MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
15/03/2012 - 18:22 tarihinde eklendi
Gazze ve Suriye duyarlılığının samimiyet testi
Alptekin DURSUNOĞLU
Ankara, Gazze’deki kanı, Suriye politikasının “halkla ilişkiler” aracı yapmadığını benzer taraflara ve benzer acılara aynı tutumu sergileyerek ve biri için hangi siyasi ve diplomatik araçları kullanıyorsa diğer için de kullanarak ispat edebilir.

 

İsrail savaş uçaklarının geçtiğimiz cuma gününden (9 Mart)itibaren Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 25 Filistinli hayatını kaybetti, onlarcası da yaralandı.

Gazze’ye düzenlenen saldırının ilk gününde aralarında 2006 yılında İsrail askeri Gilad Şalit’i esir alan Filistin Halk Direniş Komiteleri adlı direniş örgütünün Genel Sekreteri Zuheyr el-Kaysi’nin de bulunduğu çok sayıda kişi hayatını kaybederken İsrail basını saldırının “Demir Kubbe” adı verilen füze savunma sistemini test etmek için yapıldığını öne sürdü.

Yani bu iddiaya göre İsrail savaş uçakları Gazze’ye saldırıda bulunarak Filistinli direnişçileri misilleme amaçlı roket saldırıları yapmaya tahrik etmiş ve bu sayede “Demir Kubbe” adı verilen füze savunma sistemini test etmişti.

Filistinli grupların İsrail’in talebi ve Mısır’ın baskısıyla pazartesi günü ateşkesi kabul etmesine rağmen İsrail’in Gazze’ye saldırıları çarşamba günü de devam etti.

Bu saldırıyla ilgili olarak ABD, her zamanki gibi “İsrail’in kendini savunma hakkına” vurgu yaparak Filistinlileri suçladı.

Arap Birliği bu konuyla ilgili olarak toplantı yapma ihtiyacı duymadı. Arap basını, Gazze saldırısını Filistinlilerin beklediği ölçüde yansıtmadı, Türkiye ise İsrail’i kınayan bir açıklama yaptı. 

 Hamas, İsrail’in Gazze saldırısı karşısında basının duyarsızlığından söz etti, Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri Katar’ın el-Cezire televizyonunu Gazze saldırısına gerekli önceliği vermemekle suçladı.[1]

 Londra’dan yayın yapan el-Kudsu’l Arabi gazetesi Başyazarı Abdulbari Atvan ise “Arap liderleri Filistinlilerin kanını helal mi görüyor?” sorusunu gündeme getirdiği yazısında İsrail’in son saldırganlığı karşısındaki Arap duyarsızlığına dikkat çekti.

Nebil el-Arabi’nin, genel sekreterliğini yaptığı Arap Birliği’nin Gazze saldırısıyla ilgili tutumu konusundaki açıklaması son derece dikkat çekiciydi.

Nebil el-Arabi, Avrupalı ülkelerle birlikte Birleşmiş Milletlerden Suriye aleyhine karar çıkmasını sağlamak için yoğun bir çaba sarf eden Arap Birliğinin, İsrail’in Gazze saldırısı konusunda toplantı yapma ve BM nezdinde girişimde bulunma ihtiyacı duymamasını “ İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılarla ilgili olarak birçok uluslar arası karar mevcuttur; ama İsrail bunların hiçbirine uymamıştır” şeklinde izah etti!

Gazze konusunda Türkiye farkı

Gazze’ye yönelik son İsrail saldırısı konusunda Arap dünyasında bu “tepkiler” verilirken Türk dışişleri, bu konuda da bir kamu diplomasisi harikası yaratmayı başardı.

Türkiye Dışişleri bakanlığı ve hükümet yanlısı basın, Arap hükümetlerinin aksine “Suriye’de akan kanı” öne çıkarıp “Gazze’de akan kanı” geri planda tutmaya çalışmadı.

Tam aksine Gazze’deki Filistinlilerle Suriyeli muhalifler ve İsrail’le de Şam yönetimi arasında özdeşlik kurup kan üzerinden bir sinerji yaratmaya ve Ankara’nın çıkmaza giren Suriye politikasına halk desteği sağlamaya çalıştı.

Sabah gazetesi “Ha Esad ha İsrail”[2] manşetli haberinde “Suriye yönetiminin çocukları, annelerinin gözü önünde öldürüldüğünü, İsrail uçaklarının ise Gazze’de çoluk çocuk ayrımı yapmadan ölüm yağdırdığını” yazdı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise bir sosyal paylaşım sitesinde yaptığı açıklamada “Dünyanın Suriye'deki zulme kulak kesilmiş olması, İsrail'in yaptığı insanlık dışı uygulamaları unutturamaz" dedi.[3]

Böylece Arap dünyasının aksine Türkiye, Suriye’deki olayları güçlü bir şekilde vurgulayarak İsrail’in Gazze saldırısını gölgelemeye çalışmak yerine İsrail’in Gazze saldırısında akan kanı da Suriye politikasının değirmenine boşaltarak başarılı bir halkla ilişkiler manevrası yapmış oldu.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun, mimarı olduğu “komşularla sıfır sorun” politikasını Suriye’de kurban etmesini Şam rejiminin kan dökmesiyle gerekçelendirdiği biliniyor.

Ankara, bu kan gerekçesinin Türkiye Suudi Arabistan veya Türkiye Bahreyn ilişkilerinde neden geçersiz olduğu sorusuna hiçbir zaman cevap verme gereği duymadı.

Bununla birlikte Davutoğlu’nun ikili ilişkileri bir yıl içerisinde düşmanlığa dönüştürme pahasına “kan gerekçeli” Suriye politikası ve Şam’a karşı başlattığı etkin diplomatik girişimler ABD, Fransa, Katar ve Suudi Arabistan gibi “Suriye’nin Dostları” nezdinde takdirle izlendi.

Ankara’nın Suriye politikası konusunda öne sürdüğü bu kan gerekçesinin samimiyeti ve tutarlılığı tartışılabilir olsa da Ankara’nın her türlü uluslar arası ve bölgesel zeminde Suriye yönetimine karşı verdiği savaşımın samimiyetinden kimse kuşku duymuyor.

 Örneğin Davutoğlu, Arap ve Avrupa ülkeleri tarafından hazırlanan Suriye karşıtı karar taslağının Rusya ve Çin vetosuyla BM’de reddedilmesi üzerine“Biz, Birleşmiş Milletler süreci tıkandı diye yerimizde oturup bu akan kanı seyredemezdik. O andan itibaren gerek bölgemizden, gerekse diğer küresel aktörlerle temaslarımızı yoğun şekilde sürdürdük…. İstiyoruz ki, artık insani bir trajedi haline dönüşen bu sorun çerçevesinde ortak bir mutabakat zemini oluşturalım, bu mutabakat zemininde bu konuya Birleşmiş Milletler dışında kapsayıcı bir platform içinde çözüm arayalım”[4] dedi.

Ardından da BM dışında kapsayıcı bir platform olmak üzere “Suriye’nin Dostları” grubunun oluşturulmasını sağlamak için Amerika’ya gitti.

Ankara, 24 Şubat’ta ilk toplantısını yapan “Suriye’nin Dostları” konferansının ikinci turuna ev sahipliği yapmayı üstlenerek “kana olan duyarlılığı”nı ortaya koydu.      

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 13 Mart’ta twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söylüyor:

“Bu sabah, gazetelerde Gazze ve Suriye'den gelen yürek yakan fotoğraflar gördüm. Her zaman söylediğimiz gibi, zulümle kimse abad olamaz.  Masum çocukları, insanları katledenler, ne barış ne de istikrar getirir. En başından bu yana, uluslararası toplumu. Hem işgal altındaki Filistin topraklarında, hem de Suriye'de yaşanan acılara duyarlı olmaya, tepki göstermeye çağırıyoruz.”

Bu ifadeler, Ankara’nın “hem işgal altındaki Filistin topraklarında hem de Suriye’de yaşanan acılara duyarlı olma ve tepki gösterme” çağrısı yaparak iki acı arasında bir nitelik özdeşliği kurduğunu gösteriyor.

Bir başka deyişle Ankara Suriyeli muhalifler ile Gazze’deki Filistinlileri ve Şam rejimi ile İsrail rejimini benzer taraflar olarak gördüğünü ortaya koyuyor.

Peki bu benzer taraflara ve benzer acılara karşı sergilenen ortak tepki midir yoksa Ankara’nın Gazze’de akan kanı Suriye politikası için araçsallaştırması mıdır?

Bu soruya çok net bir cevap verebilmemizi sağlayacak turnusol kağıdı şudur.

Ankara, Gazze’deki kanı, Suriye politikasının “halkla ilişkiler” aracı yapmadığını benzer taraflara ve benzer acılara aynı tutumu sergileyerek ve biri için hangi siyasi ve diplomatik araçları kullanıyorsa diğer için de kullanarak ispat edebilir.

Yani Ankara’nın Gazzelinin kanı ile Suriyelinin kanı arasında ve Şam rejimi ile İsrail rejimi arasında fark görmediğinin, dolayısıyla da Gazze’deki kanı Suriye politikasının “halkla ilişkiler aracı” olarak kullanmadığının ispatı şu üç sorunun cevabında gizli.

1- Ankara 9 Mart’ta başlayan Gazze saldırısından dolayı İsrail’in BM Güvenlik Konseyi’nde kınanması için bir karar taslağı çalışması başlatır mı?

2- Ankara, ABD’nin İsrail’e olan kayıtsız şartsız desteğini ve İsrail’i BM’de kınayacak bir karar taslağını veto edebileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak bir “Filistin’in Dostları” girişimi başlatır mı?

3- Suriyeli muhaliflerin “kendini savunma” hakkına ve insani yardım koridoru açılmasına vurgu yapan Ankara, Filistinlilerin kendini savunması ve Gazze’ye insani yardım koridoru açılması için uluslar arası temaslarda bulunur mu?

Ankara eğer bu sorulara olumlu cevap veremiyorsa bu takdirde şu soruya cevap vermesi gerekiyor: “Tarafları ve acıları bakımından ortak olan iki şey karşısında siyasi ve diplomatik tutumu farklı kılan nedir?

 

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
kiyam tarafından 15-03-2012 23:57:31 Tarihinde yazıldı.
resim aslinda herseyi anlatiyor
badem biyiklar, Buda gibi herkese gülücük sacmalar, arkadan ama dostunun kuyusunu kazmalar, bu resim hakkaten basli basina bir yazi olur hani sen sus gözlerin konussun der gibi :)
furkan tarafından 16-03-2012 00:09:05 Tarihinde yazıldı.
davutoğlunun yerinde olmak istemezdim
Alptekin beyden yine okkalı bir yazı. yazının sonundaki soruları okuyunca, davutoğlunun yerinde olmak istemezdim diye düşündüm.
nikel tarafından 16-03-2012 00:18:17 Tarihinde yazıldı.
çetin imtihan
herkez biliyorki, israil irana saldırması için suriyenin devrilmesi gerekiyor. iran için bu yüzden suriyenin stratejik önemi var. türkiyenin bu gerçeği bilmiyor olsa mümkün değil. acaba türkiye iranın devrilmesi konusun israil ile aynı fikirdemi. eğer öyle ise bunu iranın farketmemesi mümkün değil. türkiyeyi iranın karşısına diktiklerini türkiye ne zaman fark edecek acaba. Allah ümmet arasından en sağlam olanları ayırmak istiyor. bu çetin bir imtihan vesselam.
erhan tarafından 16-03-2012 08:30:31 Tarihinde yazıldı.
davutoğlu madara olmaya mahkum
Hani ne derler argo tabirle? Cuk oturmuş :) bu çakma kissinger sadece kendisini akıllı zannediyor. etrafındaki yalakalardan ve sazanlardan olsa gerek. twittim de yok ki bu yazıyı kendisine twit etsem.
ali tarafından 16-03-2012 10:42:11 Tarihinde yazıldı.
timsah gozyasi
türkiye buna timsah gözyaşları ile bile bakmaya cesaret edemedi. her şey ortada, türkiyenin surye politikası başından beri belli.. insani duygular falan hepsi yalan ve palavra.. açıkça israil ve abd için meydanda türkiye..
musa tarafından 16-03-2012 10:48:21 Tarihinde yazıldı.
bravo
baravo sana alptekin bey cok isabetlei bie yazi, son derece hesaplı ve yanıtlanması gereken sorular sormussun..eline ve kalemine kuvvet..
kazim tarafından 17-03-2012 11:38:53 Tarihinde yazıldı.
Davutoğlu'nun niyet maskesi meydanda
Mantığın süzgecinden geçmiş yazılarınızla bizi aydılattığınız için teşekkürler,Alptekin Bey
murat tarafından 17-03-2012 15:37:09 Tarihinde yazıldı.
Söze değil eyleme bakalım
Peki AKP, İsrail'in insanlarımızı öldürmesi ve yıllardır Filistinlilere karşı baskılarına yaptırım olarak neden ilişkileri kesmedi. Büyükelçilikler ve diplomatik ilişkiler aktif. Suriye ise Türkiye'ye karşı en ufak bir düşmanlık gütmezken tam tersine ülkemizdeki kamplardan silahlı teröristler Suriye'ye sızıp Suriye askerlerini şehit ederken Suriye ile ilişkilerin kesilmesini nasıl anlatacağız. Suriye Filistin direnişinin savunucusu olan tek Arap devlettir. Suriye konusunda kaplan kesilen Arap birliği yıllardır Filistinde yaşananları seyrettiler. AKP'nin Katar ve Suudi Arabistan'la beraber hareket etmesi herşeyi gözler önüne seriyor.
Hüseyin Tugay tarafından 17-03-2012 22:43:47 Tarihinde yazıldı.
helal olsun
Ağzına, yüreğine, Kalbine, gönlüne sağlık
Fuad tarafından 21-03-2012 15:32:27 Tarihinde yazıldı.
Alptekin Dursunoğlu'nu tebrik etmek istiyorum
Zihnimde suriye konusunda hep bir karışıklık yaşıyordum. Okudğum yazı ve haberlerin her biri aklıma bir düğüm atıyordu. Alptekin beyin her bir yazısı bu düğümlerden birisini çözdü. Bu son yazı düğüm müğüm bırakmadı. yazıda türkiyenin çelişkileri çok güzel belirtilmiş. Bütün islam alemini Allaha emanet ediyorum. selamlar.
a.fuad tarafından 22-03-2012 19:48:48 Tarihinde yazıldı.
Cevab varmı
Sorumlu devlet görevi bu soruların cevabını vermekle mükelleftir.Açıkta kalan sorular muhatabı sorumlu kılar.Herkes yanlış yapabilir,önemli olan dönebilmek ve teşekkür edebilmektir.Basın danışmanlarının mesuliyeti de unutulmamalıdır.Tercihi doğrudan yana olanlara selam olsun.
onurlu duruş tarafından 23-03-2012 14:07:01 Tarihinde yazıldı.
Takdir
Ben bu adamı seviyorum arkadaş. Yazıyor hem de gönülden yazıyor. Hakaret yok, aşağılama yok, sadece mantıklı tahlil ve sorular...
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım