MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
16/03/2014 - 19:32 tarihinde eklendi
Katar-Suudi kutuplaşması bölge için bir fırsat
Alptekin DURSUNOĞLU
Katar-Suudi kutuplaşması bölge için bir fırsat
Suudi Arabistan ile Katar arasındaki nüfuz mücadelesinin ikili bir sorun olmaktan çıkması, önce Körfez’de sonra da bölgede yeni ittifak kombinasyonlarının oluşmasına neden olabilir.

Suudi Arabistan ile Katar arasında yaşanan ikili sorunlar, daha şimdiden Körfez İşbirliği Konseyi’nin vizyonunu etkileyecek bir kutuplaşmaya neden oldu.

Körfez’deki bu yeni kutuplaşma, başta Suriye olmak üzere bölgesel sorunların çözümüne dair yeni perspektifleri gündeme getirebilecek potansiyeller taşıyor.

Çünkü şubat sonuna kadar sadece Körfez İşbirliği Konseyi’ni etkileyen Suudi Arabistan-Katar gerginliği, marttan itibaren İran’a ve hatta Mısır’a da taraf olma zemini yaratarak kapsam genişletiyor.

Geçtiğimiz yılın kasım ayında Suudi Arabistan’ın Katar’ı ‘hizaya getirmeye’ çalışmasıyla ortaya çıkan, şubattan itibaren Körfez İşbirliği Konseyi içerisinde marttan itibaren ise tüm Körfez bölgesinde kutuplaşmaya neden olan krizin ana başlıkları şöyle:

1- Katar’ın bölgenin genelinde Müslüman Kardeşler örgütünü, Suudi Arabistan’ın sınır komşusu olan Yemen’de de Husileri desteklemesi.

2- Suudi Arabistan’ın Katar’ı siyasal nüfuzu için bölge güvenliğini ve istikrarını tehlikeye atan bir maceracı olarak görmesi.

3- Suudi Arabistan’ın Körfez İşbirliği Konseyi’ndeki diğer müttefikleri aracılığıyla Katar’ı yalnızlaştırarak ve cezalandırarak ‘hizaya getirmeye’ çalışması.

Suudi Arabistan’ı Katar’a karşı ofansif hale getiren şartlar, 2013 yılının mayıs ayında Doha’daki yönetim değişikliği ve temmuz ayında Mısır’daki Müslüman Kardeşler yönetiminin devrilmesiyle hazırlandı.

Katar’ın bölgesel güç olma rüyası

Zira diğer Körfez ülkelerinin aksine Katar, hem İsrail’le hem İran’la, hem ABD ile hem Suriye ile, hem Hamas ve Hizbullah’la hem de Filistin Özerk Yönetimi ile ilişkilerini son derece koordineli bir şekilde yürütüyordu.

Tüm karşıt taraflarla ilişki sürdürebilmesi ise Katar’a benzersiz bir siyasi güç ve diplomatik etkinlik kazandırıyordu.   

‘Arap Baharı’ süreci, Katar’a fiziksel çapıyla ters orantılı bu nüfuzunu farklı araçlarla çeşitlendirme ve geliştirme imkanı sundu.

Çünkü bölgenin en küçük devletlerinden biri olan Katar, bölgenin en yaygın ve etkili örgütü Müslüman Kardeşler’e verdiği destek sayesinde Tunus, Mısır ve Libya gibi ülkeleri adeta doğrudan yönetir hale gelmiş, Suriye konusundaki tutumu nedeniyle ise tüm Arap Birliği’ne lider olmuştu.

Elbette Katar Arap Baharı’nda yaptığı bu tercihle 2011 öncesinde tüm karşıt taraflarla eşit düzeyde ilişki sürdürebilmesinden kaynaklanan nüfuzunu aşamalı olarak kaybetmeye başladı.

Suriye’deki tutumundan dolayı Şam, Tahran ve Hizbullah nezdindeki kredisini zayıflatan Katar, Müslüman Kardeşler’e verdiği destek sebebiyle de Körfez’deki komşularıyla ters düşmeye başladı.

Suriye konusunda Türkiye ile birlikte oynadığı liderlik rolü 31 Ekim 2012’de ABD tarafından başarısız bulundu. Amerika, kuruluşuna öncülük ettiği Suriye Ulusal Koalisyonu ile 11 Kasım 2012’de Suriye dosyasını Katar’dan aldı.

Suriye konusundaki başarısızlıktan sorumlu tutulan Emir Şeyh Hamad bin Halife ve Başbakan Hamad bin Casim, 2013 yılının mayıs ayında sahneden çekildi. Katar ve Türkiye’nin Müslüman Kardeşler merkezli bölge projesinin amiral gemisi olan Mısır’daki İhvan yönetimi temmuz ayında devrildi.

Suudi Arabistan, 2012 Kasım’ına kadar Katar’ın liderlik ettiği Suriye dosyasında belirleyici olmakla kalmadı, 3 Temmuz’da Mısır’da İhvan yönetiminin devrilmesiyle birlikte Katar’a en büyük darbeyi vurmuş oldu.

2011’den itibaren Katar tarafından fethedilen kalelere 2012 sonlarından itibaren kendi bayrağını diken Suudi Arabistan’ın Doha’yı Körfez’e hapsetmeyi hedefleyen son hamlesi 5 Mart’ta gerçekleşti.

Suudi Arabistan, Körfez’deki müttefikleri Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Katar’daki elçisini çekmekle kalmadı. Doha’dan el-Cezire’yi kapatmasını ve Brookings Institute adlı düşünce kuruluşuna bağlı Amerikalı uzmanların sınır dışı edilmesini dayattı, Katar’ı kara ve hava sınırlarını kapatmakla tehdit etti.

Suudilere göre krizin bu noktaya gelmesinin sebebi Katar Emiri Şeyh Temim’in 23 Kasım 2013’te Kuveyt Emiri’nin de hazır bulunduğu bir toplantıda Suudi Kralına verdiği yazılı taahhüde bağlı kalmamasıydı.

Şeyh Temim Riyad’daki toplantıda şu üç konuda taahhütte bulunmuştu:

1- İhvan’a verilen desteğin durdurulması,

2- Yemen’deki Husilere verilen desteğin durdurulması,

3- Körfez ülkelerinin muhaliflerine barınak olmaya son verilmesi.[1]

Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki elçilerini çekmeyerek bir yandan yapıcı davrandığı imajı vermeye diğer yandan da cezalandırma tehditleri karşısındaki özgüvenini göstermeye çalıştı.

Katarlılara göre Suudi liderliğindeki Körfez koalisyonunun cezalandırma tehditleri bir blöf; çünkü Körfez İşbirliği Konseyi’nin diğer üyelerinden Kuveyt ve Umman Suudilerin yedeğinde değil.

Körfez İşbirliği Konseyi’nin önceki hafta Kuveyt’te yapılan toplantısında Kuveyt’in tarafsız, Umman’ın ise Katar’ın yanında duran bir tavır sergilemesi, Doha’nın analizini doğrular gözüküyor.

Özgüven mesajı vermekle birlikte Katar, Suudi liderliğindeki karşıt koalisyonun kuşatma halkasını kırmak için Kuveyt’in tarafsız, Umman’ın ise lehte tutumuna umut bağlayamayacağının farkında. Bu gerçeklik Katar’ı Körfez’in en büyük ülkesi İran’a yaklaştırıyor.

15 Mart’ta dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde Tahran’da bir araya gelen İranlı ve Katarlı yetkililer, ikili ilişkileri tüm alanlarda geliştirme kararlılığını vurguladılar, üç ay sonra Tahran’da yapılacak ortak siyasi istişare toplantısının her üç ayda bir dönüşümlü olarak sürdürüleceğini açıkladılar.

Tahran’da yapılan toplantıya ilişkin yapılan açıklamada ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik ifadelerin dışında en dikkat çekici hususlardan biri de iki tarafın da Suriye sorununun siyasi çözümünü desteklediğini vurgulaması oldu.[2]

İranlı ve Katarlı yetkililerin bir araya geldiği gün Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zaid Al-i Nahyan da Riyad’da Suud el-Faysal’la buluştu ve “Doha’nın Körfez’in çıkarlarıyla uyumlu olmayan politikalarını” ele aldı.[3]

Suudi Arabistan’ın Mısır’ı Körfez İşbirliği Konseyi’ne almak için girişimlerde bulunduğuna dair haberler,[4] Riyad’ın kuşatma halkasını kırmak için İran’la yakınlaşmaya çalışan Katar’ı rahat bırakmak niyetinde olmadığını gösteriyor.

Katar-Suudi geriliminin bölgeye yönelik muhtemel etkileri

Suudi Arabistan ile Katar arasındaki nüfuz mücadelesinin ikili bir sorun olmaktan çıkması, önce Körfez’de sonra da bölgede yeni ittifak kombinasyonlarının oluşmasına ve dolayısıyla da şu muhtemel gelişmelerin yaşanmasına neden olabilir.

1- Yaşanan kutuplaşma, ortak para kullanımı da dahil olmak üzere entegrasyon vizyonu olan Körfez İşbirliği Konseyi’ni öngördüğü hedeflerden uzaklaştırabilir.

2- Körfez’deki Arap ülkelerinin İran’a karşı güç birliği hedefiyle kurduğu Körfez İşbirliği Konseyi, yaşanan kutuplaşma ve Katar’ın müttefik ihtiyacı sebebiyle İran’ı örgüt içerisinde etkili bir aktör haline getirebilir.

3- Suudi Arabistan’ın Katar’ın İran’la yakınlaşmasını dengelemek adına Mısır’ı Körfez İşbirliği’ne dahil etmesi, sorunun çok daha fazla karmaşıklaşmasına ve işbirliği amaçlı kurulan örgütün bir çatışma zemini haline gelmesine neden olabilir.

4- Suudi kuşatmasını aşmak için İran’a yaklaşmaya çalışan Katar, Arap Baharı öncesi pozisyonuna geri dönebilir. Dolayısıyla Doha’nın Şam’a ve Hizbullah’a karşı tutumu farklılaşabilir.

5- Hamas’ın Şam’dan, İhvan’ın ise İran’dan uzaklaşmasına neden olan Katar’ın 2011 öncesi pozisyonuna dönmesi, Tahran tarafından da teşvik edilir.

6- Katar’la İran arasında Suudi karşıtlığı üzerine bina edilen bir ittifak, Hamas’ın direniş eksenine geri dönüşünü ve İhvan’ın İran’la yeniden yakınlaşmasını sağlayabilir; mezhebi gerilimlere neden olan Suudi dini söylemine karşı Şii-Sünni vahdetini vurgulayan bir siyasal perspektif gelişebilir.

 



[2] Farsnews. 15 Mart 2014. کمیسیون عالی مشترک ایران و قطر طی ۳ماه آینده در تهران برگزار می‌شودhttp://www.farsnews.com/newstext.php?nn=13921224001384

[3] Farsnews. 15 Mart 2014. رایزنی وزیر خارجه «امارات» با همتای سعودی‌اش در ریاضhttp://www.farsnews.com/newstext.php?nn=13921224001507

[4] El Arab. 10 Mart 2014. هل تنضم مصر إلى مجلس التعاون الخليجي

 http://alarab.co.uk/?id=17334

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım