MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
20/10/2013 - 17:25 tarihinde eklendi
Hasan Ruhani ve aşırılara karşı yurtta itidal, cihanda itidal
Alptekin DURSUNOĞLU
Hasan Ruhani ve aşırılara karşı yurtta itidal, cihanda itidal
İsrail’le Körfez’deki Arap ülkelerinin İran’ın nükleer programı konusunda işbirliği başlattığı düşünülecek olursa Ruhani’nin ‘aşırılara’ karşı uluslar arası alandaki işinin içeridekilere oranla hiç de kolay olmayacağı sonucu çıkıyor.

Adı: Hasan Ruhani

Baba adı: Esedullah

Doğum tarihi: 21 Aban 1327

Son öğrenim durumu: İngiltere’de hukuk doktorası

Bu bilgiler, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Asriran[1] adlı internet sitesinde yayımlanan röportajından.

‘Devrimci bir ülkenin’ cumhurbaşkanı sıfatıyla Hasan Ruhani, ‘itidal’ şiarıyla sadece ülkesinde değil, özelikle ABD’deki temasları ve demeçleri sebebiyle tüm dünyada da ilgiyle izleniyor.

Çocukluğundan, aile hayatına, eğitim süreçlerinden devlet görevlerine dair son derece ilginç notların yer aldığı röportajda, söyleşiyi yapan gazetecinin gözlemleri de Ruhani portresine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar sunuyor.

Ruhani’nin dikkat çeken ilk yönü konuşma tarzı. Asriran muhabiri de söyleşinin girişinde aslında İranlı her din bilgininde tanık olunan, her bir kelimeyi adeta sayan, kurduğu cümledeki her bir kelime üzerinde düşündüğü izlenimi veren konuşma tarzına dikkat çekerek bu özenli tarzı, Ruhani’nin diplomat kişiliği ile ilişkilendiriyor.

Hasan Ruhani’nin, Ayetullah Haşimi Rafsancani’nin siyasi çizgisinin bir devamı olduğu biliniyor. Röportajdan, Ruhani ile Rafsancani arasındaki yakınlığın, çalışma ofislerinin dekorasyonuna bile “büyük bir benzerlik” olarak yansıdığı anlaşılıyor.

“Rafsancani’nin çalışma odasında büyük bir kütüphanenin, Ruhanininkinde ise 3 metre uzunluğunda ve 1.5 metre genişliğinde sürekli olarak haber akan büyük bir monitörün bulunması” iki odayı birbirinden ayıran tek fark olarak ortaya konuyor.

Şimdilerde kentin bir parçası haline gelmiş olan Simnan iline bağlı Serhe köyünde doğan Ruhani, çocukluk dönemine ilişkin “mazlum muydunuz şeytan mı?” şeklindeki soruyu “pek şeytan değildim, okuldan sonra babamın dükkanında ona yardım ederdim” diye cevaplıyor.

Babasının dükkanını kitap da dahil olmak üzere her şeyin satıldığı bir “köy süpermarketi” olarak niteleyen Ruhani’nin dini ilimler alanına ilgisi de kitap ve öğrenim merakı da dükkanlarında satılan kitaplar sayesinde başlıyor.

‘Ruhani’ kelimesi, İran’da din alimleri için kullanılan genel bir ifade. Bu anlamıyla Hasan Ruhani’nin dedeleri ‘ruhani’ olduğu halde, aile geçindirme kaygısı sebebiyle babası Esedullah bir ‘ruhani’ olamamış.

Hasan Ruhani’nin ‘ruhanilik’ ilgisi, dükkanlarının yakınındaki bir camiden ve çeşitli dini münasebetler dolayısıyla Kum’dan halka vaaz vermek üzere köye gelen ‘ruhanilerden’ kaynaklanıyor.

3 bin nüfuslu köylerinde 70 ‘ruhani’nin bulunduğunu belirten Hasan Ruhani, dini ilimlere yönelmesinde ‘Kum’dan daha iyi’ olarak nitelediği köyünün ve babasının teşviklerinin de etkili olduğunu söylüyor.

Dini ilimler için ilk ‘havza’ tahsiline Simnan’da başlayan Ruhani, burada bir yıl okuduktan sonra 13 yaşındayken Kum’a gidiyor; ancak Kum’da dini ilimlerle yetinmeyerek ‘havza’dan gizli bir şekilde normal liseye de kaydoluyor hem ‘havza’ hem de lise tahsili görüyor.

Arkadaşlarıyla yaptığı tartışmalar sonucu kendi deyimiyle ‘yeni ilimler’ öğrenmesi gerektiğine karar veren Ruhani, tıpkı lise eğitimini olduğu gibi üniversite öğrenimini de ‘havza’dan atılma korkusuyla gizli bir şekilde sürdürüyor.

Devrim öncesinde başladığı hukuk fakültesine ‘ruhani elbisesiyle’ giden ve zaman zaman sataşmalara da maruz kalan Ruhani; hukuk fakültesini, İslami ilimlere yakınlığı sebebiyle tercih ettiğini söylüyor.

Üniversite ortamı arkadaş çevresi

Tahran üniversitesi hukuk fakültesi Şah döneminde, yılda 50’si kız 150’si erkek olmak üzere 200 öğrenci kabul ediyor. Fakültesindeki 7-8 kişinin dindar, 10-15’inin aralarında Halkın Mücahitleri’nin de bulunduğu örgütlere mensup militan, geri kalanının ise ‘aldırışsız’ tiplerden oluştuğunu belirten Ruhani, tüm çevrelerden samimi arkadaşları olduğunu söylüyor.

İslam Devrimi Lideri İmam Humeyni’ye bağlılığından ve Hemedan’da okuduğu bir bildiriden dolayı ilk kez 16 yaşında tutuklanan Ruhani, İslam Devrimi liderlerinden Ayetullah Mutahhari’nin ve Beheşti’nin davetleriyle konuşmalar yapıyor, rejimin baskısına maruz kalıyor.

Devrimden sonra ilk resmi görevini, Ayetullah Hamenei’nin teklifi üzerine devrim muhafızları ordusundaki ‘inanç ve siyaset’ biriminde alan Ruhani, 31 yaşında milletvekili seçiliyor, Hatemi döneminde de Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreterliği yapıyor.

Aşırılara karşı yurtta itidal dünyada itidal

Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği görevi, Ruhani’nin siyasi hayatı açısından hem bir dezavantaj hem de bir avantaj oluşturdu.

Irak’ın ABD tarafından işgal edildiği 2003 yılından itibaren nükleer programı uluslar arası bir krize dönüştürülen İran’da da dünyada da en çok duyulan isimlerden biri Hasan Ruhani’ydi.

Çünkü İran’ın nükleer programı Irak işgalinden sonra en önemli ‘uluslar arası sorun’; Ruhani de İran adına bu sorunun müzakerecisiydi.

İran’da Ahmedinejad’la birlikte seçimlerde siyasi cenahlar ve programları üzerinden değil, doğrudan kişiler üzerinden yürütülen bir siyasi hesaplaşma geleneği başladı.

Ahmedinejad’ın 8 yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde dozunu giderek arttırdığı bu ‘iç savaşın’ stratejik hedefi elbette Ayetullah Haşimi Rafsancani’ydi.

Ancak bir önceki dönemde ülkenin ulusal güvenliği ile ilgili kritik görevlerde bulunanlar bile Rafsancani’ye yakınlıkları ölçüsünde ‘yeni muhafazakar’ cenahın hedefi olmaktan kurtulamadı.

Ahmedinejad’ın başını çektiği ‘yeni muhafazakar’ cenahın bir önceki hükümetin nükleer program baş müzakerecisi Hasan Ruhani’ye yönelttiği suçlamalar şunlardı:

1- İngiltere, Fransa ve Almanya’yla müzakere başlatarak soruna taraf olan aktörlerin sayısını arttırması.

2- Nükleer program konusunda defansif davranması,

3- AB troykası ile müzakerelerde güven vermek adına Natanz ve İsfahan’daki tesislerin faaliyetlerini askıya alması, dolayısıyla da nükleer programın gecikmesine neden olması.

İsrail’e göre ise Ruhani, yumuşama gösterip yukarıdaki adımları atarak askeri müdahaleyi önlemiş ve İran’a nükleer silah yapabilmesi için zaman kazandırmıştı.

Yukarıdaki suçlamalar, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakip adayların Ruhani’ye yönelttiği eleştirilerin eksenini oluşturuyordu; ancak cumhurbaşkanı seçilmesi, halkın Ruhani’ye yapılan suçlamaları değil, Ruhani’nin bu konudaki açıklamalarını ciddiye aldığını gösterdi.

Hasan Ruhani, “İran’ı Batı karşısında diz çöktüren adam” suçlamalarına rağmen ‘itidal’ şiarıyla seçimleri kazanarak rakiplerini ‘boş sloganlar atan aşırılar’ konumuna düşürmüş oldu.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreterliği döneminde ‘gönüllü ve geçici’ kaydıyla güven verici adımlar atan Ruhani, yine ‘çözümden yana, yapıcı ve güven verici’ vurgusuyla müzakere başlattı ancak öncekinin aksine bu kez müzakerelere zaman sınırı koydu.

Gerek ABD’de gerekse Cenevre’de yapılan İran-5+1 müzakerelerine ilişkin basına yansıyan olumlu hava, Ruhani’nin İran’ın ‘nükleer tehlikesini’ ‘kot pantolon’[2] düzeyinde ispat etmeye çalışan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu da ‘boş konuşan aşırı’ konumuna düşürdüğünü gösteriyor.

Ancak İsrail’le Körfez’deki Arap ülkelerinin İran’ın nükleer programı konusunda işbirliği başlattığı[3] düşünülecek olursa Ruhani’nin ‘aşırılara’ karşı uluslar arası alandaki işinin içeridekilere oranla hiç de kolay olmayacağı sonucu çıkıyor.

 

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
çağrı tarafından 20-10-2013 22:48:25 Tarihinde yazıldı.
yorumsuz
Yazı ne kadar güzelsede eksiklikler var. Ruhanide ardılları gibi özgürlükler konusuda aynı islami devletten milim sapma yok. O kadar aşırılıkları eleştirmesi samimi değil el kaide irandan örnek alarak islami devlet modeli oluşturdu adeta parmaklarını uzatıp bunu siz öğrettiniz der gibiler. Gerisimi irandaki sol guruplar şahtan çekmediklerini mollalardan çekti sonrasımı yok olan hayatlar mutsuz insanlar kalsın üç maymun.
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım