HABERLER    ANALİZLER
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
27-01-2013 tarihinde, 18:04 saatinde eklendi
Haftanın raporu: Dost kesesinden devrim adına dostlara sitem
Haftanın raporu: Dost kesesinden devrim adına dostlara sitem
Alptekin Dursunoğlu

Doha koalisyonu başkanı el-Hatib, Suriye'de geçici hükümet kurmak için 3 milyar dolara ihtiyaç olduğunu, dost ülkelerden bu miktarın sağlanması için şimdiye kadar garanti verilmediğini söyledi.

 

İsrailli yetkililerin Türkiye ile olan siyasi ilişkilerin tamirine yönelik açıklamaları ve İsrailli parlamenter Nissim Ze’ev başkanlığındaki bir heyetin Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi bir eski dışişleri bakanı ile yaptığı görüşme[1] bir yana bırakılacak olursa, geçtiğimiz hafta da Türk dış politikasının en önemli gündem maddesini yine Suriye oluşturdu.

Başbakan Erdoğan, Nizip’te yaptığı konuşmada Peygamber dönemine atıfla Suriyeli mültecileri “muhacir”e Nizip halkını da “Ensar’a” benzetti ve Suriye’de “fetih”ten söz etti.[2]

Amerika’nın müdahalesiyle geçtiğimiz kasım başında kurulan Suriye karşıtı yeni örgüt, İngiltere ve Fransa’nın ardından Türkiye’de de temsilcilik açtı.

Türkiye’nin Suriye Enerji Bakanı Yardımcısıyken kaçıp Doha koalisyonuna katılan Abdo Hüsameddin’in yöneteceği temsilciliğe, İngiltere ve Fransa’nın aksine “büyükelçilik statüsü” vermediği gibi talebe rağmen yeni örgütün askeri temsilci atamasına da sıcak bakmadığı açıklandı.[3]

 Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un 31 Ekim’deki müdahalesiyle muhalefetin tamamını temsil ettiği iddiasıyla Doha’da kurulan Ulusal Koalisyona biçilen rol, üstleneceği siyasi liderliğin araçlarını yaratmaktı.

Dolayısıyla Doha Koalisyonu için sahadaki silahlı unsurlara komuta edebilecek bir askeri örgüt ve “Dostlar” grubunun onayını alabilecek bir geçiş hükümeti kurmak şeklinde bir yol haritası öngörüldü.

Geçiş hükümeti neden kurulamadı

Nitekim 11 Kasım’da Doha’da kurulan Koalisyon, 9 Aralık’ta Antalya’da sahadaki silahlı unsurlara komuta etmek üzere askeri örgütünü oluşturdu.[4]  Bazı Körfez ülkeleri, Fransa, İngiltere ve Türkiye tarafından tanınan Doha koalisyonunun Marakeş’teki Dostlar toplantısının ardından geçiş hükümeti kuracağı bekleniyordu.

Doha koalisyonunun ve onun Antalya’da kurduğu askeri örgütün, Washington’un terör örgütü listesine eklediği el-Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’ni “Suriye devriminin bir parçası”[5] ilan etmesi, ABD’de geçiş hükümetine konusunda çekince yarattı.

Nitekim 19-20 Ocak’ta[6] geçiş hükümeti konusunu görüşmek için İstanbul’da toplanan Doha koalisyonu, “geçici hükümet kurulmasının ertelendiğini açıklarken beş kişilik bir komitenin bu konuda yeni öneriler hazırlamadan önce Özgür Suriye Ordusu, muhalif gruplar ve dost ülkelerle danışmalarda bulunacağını açıkladı.”[7]

Doha koalisyonu üyesi Ahmet Ramazan da uluslararası toplumun desteği ve hemen tanınma sözü alınmadığı sürece geçiş hükümetinin kurulmasına karşı çıktıklarını belirterek “Uluslararası toplumun her türlü desteğini almayan ve tanınmayan bir hükümet, felçli bir hükümet olacaktır”[8] diyerek gerekli dış desteği alamadıklarını itiraf etmiş oldu.

Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Suriye'deki muhaliflerin temsilcilerinin 28 Ocak'ta Paris'te toplanacağına[9] dair açıklaması, dost ülkelerle danışmaların bir parçası olarak gündeme gelse de Koalisyon Başkanı Muaz el-Hatib’in açıklamaları, geçiş hükümeti kurma engelinin sadece dost ülkelerle danışmalarla ortadan kaldırılamayacak kadar büyük olduğunu ortaya koydu.

Dünyanın en pahalı devrim hükümeti

Doha koalisyonu başkanı el-Hatib, “Suriye'de geçici hükümet kurmak için 3 milyar dolara ihtiyaç olduğunu, dost ülkelerden bu miktarın sağlanması için şimdiye kadar garanti verilmediğini ifade etti.[10]

Koalisyon üyesi İmaduddin Reşid de geçiş hükümet kurulamamasından dolayı “dost ülkeleri” suçladı ve "Şu ana kadar muhalif koalisyonu gerçek anlamda bir tanıma söz konusu olmadı. Göreceli bir tanıma oldu fiili bir tanıma yok. Kağıt üzerinde tanıma yapılsa bile şu ana kadar somut bir adım atılmadı. Muhaliflerin en büyük korkusu koalisyonda olduğu gibi geçici hükümet kurulup gerekli desteğin gelmemesi. Böyle bir hükümet devrimin ayıbı olacaktır. Devrimin gücünü ve itibarını zedeleyecektir"[11] dedi. 

Bütün bu açıklamalar sadece Koalisyon’un “Dostların” vekalet savaşındaki rolünü değil, “Dost” kesesinden yapılmaya çalışılan devrimin kırılganlığını da ortaya koyuyordu.

“Dostlar”da yorgunluk belirtisi

ABD Dışişleri Bakanlığına aday gösterilen John Kerry’nin Rusya ile ilişkilerin iyileştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerek Rusya ile Suriye konusunda ortak bir noktada buluşmak istediklerini belirtmesi,[12] 28 Ocak’ta Suriyeli muhalifleri ağırlamaya hazırlanan Fransa’nın Beşşar Esed’in devrileceğine dair hiçbir işaretin olmadığını fark etmesi[13] ve Ürdün Kralı Abdullah’ın "Esed yönetiminin sadece bir kaç hafta direnebileceğini  sananlar, alanda gerçekten nelerin olup bittiğini bilmiyorlar"[14] şeklindeki sözleri, muhaliflere umut vermeyen gelişmeler olarak öne çıkıyor.

Suriye’de esmeye başlayan ters rüzgar

Öte yandan Suriye ordusunun kontrol altına aldığı bölgelerin korunmasına yönelik olarak “Ulusal Savunma Ordusu” adı altında askerliğini yapmış gönüllü sivillerden oluşan birlikler kurması[15] ve bu sayede alan savunmasına harcadığı enerjiyi operasyonlarda kullanmaya başlamasıyla birlikte sahadaki çatışmaların Suriye lehine gelişmekte olduğunu gösteriyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in 6 Ocak’taki konuşmasında gerek savaşı gerekse de siyasi süreci Şam’ın belirleyeceğine ilişkin verdiği kendinden emin mesajların el-Vatan gazetesinin duyurduğu “büyük sürprizler”le[16] ilişkili olduğu yorumları yapılıyor.

Uluslar arası alandaki ve Suriye içerisindeki bu gelişmelerden dolayı olsa gerek ki Suriye yönetimi, siyasal geçiş sürecini Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in 6 Ocak konuşmasında öngördüğü yol haritası çerçevesinde başlatırken[17] Rusya da “Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın sunduğu planın Cenevre’deki anlaşmanın devamı olduğuna ve ileriye yönelik çözümlere iyi bir zemin hazırlayacağına inandığını”[18] belirtti.

Suriye içinde ve uluslar arası alanda bu gelişmeler olurken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Başbakan Erdoğan’ın yakın vadede fetih vaat ettiği Suriyelilerin Türkiye’ye olan maliyetini “bölgedeki belediyelerin ve diğer idarelerin yaptığı harcamalar hariç olmak üzere 533 milyon TL olarak açıkladı.[19]

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Rusya ve İran’da rahatsızlık yaratan Patriotların sadece Suriye’ye yönelik olduğunu, Suriye sorunu biter bitmez Patriotların geri gönderileceğini söyleyerek[20] ispat etmeye çalıştı.

 



Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
ABD-İran sessiz savaşı Irak isyanına dönüştürüldü 06-10-2019 tarihinde eklendi
Rusya ve İran nasıl rakiplerinin stratejilerini yeniyor 24-09-2019 tarihinde eklendi
Arhangelsk’te patlama. Gerçekte ne oldu? 19-08-2019 tarihinde eklendi
İran ve Amerika arasında savaş çıkarsa… 16-06-2019 tarihinde eklendi
Türkiye ve Rusya: İdlib’de neler oluyor? 14-06-2019 tarihinde eklendi
Geçen hafta Balkanlar: Kosova’da neler oldu? 04-06-2019 tarihinde eklendi
Bızov’un makalesi için okuma notları ve bazı değiniler 08-05-2019 tarihinde eklendi
Putin dönemine dair bir analiz 08-05-2019 tarihinde eklendi
Yalan, provokasyon, bombardıman: Yugoslavya’nın yok edilişinin kısa tarihi 30-03-2019 tarihinde eklendi
Rusya: Sermaye ve iktidar arasındaki açı 09-03-2019 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım