MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
29/08/2016 - 19:19 tarihinde eklendi
Cerablus müdahalesi
Alptekin DURSUNOĞLU
Cerablus müdahalesi
Türkiye, 2011’e ait ‘Şam’da devrim’ önceliğini, ‘Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması’ şeklinde değiştirdiği için Cerablus müdahalesine hem Amerika’dan hem de Rusya ve İran’dan onay alabildi.

Türkiye, 24 Ağustos’taki Cerablus müdahalesi ile tıpkı Rusya, İran, Amerika, İngiltere ve Fransa gibi Suriye’de askeri varlığı bulunan bir aktör haline geldi.

Amerika, İngiltere ve Fransa 2014 Eylülünde kurulan uluslararası koalisyon çerçevesinde ve tek taraflı olarak; Rusya ve İran ise 2015 Eylülünde terörle mücadele gerekçesiyle ve Şam’la koordineli olarak Suriye’ye girmişti.

Peki 2011’de Suriye’nin iç işlerine “iç meselemizdir”[1] diyerek müdahil olup onu uluslararası bir siyasi krize dönüştürmekte baş rol oynayan Türkiye, doğrudan kendisini tehdit eden güvenlik sorunları yaratmasına rağmen askeri müdahale konusunda neden tüm uluslararası aktörlerin gerisinde kaldı?

Çünkü Türkiye, diğer uluslararası aktörlerin aksine Suriye sorununda ‘Şam’da devrim’ öngören 2011 yılına ait önceliğin hiçbir işleve, anlama ve değere sahip olmadığını ancak 2016’da anlayabildi.

2014 sonrası öncelikler ve dış müdahalede yeni uluslararası denge

Türkiye, 2011’den beri ‘Şam’da devrim’ önceliği ile Suriye’ye dış müdahale talep edegeldi.[2] Ancak Libya’dakinin aksine BM kararına dayalı yasal bir müdahaleye Rusya ve Çin izin vermedi. Yasadışı bir müdahaleye ise 2003’teki tek taraflı Irak müdahalesinden ağzı yanan ve desteklediği ‘Libya devrimi’ sonrasında konsolosunu kurban veren Amerika yanaşmadı.

Suriye’ye BM kararına dayalı bir müdahaleyi mümkün kılabilecek bir uluslararası uzlaşma hiçbir zaman sağlanamadı; ancak IŞİD’in hilafet devleti, hem ABD’nin BM kararına dayanmayan yasadışı müdahalesi hem de Rusya ve İran’ın Şam’ın onayına dayanan yasal müdahalesi için bir uluslararası uzlaşma vesilesi oldu.

Şam ve Şam’ın müttefikleri, 2011’den beri Suriye’de terör değil rejim sorunu olduğunu iddia eden Amerika’nın 2014 Eylülünden sonra terörün varlığını itiraf etmek bir yana terörle mücadele başlatması sebebiyle ABD’nin yasadışı askeri varlığını görmezden geldi.

Rusya ve İran, 2011’de de Şam’ın talebi ile Suriye’ye askeri güç gönderebilecekken bunu Amerika’nın yasadışı müdahalesinden bir yıl sonraya erteledi.

Böylece Şam’ın onayı ile dahi olsa askeri müdahalesini ‘müttefik bir ülkeyi savunma’ değil, ‘terörle mücadele’ argümanına dayandırarak Amerika ile uzlaşmayı hedefledi. Amerika da buna karşılık Suriye’yi Rusya ve İran’a yönelik bir savaş alanına dönüştürmedi.

Uluslararası dengeyi bozmaya çalışan Türkiye kendini dışladı

 Türkiye ise uzun süre 2011 önceliğine dayalı müdahale talebinde ısrar ederek 2014 önceliğine dayalı uzlaşma dengesini bozmaya çalıştığı için tüm taraflarca dışarıda tutuldu.    

Rusya ve İran’ın Suriye’deki rolüne zaten karşı olan Türkiye, uluslararası koalisyonun kurulduğu Cidde bildirisine imza atmayarak[3] ve İncirlik üssünün kullanımına uzun süre izin vermeyerek, Amerika’nın öncelik değiştirmesine itiraz etti.

Amerika’nın belirlediği yeni öncelik çerçevesinde Suriye’ye girmeyi ve rol almayı reddeden Türkiye, şu adımlarıyla da Suriye’ye giren ABD’ye yeni öncelikler ve roller benimsetmeye çalıştı.

1- Yakın zamana kadar liderleriyle Ankara’da görüştüğü PYD’yi terör örgütü ilan etti.

2- ABD’nin ilk zamanlar Kobani’yi ‘stratejik öncelikler’ arasında görmemesi sebebiyle IŞİD’in Kobani’yi kolayca ele geçirebileceğini öngördü ve bunu PYD kantonlarını bir daha birleşemeyecek şekilde parçalayacak bir fırsat olarak değerlendirmek istedi.

3- Suriye hükümetine karşı ‘uçuşa yasak bölge’, ‘güvenli bölge’ ve ‘eğit-donat’ talep ederek ABD’ye rol tayin etmeye çalıştı.[4]

4- Rus uçağını düşürdükten hemen sonra Rusya yerine önce NATO ile temas kurarak bundan ABD ile Rusya’yı Suriye’de karşı karşıya getirecek bir kriz olarak yararlanmak ve ABD ile Rusya arasındaki uzlaşma dengesini ‘soğuk savaş dengesi’ haline dönüştürmek istedi.

Ancak ne Türkiye’nin hem IŞİD’i hem de Suriye yönetimini yok edebilecek bir muhalif ordu kurma gücü ne de vekalet savaşının kontrolünü kaybettiği için ABD’nin Suriye’de 2011 önceliğine dönebilecek durumu vardı.   

Dolayısıyla ‘Şam’da devrim’ hedefinde başarısız olan ABD’nin Suriye’yi yenik bir şekilde terk etmemek için ‘terörle mücadele’ gerekçesiyle Suriye’ye yasadışı bir şekilde girmesi, Rusya ve İran’ın yine aynı gerekçeyle girişine zemin yaratırken, Türkiye’nin 2011 yılına ait önceliği ile Suriye’ye girmesine hiç kimsenin izin vermesi beklenemezdi.  

Cerablus müdahalesinin gerekçesine onay, yöntemine itiraz  

Türkiye, 2011’e ait ‘Şam’da devrim’ önceliğini, ‘Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması’ şeklinde değiştirdiği için 24 Ağustos’taki Cerablus müdahalesine hem Amerika’dan hem de Rusya ve İran’dan onay alabildi.

Ancak Türkiye’nin Cerablus müdahalesinde izlediği fiili yöntem, müdahalenin resmi gerekçesi ve hedefi hakkında kuşku yaratıyor.

Bir başka deyişle konunun diğer tarafları, Türkiye’nin Cerablus müdahalesinin gerekçesini ve ‘resmi hedefini' onaylamakla birlikte ‘asli hedefine' kuşkuyla bakıyor.

Cerablus müdahalesini Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerekçesiyle açıklayan Türkiye, Cerablus operasyonu ile zahiren IŞİD’i hedef aldı. Ancak operasyonu, PYD’nin Kobani ve Afrin kantonlarının birleşmesini engellemeye yönelik bir yöntemle icra ediyor.

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adını kullanan silahlı grupların da kullanıldığı operasyonda Cerablus, IŞİD’le savaşılmadan teslim alınırken, YPG’nin savaşla çıkarılacağı bölgelere ÖSO unsurlarının yerleştirilmesi suretiyle bir tampon bölge kurulması asli hedef olarak ortaya konuyor.

Rusya, Ankara’nın ‘IŞİD’le mücadele’ başlatmasını, Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma gerekçesine uygun bularak desteklediğini; ancak Kürtleri hedef alan bir tampon bölge kurulmasını aynı gerekçeyle bağdaştırmadığını şu ifadelerle vurguluyor.

“Suriye krizinin uluslararası hakların temelinde Kürtler de dahil olmak üzere tüm etnik grupların katılımıyla 30 Haziran 2012 tarihli Cenevre anlaşması ve BM Güvenlik Konseyi'nin kararı çerçevesinde geniş çaplı Suriye diyaloğu üzerinden çözülmesinden eminiz.”[5]

Benzer bir durum “Cerablus’taki ÖSO-PYD çatışması kabul edilemez[6] diyen Amerika için de geçerli. Elbette Amerika, ÖSO-PYD çatışmasını Türkiye’nin Kürtlerin tasfiye edilmesini öngören bir tampon bölge yaratarak Suriye’nin bölünmüşlüğünü daha da derinleştirmesinden değil, IŞİD’e karşı kara müttefiki olarak kullandığı Kürtlerin Türkiye ile savaşarak zayıflamasından kaygı duyduğu için kabul edilemez buluyor.

Suriye’nin toprak bütünlüğü, sadece siyasi çözümle garanti edilebilir

Rusya ise kaygı bildiren açıklamasında da vurguladığı üzere Suriye’nin toprak bütünlüğünü garanti edecek bir sonucun ancak Kürtlerin de dahil olduğu tüm tarafların uzlaşmasıyla varılabilecek bir siyasi çözümle elde edilebileceğini savunuyor.

Yani Amerika, Türkiye’den sadece taktik düzeyde talepte bulunarak YPG’nin Cerablus-Afrin arasındaki bölgenden uzak tutulmasıyla yetinmesini ve IŞİD’le savaşta müttefik olarak gördüğü YPG’yi zayıflatmamasını istiyor.

Buna karşın Rusya ve İran, Türkiye’den Şam’la koordinasyon kurmasını, terörist bir gruptan temizlenen bir bölgeye başka bir silahlı grubu yerleştirmemesini, siyasi çözüme ulaşmayı engelleyen ön şartları kaldırmasını ve ateşkesi imkansız hale getiren silahlı grupları desteklemekten vazgeçmesini istiyor.

Sahadaki nesnel gerçeklikle bağdaşmayan bir müdahalenin başarı şansı yok

Türkiye için gerçekten yeni öncelik Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ise her şeyden önce sahaya ilişkin şu nesnel gerçekliklerin görülmesi gerekiyor.

1- Suriye’de şu anda toprak kontrolü bulunan dört güçten hiçbiri diğerlerinin tamamını askeri yöntemlerle tasfiye ederek ülkenin toprak bütünlüğünü garanti edecek bir güce sahip değil.

2- Suriye’ye müdahil olan uluslararası taraflar, sadece IŞİD ve Nusra’nın terörist örgüt olduğu konusunda görüş birliğine sahip. Örneğin Türkiye ve Suudi Arabistan Rusya ve İran’ın terörist saydığı Nusra ve müttefiklerini ‘muhalif’; Rusya, İran, Amerika hatta Suriye yönetimi ise Türkiye’nin terörist saydığı PYD’yi ‘muhalif’ olarak görüyor.

3- Suriye Destek Grubu, terörist sayılan örgütlere karşı askeri seçeneklerin kullanılmasını, muhalif sayılan örgütlerin ise müzakere masasında temsilini öngörüyor.

4- Suriye’nin ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü garanti edebilecek tek çözümün, tüm kesimlerin temsil edildiği siyasi müzakereler sonunda sağlanacak barışla ve kurulacak geçiş hükümeti ile mümkün olduğu herkes tarafından kabul ediliyor.

Türkiye’yi Suriye’nin etkisine daha açık hale getirecek bir müdahale

Türkiye’nin Cerablus müdahalesi, her ne kadar Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma hedefiyle açıklanıyor olsa da yukarıdaki nesnel gerçeklerle çeliştiği için başarı şansı bulunmuyor.

Çünkü PYD, Türkiye dışındaki tüm uluslararası taraflarca terörist bir örgüt olarak değil, Cenevre’de temsil edilmesi gereken bir aktör olarak görülüyor. Dolayısıyla Türkiye’nin Cerablus müdahalesine onay veren diğer uluslararası tarafların PYD’nin tasfiyesine dayalı yeni bir harita oluşumuna seyirci kalması beklenmiyor.

Öte yandan Türkiye, bu müdahale ile Suriye’yi daha fazla etkileyebilen bir ülke değil, tam aksine Suriye’den daha fazla etkilenen bir ülke haline geliyor.

Zira ÖSO tabelası kullanılıyor olsa dahi, bu müdahale ile birlikte Suriye’de ilk defa belli bir grubun değil, yabancı bir devletin kontrolü altında bulunan bölge oluşmuş oluyor.

Şimdiye kadar askeri alanda dolaylı olarak rol sahibi olan Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde yüzlerce kilometrekarelik bir alanın kontrolünü ve güvenliğini doğrudan üstlenmekle sınır ötesinde savaşın, sınırlar içerisinde de terörün doğrudan hedefi haline geliyor.

Çözüm için zihin açıcı sorular:

1- Ülke topraklarının devlet kontrolünden çıkmasında ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün tehlikeye düşmesinde ‘Şam’da devrim’ hedefiyle desteklenen silahlı grupların rolü nedir?

 2- 2011’de Kürt nüfusunun yoğun olduğu üç ilçenin kantonlara dönüştürülmesi, sadece ideolojik motivasyonlarla açıklanabilir mi? Bunda savaşa taraf olmayan Suriyeli Kürtlerin güvenlik ve hizmet ihtiyaçlarının hiçbir etkisi yok mudur?

3- Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden tek grup PYD midir? Diğer grupların ülkenin muhtelif bölgelerindeki toprak hakimiyeti desteklenirken PYD kantonları ortadan kaldırıldığında Suriye’nin toprak bütünlüğü garanti edilmiş mi olacaktır?

4- Suriye’nin hiçbir etnik, dini veya mezhebi kesimi dışlamayan bir siyasi yapıya kavuşturulması konusunda görüş birliği olmasına rağmen PYD’nin Cenevre müzakerelerine katılımının bile engellenmesinin hukuki veya ahlaki dayanağı nedir?

5- ABD tarafından IŞİD’e karşı bir kara müttefiki olarak değerlendirilmek, PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde tek taraflı olarak ilan ettiği federasyonu yaşatabilmesi için yeterli midir?

6- Beşşar Esed’i ve PYD’yi dışarıda bırakan bir siyasi çözüm mümkün müdür?

7- Siyasi çözümden başka Suriye’nin toprak bütünlüğünü garanti edebilecek bir yol var mıdır?

8- Var sayıldığı üzere PYD eğer Suriye’de bir Kürdistan bölgesi kurmak istiyorsa tüm kesimlerin temsil edileceği bir siyasi çözüm masasında Suriye’de bir Kürdistan bölgesinin kurulması konusunda anlaşmaya varılmasının ihtimali nedir?

9- Askeri araçların diplomatik araçlara göre daha masrafsız, daha tehlikesiz ve daha etkili olduğunun kanıtı nedir?



[1] AK Parti 6 Ağustos 2011. Suriye meselesi bizim iç meselemizdir https://www.akparti.org.tr/site/haberler/suriye-meselesi-bizim-ic-meselemizdir/11521

[2] Vatan, 17 Kasım 2011. Libya’da iştahlandılar Suriye’de ise sustular http://www.gazetevatan.com/libya-da-istahlandilar-suriye-de-ise-sustular-411595-gundem/

[3] BBC Türkçe. 11 Eylül 2014. Türkiye, IŞİD'e karşı Arap-ABD bildirisine imza atmadı http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/09/140911_arapulkeleri_abd

[4] Habertürk. 7 Ekim 2014. Erdoğan: Kobani düştü düşecek! http://www.haberturk.com/gundem/haber/997321-erdogan-kobani-dustu-dusecek

[5] CNN Türk, 24 Ağustos. Rus Dışişleri'nden Cerablus açıklaması: Endişeliyiz http://www.cnnturk.com/dunya/rus-disislerinden-cerablus-aciklamasi-endiseliyiz

[6] CNN Türk. 29 Ağustos 2016. ABD: Cerablus'taki PYD ÖSO çatışması kabul edilemez http://www.cnnturk.com/turkiye/abd-cerablustaki-pyd-oso-catismasi-kabul-edilemez

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Abdulselam tarafından 30-08-2016 10:45:08 Tarihinde yazıldı.
Göz ve zihnin kesiştiği nokta
Çok başarılı bir analiz Ufak'a yol almanın başlangıcı olabilir
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım