şartsız ABD’ye teslim ettiğine yönelik ithamlara esaslı bir eleştiri doğmaktadır. Nitekim iki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin 2007 yılında yoğunlaşması muhtemeldir.

 

Bazı yorumculara göre Rusya’yı İslam Dünyasına yakınlaşmaya iten güç onun gerçekleşebilecek bir Rusya 11 Eylül’ünden çekiniyor olması. 11 Eylül’den sonra dünyada ABD güvenilirliğini yitirdiğinde ve bir güç akımı başladığında Rusya da dengeli ve fayda sağlanılabilir bir müttefike ihtiyaç duydu.

 

Rusya, birçok İslam ülkesine Baltık yahut Avrupa ülkelerinden daha yakındır. Dolayısıyla bu anlaşılabilir bir şeydir. Fakat birçok kişinin korkusu, Rusya’nın bir çeşit “Rus İslamı” peşinde olması ihtimali. Yani Rusya’nın sözde terörle savaşını destekleyecek ve onun demokrasi, insan hakları ve din özgürlüğü taleplerine karşı suskun kalacak, yumuşak, itaatkâr ve ‘ılımlı’ bir İslam.

 

İronik olan ise bu sözün bize Amerikan söylemini hatırlatması ve bu söylemin İslam dünyasının güvenini kazanmada çok zayıf kalmış olması. Tabii, Rusya Başkanı Putin’in 2008’de dönemi bitene kadar etrafındaki Müslüman devletlerle ilişkilerini geliştirmek için büyük adımlar atması halinde durum başka olabilir.

 

Bu sorunların bazılarını çözme amacıyla bugün İstanbul’da bir toplantı düzenlenecektir. Toplantı Rus-İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubunun katılımıyla başlayacaktır. Bu grup, Rusya ile İslam Konferansı Örgütü’ne üye olan ülkeler arası ilişkileri diyalog ve dayanışma aracılığıyla gidermeye çalışmaktadır. Grup, bazı projelerle birlikte Rusya ile geniş İslam dünyası arasındaki ayrılığı gidermeye çalışmaktadır. Bu, grubun üçüncü toplantısıydı. Bunlardan ilk ikisi Moskova ve Kazan’da geçen yıl düzenlenmişti. Toplantı Tataristan Devlet Başkanı Mintimer Shaymiev ile İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu tarafından yönetilecek. Toplantıya eski üst düzey siyasi yetkililer, akademisyenler, hükümet dışı kuruluş temsilcileri ile medya kuruluşları katılacaktır. Yine toplantıya Türk hükümetindeki bazı yetkililer ve özellikle de Rusya Devlet Başkanı Putin’in özel temsilcisi katılacaktır.

 

Bu kesinlikle önemli bir inisiyatiftir. Rusya’nın kendi ülkesinde yaşayan Müslümanlarla ilişkilerini geliştirirken, İslam dünyasıyla da ilişkilerini geliştirme çabası muhakkak ki kolay sonuç verecektir. Tüm kritik adımlarda olduğu gibi bu adım da cesaret ve samimiyet gerektirmektedir. Diliyoruz ki bu toplantı doğru yolda atılmış bir adımdır.

Aynı Yazardan