MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
14/12/2014 - 20:14 tarihinde eklendi
Rusya’nın Suriye planı ve Dostlar Grubu’nun seçenekleri
Alptekin DURSUNOĞLU
Rusya’nın Suriye planı ve Dostlar Grubu’nun seçenekleri
Suriye krizinde ilk kez diplomatik inisiyatif Şam’ın müttefiklerine geçmiş olsa da Moskova’da pişirilecek planın başarısı Dostlar Grubu’nun tavrına bağlı.

ABD liderliğindeki Dostlar Grubu’nun ‘terörle mücadele koalisyonu’na dönüşmek zorunda kalması, ‘Suriye devrimi projesi’ndeki başarısızlığının açık bir itirafı olsa da projenin tamamen rafa kalktığını söylemek için hala vakit erken.

Dostlar Grubunun 24 Şubat 2012 ile 12 Eylül 2014 zaman aralığını kapsayan evrim tarihi, Suriye’deki devrim projesinin mevcut durumunu anlamaya imkan veriyor.

1- Arap Birliği ile Avrupa ülkelerinin Suriye’ye müdahale öngören tasarısının 4 Ocak 2012’de Rusya ve Çin tarafından veto edilmesi, ‘Suriye’de devrim’ için BM’yi bypass eden bir formül arayışı başlattı.

2- Bush yönetimin 2003’te Irak’ı işgal etmek için BM’yi bypass ederek kurduğu ‘uluslar arası koalisyon’ model alınarak 24 Şubat 2012’de Tunus’ta Dostlar Grubu oluşturuldu.

3- Dostlar Grubu, ithal ettiği ve silahlandırdığı militanlar aracılığıyla 18 Temmuz 2012’de vekalet savaşı başlattı; ancak 2013 yılının eylül ayından itibaren vekilleri üzerindeki kontrolünü kaybetti.

4- Suriye’deki savaş sayesinde güçlenen IŞİD’in 2014 yılının ortalarından itibaren Irak’taki kazanımları ile Kürdistan Bölgesi’ni, Suudi Arabistan’ı ve Ürdün’ü tehdit etmeye başlaması üzerine de Dostlar Grubu, 12 Eylül 2014’te Cidde’de ‘terörle mücadele koalisyonuna’ dönüştü.

Devrim projesinde tadilat imkanı

Uluslar arası koalisyon olarak 12 Eylül 2014’ten itibaren baş edilmeye çalışılan sorunlar, aslında Dostlar Grubu olarak 24 Şubat 2014’ten itibaren tasarlanan devrim projesinin doğurduğu sonuçlardan başka bir şey değil.

Bununla birlikte ABD liderliğindeki koalisyon, sorunların sebebi olan devrim projesini rafa kaldırmaktan çok projeyi tadil etme peşinde gözüküyor.

Projenin müteahhitliğini yapan Dostlar Grubu, projenin bizatihi kendisinden kaynaklanan sorunlardan dolayı yapısal bir dönüşüm geçirmek zorunda kalmışken, tadilatlar ile projeyi devam ettirebilir mi belirsiz.

Ancak Dostlar Grubu’nun geçirdiği bu yapısal dönüşümün ve projedeki tadilat sürecinin Şam’ın müttefikleri için geniş bir oyun alanı açtığından kimsenin kuşkusu yok.

Şam’ın müttefikleri ve defansif pozisyon

Şam’ın en önemli müttefikleri olan Rusya ve İran, Suriye krizinin başından beri siyasi çözümü savunarak sabit ve tutarlı davransa da defansif bir pozisyondaydı.

Çünkü krize ilişkin tanım ve çözüme ilişkin yol, araç ve yöntemlerin çerçevesi Dostlar Grubu tarafından belirleniyor, Şam’ın müttefikleri ise pozisyonlarını belirlenen bu çerçeve üzerinden savunmak zorunda kalıyordu.

Örneğin Dostlar Grubu, Suriye krizini “halkın demokratikleşme talebinin rejimin şiddetle bastırması” diye tanımlamış, çözümü ise “rejimin devrilmesi ve yeni iktidar yapısının Ulusal Koalisyon adlı örgüt tarafından belirlenmesi” olarak sunmuştu.

Halbuki Suriye’de şiddet hiçbir zaman tek taraflı olmadı. 18 Mart 2011’de başlayan olaylarda muhalif gruplar, nisan ayından itibaren silah kullanmaya başlamış, Şam’ın ulusal uzlaşma konferanslarını boykot etmiş ve reform önerilerini de reddetmişti.

Öte yandan Suriye’deki muhalif gruplar, ‘Ulusal Koalisyon’ adlı örgütten de ibaret değildi; Ulusal Koalisyon’u diğer muhalif gruplardan farklı kılan tek şey onun 11 Kasım 2012’de ABD liderliğindeki Dostlar Grubu tarafından örgütlenmiş olmasıydı.

Ancak Şam’ın müttefikleri bu gerçeklere rağmen Suriye sorununu, Dostlar Grubu’nun ‘vekalet savaşı’ olarak tanımlayıp, krize bu tanımın gerektirdiği karşıt araçlarla müdahil olmadı.

Örneğin Dostlar Grubu’na alternatif bir koalisyon oluşturmadı, Dostlar Grubu gibi belirli bir tarafla diyalogu kesmedi; hatta 30 Haziran 2012’de Cenevre’de krizi, Dostlar Grubu’nun tanımı çerçevesinde bir ‘rejim sorunu’ olarak tartışmayı kabul etti.

Şam’ın müttefikleri, Dostlar Grubu’na Suriye krizinin tanımı konusunda değil, çözümü konusunda direndi.

Şam’ın müttefiklerine göre eğer Suriye krizi demokrasi talebinden kaynaklanıyorsa, o halde bu bir iç sorundu ve çözümün tarafları da yabancı ülkeler değil Suriyelilerin bizatihi kendisi olmalı; dolayısıyla demokrasi talep eden muhalifler ile Suriye yönetimi arasında müzakere başlatılmalıydı.

Yabancı ülkeler ve uluslar arası kurumlar ise bu iç sorunun barışçı yollarla ve siyasi araçlarla çözümü için Suriye’de etkili oldukları tarafları uzlaşmaya teşvik eden bir rol oynamalıydı.

Dostlar Grubu’nun inisiyatif kaybı

Suriye sorununun tüm tarafları, şimdiye kadar sadece 30 Haziran 2012’deki Cenevre bildirisinde uzlaşabildi.

Çünkü Cenevre bildirisinde krizin tanımı konusunda Dostlar Grubu’nun, çözüm yolu konusunda ise Şam’ın müttefiklerinin tercihi esas alınmıştı.

Cenevre bildirisi muhaliflerle hükümet arasında siyasi müzakerelerin başlatılmasını, ortak bir geçiş hükümeti kurulmasını ve bu hükümetin hazırlayacağı siyasi süreçler ve yapacağı seçimler ile sorunun siyasi yollarla çözülmesini öngörüyordu.

Ancak Dostlar Grubu, bildiri metninde yer almamasına rağmen mevcut cumhurbaşkanının çekilmesini ön şart olarak dayatarak devrim projesinden vazgeçmeyeceğini ortaya koydu.

Suriye hükümetinin Cenevre-1 kararlarını uygulamak için katıldığı 22 Ocak 2014’teki 2. Cenevre konferansı ise Dostlar Grubu’nun ön şartından vazgeçmemesi ve Ulusal Koalisyon dışındaki muhalif grupları yok sayması sebebiyle başarısız oldu.

Dostlar Grubu, Cenevre-3’te masaya çok daha güçlü bir şekilde oturmak için 5 Şubat 2014’te savaş seçeneğine geri döndüğünde 12 Eylül’de masaya oturamayacak şekilde evrim geçirebileceğini düşünmemişti.

Şam’ın müttefikleri artık ofansif

Bugünlerde Suriye’de siyasi çözüm yönündeki girişimleri ile gündeme gelen Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’un ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’den naklettiği bir anekdot, bunu doğruluyor.

Kerry, 2. Cenevre görüşmelerinden bir hafta sonra Rus muhataplarına “Müzakereler başarısızlıkla sonuçlandı, biz savaşa geri döneceğiz”[1] diyor.  Rus muhatapları ise “Siz Filistin-İsrail müzakerelerini 9 ay sürdürüyor, sonra 9 ay uzatıyor ve mevcut durumu tekrarlıyorsunuz. Peki bunu Suriye için neden yapmıyorsunuz” cevabını veriyor.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin 9 ay sonra Dostlar Grubu’nu terörle mücadele koalisyonuna dönüştürmek zorunda kalması sebebiyle buna verebilecek bir cevabının da masaya oturabilecek Dostlar’ının da kalmaması Rusya’ya siyasi çözüm için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Mihail Bogdanov’un geçtiğimiz hafta Şam ve Beyrut’ta yaptığı görüşmelerden sızan haberler, Şam’ın müttefiklerinin Dostlar Grubu’nun yokluğunda ilk kez ofansif bir pozisyon elde ettiğini gösteriyor.   

Rusya ve İran’ın Şam’la da koordineli olarak hazırladıkları plandan ve plana ilişkin yer yer spekülatif de olsa ayrıntılardan söz ediliyor.

Bogdanov’un açıklamalarına göre plan, 30 Haziran 2012 tarihli Cenevre bildirisinin zeminlerinin oluşturulmasından ibaret.

Üç aşamalı gözüken planın birinci aşamasında Suriye içindeki ve dışındaki muhalif grupların Moskova’da bir araya getirilmesi, ikinci aşamada muhalifler ile Suriye hükümet temsilcilerinin müzakereleri, üçüncü aşamada da Dostlar Grubu üyelerinin de yer alacağı bir uluslar arası konferansla geçiş hükümetinin kurulması ve siyasi süreçlerin başlatılması öngörülüyor.

Suriye’de barış Dostlar Grubu’nun cepheye dönmemesine bağlı

Suriye krizinde ilk kez diplomatik inisiyatif Şam’ın müttefiklerine geçmiş olsa da Moskova’da pişirilecek planın başarısı Dostlar Grubu’nun tavrına bağlı.

Dostlar Grubu, Beşşar Esed’in çekilmesi ön şartından yani ‘devrim projesinden’ vazgeçer ve Ulusal Koalisyon dışındaki diğer muhalif grupları da tanırsa kurulacak geçiş hükümetiyle siyasi çözümün ve Suriye’nin normalleşmesinin önü açılır.

Eğer gerçekten bir terörle mücadele hedefi taşıyorsa böylesi bir çözüm, kendisine tıpkı Irak’ta olduğu gibi Suriye’de işbirliği yapabileceği resmi muhatap kazandıracağı için terörle mücadelenin daha etkili sürmesini sağlayabilir.

Ancak ‘Dostlar’ın önünde ABD Başkanı Barack Obama’nın tabiriyle “Suriye’de ılımlı muhalefet yaratma fantezisini”[2] sürdürmek, bu fantastik muhalifleri eğitip donatarak hem terörü yenmek hem de Suriye yönetimini devirmek, böylece Suriye’ye demokrasi bölgeye de huzur ve istikrar getirmek seçeneği de var.

 



[1] El Ahed, 13 Aralık 2014. بوغدانوف: موسكو لا تزال تدعم الرئيس الاسد والجيش السوري خط أحمر بالنسبة إلى روسياhttp://www.alahednews.com.lb/essaydetails.php?eid=104818&cid=161#.VI3AYIqsXLc

[2] Bloomberg HT. 22 Haziran 2014. Obama: Suriyeli muhalifleri ordulaştırmak sadece "Fantezi". http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1581115-obama-suriyeli-muhalifleri-ordulastirmak-sadece-fantezi

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım