MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
23/07/2013 - 03:14 tarihinde eklendi
AB kararı Hizbullah’ı nasıl etkiler
Alptekin DURSUNOĞLU
AB’nin Hizbullah’ı ancak askeri ve siyasi kanat diye ayırarak terör örgütleri listesine alabilmesi, kararın etki açısından zayıf kalacağını gösteriyor.

AB’nin 28 üyesi, 22 Temmuz’da Hizbullah’ın askeri kanadının terör örgütü listesine alınması konusunda uzlaşmaya vardı.

AB’nin bu kararına giden süreç, 18 Temmuz 2012’de Bulgaristan’ın Burgaz kentinde bir otobüse düzenlenen ve 5 İsrailli turistin ölümüyle sonuçlanan saldırıyla başlamıştı.

Saldırıdan İran ve Hizbullah’ı sorumlu tutan İsrail[1], şubat ayında AB’den Hizbullah’ı terör örgütü listesine almasını istedi.

Hizbullah’ın saldırıyla ilgisinin olmadığını belirtmesi[2] ve Bulgaristan yönetiminin saldırının Hizbullah tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin somut bir kanıt bulunamadığını açıklaması[3] ve Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philippe Lalliot’un “Herhangi bir örgütün terörist listesine alınabilmesi için somut yasal şartların bulunması gerekiyor”[4] demesi, AB’nin konuyu gündeme almasını engelleyemedi.

İngiltere, mayıs ayında Hizbullah’ın AB’nin terör örgütleri listesine alınması için AB nezdinde girişim başlattı.

Hizbullah’ın terör örgütleri listesine alınması konusunda 22 Temmuz’a kadar AB içerisinde uzlaşma sağlanamamıştı; çünkü UNIFIL kapsamında Lübnan’da askeri varlığı olan AB ülkeleri, Hizbullah’ın terör örgütleri listesine alınmasına karşı çıkıyordu.

Nihayet ABD ve İsrail’in baskıları etkili oldu ve karara itiraz eden AB ülkeleri, tutumunu yumuşattı ve AB Hizbullah içerisinde bir “siyasi” bir de “askeri” kanat ayrımı yaparak “Hizbullah’ın askeri kanadının” terör örgütleri listesine alınması konusunda anlaşmaya varmış oldu.

Hizbullah’ın Kusayr’daki Lübnanlıları korumak için Suriye’deki çatışmalara dahil olmasının etkili olduğu bu karar, Lübnan Dışişleri Bakanı Adnan Mansur tarafından “aceleyle alınmış bir karar”[5] olarak nitelendi, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman da ABD’den kararı gözden geçirmesini istedi.[6]   

Hizbullah’ın askeri kanadı var mı?

Siyasi tutumunda açıklığı, aldığı her kararın arkasında durması ve attığı adımlardaki şeffaflığıyla ünlü olan Hizbullah’ın dünyadaki benzerlerinin aksine siyasi ve askeri kanat diye ayrı örgütlenmelere sahip olmadığı biliniyor.

Bir başka deyişle, Hizbullah’ın örneğin Hamas’ın askeri kanadı olan İzzedin el-Kassam Tugayları, İslami Cihad’ın Kudüs Seriyeleri ya da el-Fetih’in Aksa Şehitleri Tugayları gibi ayrı bir askeri yapılanması bulunmuyor.

Kurulduğu 1980’li yıllardan bu yana kendini her zaman bir direniş örgütü olarak tanımlayan Hizbullah, siyasi boyutunu varlığının gerekçesi olarak tanımladığı direniş yani askeri boyutunu desteklemeye yönelik olduğunu hiç gizlemedi.

Bundan dolayı da Hizbullah siyasi boyutuyla bile 2000’li yılların ortalarına kadar halka doğrudan hizmet alanları olan belediyecilikte ve parlamentoda var olmasına rağmen hükümete girmeyi tercih etmemişti.

2006’dan sonra hükümete girme konusunda ısrarlı davranmaya başlayan Hizbullah, bu tutumunu da doğrudan varlık sebebini yani silahını ilgilendiren kararların hükümette alınmasıyla açıkladı.

Çünkü;

1- 2005’te ABD ve Fransa’nın girişimiyle çıkarılan 1559 sayılı BM kararı, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını öngörüyordu ve bu kararın uygulanmasına yönelik adımlar Lübnan hükümeti tarafından atılacaktı.

2- Uluslar arası Refik Hariri mahkemesi, Hariri cinayetiyle ilgili olarak Hizbullah’ı suçluyordu ve bu mahkemeyle işbirliğinin şekli Lübnan hükümeti tarafından belirleniyordu.

3- 2006 yılında İsrail’e karşı açık bir zafer kazanmasına rağmen Hizbullah, Suriye dışındaki Arap ülkeleri ve onların içerideki uzantıları tarafından maceracılıkla ve ülkeyi savaşa sürüklemekle suçlandı. 1701 sayılı BM kararı kapsamında Hizbullah’ın silahlanmasını engellemeye yönelik tedbirler, Lübnan hükümeti tarafından alınacaktı.

Dolaysıyla daha önce hükümette yer almamayı tercih eden Hizbullah, doğrudan silahını ilgilendiren kararlarda söz sahibi olabilmek için 2005’ten sonra aşamalı olarak etkili bir siyasi aktöre dönüştü.

Kararın etki çapı

AB’nin 22 Temmuz kararının, Hizbullah’ı herhangi bir varlığının bulunmadığı Avrupa’da etkilemesi beklenmiyor. Ancak bu kararın Hizbullah’ı siyasi sonuçları bakımından Lübnan içinde doğrudan; batı Afrika’da ve güney Amerika’da da dolaylı olarak etkilemesi mümkün gözüküyor.

Batı Afrika’da ve güney Amerika’da Hizbullah’la bir şekilde bağlantılı olan birçok Lübnanlı Şii yaşıyor ve bu kararın ardından bunların sıkı güvenlik takibatına maruz bırakılmasının Hizbullah’ı da dolaylı olarak etkilemesi bekleniyor.

Bu kararın Hizbullah’ı Lübnan içerisinde doğrudan etkileyebilecek boyutları ise şunlar: Askeri ve siyasi kanat ayrımı bulunmayan Hizbullah’ın yeni Lübnan hükümetindeki bakanın AB tarafından askeri kanat üyesi olarak nitelendirilmesi, sadece Lübnan AB ilişkilerini değil, Hizbullah’ın Lübnan’daki müttefikleriyle ilişkilerini de etkileyebilecek potansiyeller taşıyor.

Çünkü Hizbullah’ın Lübnan içerisinde müttefik olduğu bazı Hıristiyan gruplar Avrupa ile yakın ilişkilere sahip bulunuyor ve AB’nin bu kararının bu grupların Hizbullah’la ilişkilerini de etkilemesi muhtemel gözüküyor.

Sonuç

AB kararının Hizbullah’a yönelik yukarıda sıralanan muhtemel etkileri söz konusu olsa da yerelde güçlü bir halk desteğine, uluslar arası alanda ise AB ve ABD kararlarından etkilenmeyen müttefiklere sahip olması Hizbullah’ın güçlü yanları olarak öne çıkıyor.  

Öte yandan AB’nin Hizbullah’ı ancak askeri ve siyasi kanat diye ayırarak terör örgütleri listesine alabilmesi, kararın etki açısından zayıf kalacağını gösteriyor.

Zira yaptırımlarda sert davranmak isteyen AB ülkeleri “askeri kanat” kapsamını geniş tutarak bu kararı Hizbullah’ı cezalandırma yönünde kullanmaya çalışacak olsa da, bu kararı baskı sonucu kabul eden AB ülkelerinin “siyasi kanadın” kapsamını genişleterek yaptırımları işlevsizleştirmesi de pek ala mümkün gözüküyor.

 

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım