MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
26/05/2013 - 18:37 tarihinde eklendi
Hizbullah, Suriye oyununa niçin girdi?
Alptekin DURSUNOĞLU
Hizbullah, Suriye oyununa ikinci bir joker olarak girerek oyuna İsrail’i sokan ABD ve müttefiklerinin bölgesel savaş restini gördüğünü ortaya koymuş oldu.

 

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrullah’ın 25 Mayıs konuşması, Suriye’ye yönelik uluslar arası savaşta yeni bir aşamaya girildiğine işaret ediyor.

Suriye’de yaşananları bir “uluslar arası savaş” ve savaşın taraflarını da “ABD ekseni ile Direniş ekseni” olarak ortaya koyan Nasrullah, Direniş’in “Suriye’yi yalnız bırakmayacağını” belirterek hem açık bir konum belirlemiş hem de bu uluslar arası savaşın girdiği yeni aşamayı ortaya koymuş oldu.  

Hizbullah, girdiği her oyunu o oyunun kurallarına göre ve açık oynayan bir aktör olarak tanınıyor. Kararlarını misyonuyla belirlediği ilkeler çerçevesinde alıyor; sonuçlarından emin olmadığı adımlar atmıyor; ama bir adım attığı zaman da hem politik hem de pratik düzeyde bunu öngördüğü sonuca ulaşıncaya kadar açıkça ve kararlılıkla sürdürüyor.

2006 Temmuz Savaşı Hizbullah’ın büyük sınavı

Örneğin 2006 yılındaki Temmuz Savaşını hatırlayalım. Bu savaşı hazırlayan şartlar da savaşın şekli de İsrail tarafından belirlenmişti.

Temmuz Savaşı’nın şartları İsrail tarafından oluşturuldu çünkü İsrail, 2004 yılında Almanya’nın arabuluculuğuyla gerçekleşen esir takası anlaşması sırasında İsrail, 1989’da kaçırdığı Hizbullah liderlerinden Abdulkerim Ubeyd ile 1994’te kaçırdığı Mustafa Dirani’yi, Hizbullah tarafından 15 Ekim 2000’de esir alınan Albay Elhanan Tennenbaum karşılığında serbest bırakmış; ancak FHKC üyesi Semir Kuntar’ı serbest bırakmaya yanaşmamıştı.

Hizbullah Genel Sekreteri Nasrullah, esir takası sonrasında düzenlenen törende yaptığı konuşmada İsrail’in Semir Kuntar’ı serbest bırakmamakla hata yaptığını belirtmiş ve direniş olgusunun sembol ismi olan Semir Kuntar’ı kurtarma vaadinde bulunmuştu.

Hizbullah, 12 Temmuz 2006’da “Vaadun Sadık/Doğru Vaat” adlı operasyonla iki İsrail askerini esir alarak Nasrullah’ın Semir Kuntar’ı özgürlüğüne kavuşturma vaadine ilişkin ilk adımı attı.[1]

Ancak bu olaydan yaklaşık bir hafta önce Gilad Şalit adlı bir askerini Filistin direnişine kaptıran İsrail, Hizbullah’la esir takası süreci başlatarak sorunu çözmek yerine, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın ifadesiyle “Yeni Ortadoğu’yu kurmak” üzere Lübnan’a “açık savaş” ilan etti.

Nasrullah, “Harbun meftuh” diye nitelediği İsrail’in bu “açık savaş” ilanını “aptallık” olarak niteledi; ancak restini de gördü.

1967’deki Haziran Savaşına doğrudan veya dolaylı katılan 9 Arap ülkesini 6 günde hezimete uğratan İsrail, 33 gün süren bu savaştan, Winograd Komisyonunun da itirafıyla yenik çıktı.[2]

Kuzey Birlikleri Komutanı Udi Adam ve Genelkurmay Başkanı Dan Halutz görevden alındı. Dönemin Savunma Bakanı Amir Peretz’in siyasi geleceği sona erdi, nihayet 2006’da esir takasına yanaşmayan İsrail, Temmuz Savaşı hezimeti sonrasında 16 Temmuz 2008’de iki askerinin cesedine karşılık Semir Kuntar’ı serbest bırakmak zorunda kaldı.

2008 Hizbullah’ın iç cephe ile sınavı

2006’da şartlarını ve kurallarını İsrail’in belirlediği oyundan zaferle çıkan Hizbullah, 2008’de yeni bir sınavla karşılaştı.

2008’deki kriz, 2006’da dış cephede geniş bir kamuoyu desteği toplamayı ve Lübnan kabinesinde belirleyici olmayı başaran Hizbullah[3] açısından çok daha karmaşık ve yönetilmesi zor bir sınavdı.

Çünkü 2006’da İsrail’in Hizbullah’ı ortadan kaldırmasına umut bağlayan iktidardaki 14 Mart İttifakı, 2008’de Hizbullah’ın silahını tartışmaya açmış ve Hizbullah’ın savaş kapasitesinin en önemli unsurlarından biri olan iletişim şebekelerini yasadışı ilan ederek yok edileceğini açıklamıştı.[4]

 Bu durum, silahının meşruiyetini ülke savunmasından alan ve namlusunu hiçbir zaman içeriye doğrultmamış olan Hizbullah açısından çok ciddi bir sınavdı.

Çünkü bir tarafta istihbarat alanında teknik ve insani düzeyde son derece üstün olan İsrail’e karşı kendisine iletişim güvenliği sağlayan özel telefon şebekesinin geleceği, diğer tarafta ise Lübnan iç barışı söz konusuydu.

Batı ve Arap rejimleri tarafından desteklenen iktidardaki 14 Mart İttifakı, Hizbullah’ı İsrail’e karşı olan silahının geleceği ile Lübnan iç barışı arasında tercihe zorluyordu.

Hizbullah Genel Sekreteri Nasrullah, 8 Mayıs’ta Lübnan iç barışını ısrarla vurgulayarak ve Hizbullah’ın Şii, Sünni ve Hıristiyan müttefikleriyle iç barışın garantisi olduğunu belirterek “Hizbullah’ın silahına uzanan eli keseriz”[5] dedi. Nitekim bir gün sonra ülkeyi kaosa sürükleyen 14 Martçı silahlı milisler, Hizbullah ve müttefikleri tarafından tutuklanarak Lübnan ordusuna teslim edildi[6] ve sorun daha fazla büyümeden çözümlenmiş oldu.[7]

Suriye sınavı

Suriye’deki olayların “demokrasi ve değişim” talepleriyle sınırlı olduğu dönemde Hizbullah, şu noktaları vurgulamış ve arabuluculuk girişimlerinde de bulunmuştu.

1- Muhaliflerin haklı ve meşru talepleri vardır ve Suriye yönetimi bunları karşılamalıdır.

2- Suriye’deki sorun siyasidir, mezhepçilik söylemleri ile şiddetin bir araç olarak kullanılması kabul edilemez.  

3- ABD ve müttefiklerinin Suriye’nin direnişten yana olan tarihsel konumunu ve rolünü hedef alan komploları göz ardı edilemez. 

4- Sorunun uluslar arası tarafların müdahaleleriyle karmaşıklaştırılmaması ve sorunun barışçı çözümü için Suriye yönetimi ile muhalifler diyalog kurmalıdır.

Ulusal Koalisyon adlı muhalif örgütün önde gelen isimlerinden Heysem Malih’in 7 Mart 2011’de cezaevinden serbest bırakılmasını sağlayan[8] Hizbullah Genel Sekreteri Nasrullah, Şam yönetimi ile muhalif liderler arasında çok sayıda arabuluculuk girişiminde de bulundu.

Şam yönetiminin kabul ettiği, muhalif liderlerin çoğunun ise reddettiği tüm bu girişimlere rağmen Hizbullah, olayların başından beri Suriye yönetimi adına “halkı öldürmekle” suçlandı, Hizbullah’la Şam yönetimi arasındaki İsrail karşıtı siyasi ittifak, mezhebi sebeplerle açıklandı.

Hizbullah Genel Sekreteri Nasrullah, 2006 ve 2008’deki gelişmelerde olduğu gibi Suriye konusunda da açık oldu ve oyunun kurallarına bağlı kaldı.

Nitekim Suriye’ye verdiği güçlü politik desteği gizlemedi. Kusayr’da silahlı grupların saldırılarına ve göçe zorlama tehditlerine uğrayan Lübnanlılara askeri destek verdiğini inkar etmedi. Ancak düne kadar da Suriye’deki oyuna açıkça dahil olmadı.

Hizbullah oyuna neden girdi?   

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrullah, dün yaptığı konuşmada “Suriye, Direniş’in sırtıdır, destekçisidir; Direniş de sırtına darbe vurulması karşısında hiçbir şey yapmadan beklemeyecektir. Biz üzerimize gelen bir komplo karşısında sadece izlemekle yetinecek ve hareketsiz bir şekilde bekleyecek kadar cahil ve aptal değiliz” diyerek Suriye’deki oyuna girdiğini açıkça ilan etti.

Suriye’de yaşanan olayın özellikle 18 Temmuz 2012’den itibaren artık “bir reform ve değişim talebi” değil, ABD ve müttefiklerinin açık bir vekalet savaşı olduğunun ortaya çıkmasına rağmen Hizbullah, düne kadar oyuna girmemiş, zahiri “kurallara” uymayı sürdürmüştü.

Çünkü her ne kadar Suriye’ye yönelik savaşın asılları ABD ve müttefikleri olsa da sahada sadece onların vekilleri bulunuyordu; dolayısıyla da Hizbullah bu zahiri “kurala” uyarak sahaya doğrudan girmemeyi tercih etmişti.

İsrail’in joker olarak oyuna girmesi tüm dengeyi değiştirdi

Aralık ayında Suriye’deki kimyasal silah meselesi üzerinden oluşan Türkiye, Amerika, İsrail ve Ürdün kombinasyonu,[9] İsrail’i joker oyuncu olarak devreye soktu.

Ocak sonunda ve mayıs başında “Hizbullah’a giden silahlar” bahanesiyle Suriye’yi vuran İsrail, sahadaki silahlı gruplara hava desteği oluşturma misyonuyla oyuna girdi.

Suriye ordusunun Kusayr’ın silahlı gruplardan temizlediği bir bölgesinde gelişmiş iletişim teçhizatları içeren bir İsrail askeri aracı ele geçirmesi[10], İsrail’in muhaliflere verdiği desteğin sadece hava şemsiyesi oluşturmakla sınırlı olmadığını ortaya koydu.   

Libya’da NATO’nun oynadığı rolün Suriye’de İsrail’e verilmesi, Şam’ın müttefiklerini de joker kullanmaya mecbur etti.

Şam’ın müttefiklerinin sahaya sürdüğü ilk joker Rusya’nın S-300 füzeleri oldu. S-300 faktörünün ABD’nin Cenevre’ye dümen kırmasında etkili olduğu görülüyor. Ancak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ABD ile birlikte Cenevre sonrası için bir “B” planı hazırladıklarına dair açıklaması[11] Cenevre sürecine de Annan planının akıbetinin hazırlandığını düşündürüyor.

Hizbullah, Suriye oyununa ikinci bir joker olarak girerek oyuna İsrail’i sokan ABD ve müttefiklerinin bölgesel savaş restini gördüğünü ortaya koymuş oldu.

Nasrullah, dünkü konuşmasında ABD ve müttefiklerine bölgesel savaş tehdidiyle Şam’ın müttefiklerini korkutamayacaklarının mesajını “Sabır ve fedakarlıkla bu süreci aşacağız, tıpkı Temmuz Savaşı başlarında size zafer vaat ettiğim gibi bugün de yine size zafer vaat ediyorum”[12] diyerek verdi.



Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Gürkan tarafından 26-05-2013 23:33:42 Tarihinde yazıldı.
Yazı için Teşekkürler
Umarım hizbullah 2006'daki savaştan çıktığı gibi bundan da başarıyla çıkar ama herkes gerçekçi olsun durum 7 yıl öncekinden çok daha zor.. Türkiye,İsrail,Suudi arabistan,katar, Amerika, Ürdün, El kaide tek bir cephede savaşılmıyor artık...
muhammed tarafından 27-05-2013 13:41:11 Tarihinde yazıldı.
basiretsizsiniz
mazlum bir halkın diktatöre karşı verdiği mücadeleyi görmezden geliyorsunuz. sizler sahip çıkmayıp diktatöre destek olduğunuz için onlar bugün batının kucağına düşüyor. hizbullah kendini bitirdi. tıpkı iran devrimi gibi.rahmetli humeyni ve fadlullaha ihanet ettiniz.reyhanlı dahil akan her kanın hesabını ahirette vereceksiniz.
Mehmet fatih gündüz tarafından 28-05-2013 00:49:50 Tarihinde yazıldı.
oyuna yanlis yerden girmek.
iran ve hizbullah,israil ve usa nin Türkiye nin önünü kesme,akabinde mezhep savasi cikartip,düsmanlarini-düsmanlari eliyle yoketme oyununa gelmislerdir.eger iran davutoglu ile elele verseydi,baas dan vazgecip suriye ihvani ile anlassaydi Allahin yardimiyla Iran,Türkiye,Misir hatti olusturulur,saudi,israil,usa,ürdün,qatar hatti imha edilirdi.Ama ne yazikki iran direnis zincirinin sakat halkasi baas rejimini tercih ederek hem devrimi bitirdi,hem hizbullahi bitirdi,hemde olusmakta olan üümet hayalimizi dinamitledi.oyuna geldi.yaziklar olsun.icimizdeki ahmaklar yüzünden bizi cok kötü bir gelecek bekliyor.umudumuz rafsancani-hatemi idi oda olmadi.Biz müslümanlar kaybettik siyonist israil kazandi.
a.fuad tarafından 28-05-2013 17:24:33 Tarihinde yazıldı.
Şeytanlar ve avukatları kaybedecek!
Büyük şeytan abd ve onun dümen suyundaki kuyruk şeytanların oyunlarına direnen asaletli duruşu itibarsızlaştırmaya çalışan tüm gayretler boşa çıkacaktır.Küresel istikbar yanına aldığı gafil beyinsiz müslümanların desteğiyle direnişi ınkılabı hizbullahı mağlup edeceğini zannediyor.Ne yapıp söylediğinin farkında olan islamın iftiharı aziz Nasrallah rabbani yardımlarla vaadettiği zafere ulaşaktır.Hiç şüphe yok Allahın hizbi galip; şeytanın hizbi avukatları ve yalakaları mağlup olacaktır...
idris tarafından 29-05-2013 12:48:29 Tarihinde yazıldı.
ümmetin hali pür melali
hizbullah kime ve ne adına zafer vaadediyor? karşısında siyonist israil mi var? vekalet savaşı diye adlandırlan suriyede hizbullah acaba kimin vekilliğini yapıyor? tekfirci terör diyerek acaba zımmen tekfircilik yapmıyor mu? esed nasrallahın gözünde tağutmu yoksa büyük bir kahraman mı? iran direniş hattı adına islami mi ulusçumu davranıyor? suriye giderse kudüs gider diyen nasrallah kudüsün 40 yıldır israilin işgalinde olduğunun farkında mı? şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım. hizbullah eski hizbullah değil. doğru! suriye muhalefeti belki hatalar yapıyor olabilir. ama denize düşenin yılana sarılmasında müsebbip suriye halkını tağuta ve zalime karşı yalnız bırakan ümmettir. suriye halkı emperyal güçlerin umurunda değil. belki 100 bin insan daha ölebilir Allah korusun. ancak safını yanlış konumlandırılanlar ileride ydh sitesinin editörü dursunoğlunun kitabına verdiği isim gibi elde var sıfır diyecekler. korkum o ki, hizbullah yangına körükle gidiyor. örgütün manevi kurucusu fadlallahın oğlunun dediği gibi suriyeden mücahidlerini(!) geri çekmelidir. ama bu ham bir hayaldir. iran türkiyenin politikasını osmanlıcılık diye eleştirirken kendisi safevi ve acem siyaseti yaptığının farkında mı? hülasa kaybedn ümmet..abd, batı, nato, rusya, çin hepsi bıyık altından ümmetin ölümlerine seviniyorlar. peki vahdet..bu taassuplukla daha bir asır bekleriz...
Çağrı Savsa tarafından 30-05-2013 15:30:38 Tarihinde yazıldı.
İşlerini Bitirin
Yukarıdaki yorumlar tam anlamıyla çöplük daha kimin kim olduğunu bilmiyorsunuz kimin hangi misyonu üstlendiğinden bile haberiniz yok biride yazmış yok ümmet müslümanlar kaybetti diye zaten kabbetmiştiniz Esad ve Nasrallah sizin namusunuzu koruyordu o kadar cahilsiniz ki şimdide onursuzlar coğrafyasında onurunuzu koruyan iki adama hakaret ediyorsunuz bu kafayla giderseniz bu coğrafya cehenneme dönecek Iraktan beter olursunuz haberiniz olsun gerçi sizin için farketmez kendinden başka kimseyi düşünmeyen homosapienslerden ancak bu beklenir beter olun.
Ahmet demir tarafından 30-05-2013 22:26:03 Tarihinde yazıldı.
Şeytana Hizmet Eden Örgüt!
Yıllasrdır Sevip bağrımıza bastığımız Hizbullah denen örgüt artığı. Allah'ın hizbi simini terk etmeli. Siz Yakın Doğu ve Alptekin bey bunların hesabını ahirette verebilecek misiniz. Bazı yorumcu safdiriklere de yazıklar olsun. Mezhebi dinleştiren gafillere de yazıklar olsun...
a.fuad tarafından 31-05-2013 15:17:38 Tarihinde yazıldı.
Hakikat Yakındır
Küresel emperyalizmin dümen suyunda hareket ederek kanaat sahibi olan özellikle islamcılık iddiasındaki yığınlar inşallah yakında hakikatler ortaya çıktığında yeniden savrulmazlar. Esad'ın, Suriye'nin ve Suriyelilerin onuru için alanı terketmediğini anlamak için bir defa olsun suriyenin dostlarının kimler olduğuna bakmak yeter de artar bile.Şayet Suriye halkı isteseydi,değil Esad'ı on Esad olsaydı bile devirirdi.Şu an Suriye'de batının eliyle silahlandırılan sözde cihatcılar samimi olsalardı bugüne kadar İsrail'e karşı bir eylemlerini duyardık.Ak'ı kara, karayı ak gösterenleri lanetliyorum.Doğru bilgi sahibi olmadan istikamet çizenlere hdayet diliyorum. Hadi çıkar ilişkisi olanları anladık peki ya böyle bir ilişkisi olmadığı halde akletmeden fikrettiğini zanneden gafillere ne demeli? İran ve Hizbullah yerine küresel güçlerin haberlerine itibar edenler kendilerini hangi islamın müslümanlığıyla tesmiye ediyorlar? Hele birde İmam Humeyni olsaydı böyle olmazdı diyen rol kesiciler var ki;merhum imam yaşasaydı aslında aynı basiretsizliği sergileceklerdi ama nasıl olsa dilin kemiği yok.Suriye olaylarını Hizbullah kanalıyla takip etmemek akıl tutulmasıdır. Akledenlere selam olsun...
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım