Filistin için Fedailik: Rachel Corrie’nin mirası Aaron Bushnell aracılığıyla yaşıyor

img
Filistin için Fedailik: Rachel Corrie’nin mirası Aaron Bushnell aracılığıyla yaşıyor YDH

ABD’nin politikalarını reddeden vatandaşları hakkındaki sessizliği çok şey anlatıyor.




YDH- Lübnan’dan yayın yapan el-Meyadin televizyonu, İsrail ordusunun buldozerle ezerek öldürdüğü Amerikalı aktivist Rachel Corrie ile geçtiğimiz gün İsrail’in Washington büyükelçiliği önünde kendini yakan Amerikan ordusu pilotu Aaron Bushnell’le ilgili bir yazıya yer verdi.

Haberde her iki Amerikalının da ülkelerinin 75 yıllık İsrail işgalindeki rolünü kınayarak Filistin davasını desteklemek için hayatlarını cesurca feda ettiği belirtildi. 

El Meyadin’in haberinde şu ifadelere yer verildi:

Yine de çarpıcı soru hala ortada duruyor: Amerika Birleşik Devletleri’nin vatandaşlarını gerçekten dinlemesi için daha kaç aktivistin trajik bir şekilde ölmesi gerekiyor?

“Her birimizin her şeyi bırakıp hayatlarımızı buna bir son vermeye adamamızın iyi bir tavır olduğuna inanıyorum. Bunun aşırı bir şey olduğunu düşünmüyorum.” —Rachel Corrie, 2003

“Filistin halkının sömürgeciler nedeniyle karşılaştığı zorluklar düşünüldüğünde, bu tavır hiç de aşırı değil.” —Aaron Bushnell, 2024

Bu iki cümle arasında neredeyse 20 yıllık bir zaman aralığı var. Bununla birlikte, her iki cümle de İsrail’in işgal altındaki Filistin’de gerçekleştirdiği suçların Amerikalı tanıklarına aittir.

21 yıl önce: Rachel Corrie’nin hikâyesi 
16 Mart 2003 tarihinde Amerikalı barış aktivisti Rachel Corrie, Gazze’de Filistinlilere ait evlerin yıkılmasını barışçıl bir şekilde protesto ederken İsrail’e ait zırhlı bir buldozer tarafından trajik bir şekilde ezilerek öldürüldü.

Corrie’nin ölümü dünyayı sarstı ve Filistinlilerin ölümlerine ve İsrail katliamlarına nadiren yer veren ana akım medyayı şaşırttı. Onun ölümü, ABD’nin sadık müttefiki ‘İsrail’ tarafından öldürülen genç bir Amerikalı ile ilgili olduğu için özellikle sarsıcıydı. 

Mart 2003’te ABD Temsilcisi Brian Baird, Kongre’de hükümeti Corrie’nin ölümüne ilişkin kapsamlı ve hızlı bir soruşturma yürütmeye çağıran bir karar tasarısı sundu. Ancak Temsilciler Meclisi bu önergeyi işleme koymadı.

ABD, Corrie’nin ailesine taziyelerini sunarken, daha sert bir duruş sergilemediği ya da “İsrail’i” hesap verebilirlik konusunda daha güçlü bir şekilde zorlamadığı için eleştiri aldı.

Bazıları ABD’nin Corrie için adalet aramak ve işgal altındaki Filistin’deki insan hakları ihlallerini ele almak için daha fazlasını yapabileceğini savunuyor. 

İnsan hakları ve demokrasinin savunucusu olarak görülmesine rağmen ABD, “İsrail”i eylemlerinden sorumlu tutma konusunda sürekli olarak başarısız oldu. 

İsrail güçleri tarafından işlenen savaş suçları ve insan hakları ihlallerine ilişkin kanıtların artmasına rağmen ABD, İsrail hükümetinin eylemlerine tereddütsüz siyasi ve askeri destek sağlamaya devam ediyor. 

Bu durum özellikle İsrail güçleri tarafından yaklaşık 30 bin Filistinlinin öldürüldüğü Gazze Şeridi’ne yönelik mevcut İsrail saldırılarında açıkça görülüyor. 

Her zaman olduğu gibi, “İsrail” olayları kendi gündemi ve çıkarları doğrultusunda manipüle etmekte ısrar etti ve bunu bugüne kadar yapmaya devam etti.

Neredeyse yirmi yıl sonra... ‘Özgür Filistin’

ABD tarafından finanse edilen İsrail’in Gazze’deki soykırımını protesto etmek amacıyla Washington’daki İsrail Büyükelçiliği önünde kendini yakan 25 yaşındaki ABD Hava Kuvvetleri mensubu Aaron Bushnell için gösteriler, anma törenleri ve internet üzerinden mesajlar yağıyor. 

Joe Biden, ölen Ukraynalı askerlerin cesaretini anlatmaya hevesli olsa da Bushnell’den bahsetmeyi ihmal etti.

Ancak Başkan Joe Biden sessiz kalmayı tercih etti. Hayatını kaybeden Ukraynalı asker ve sivillerin cesaretini tartışmaya hevesli olsa da Bushnell’den bahsetmeyi ihmal etti. 

Bu sessizlik, özellikle ABD tarafından “terör örgütü” olarak nitelendirilen Hamas’ın, Gazze’deki İsrail eylemlerine destek ve yardımları nedeniyle Bushnell’in ölümünden Biden’ın politikalarını sorumlu tutması üzerine, Biden yönetiminin tutarsız ilkelerinin eleştirilmesine yol açtı.

Bir ulusun lideri olarak Başkan’ın, vatandaşlarından birinin kendi politikalarını protesto ettiği durumları kabul etmesi gerekmez mi? 

Fikir değişikliği beklemiyoruz; ama ABD ‘demokratik’ imajını nasıl koruyabilir? Amerika Birleşik Devletleri’nin geçmişte de benzer tek kişilik protestolara tanık olduğunu belirtmek gerekir. 

Yaklaşık altmış yıl önce Amerikalı savaş karşıtı aktivist Norman Morrison, ABD’nin Vietnam Savaşı’na katılmasına karşı çıkmak amacıyla Savunma Bakanı Robert McNamara’nın Pentagon’daki ofisinin önünde kendini yakarak tartışmalara yol açmıştı.

Ancak ABD hükümeti, tarihi boyunca politikalarından etkilenen vatandaşlarının mücadelelerini çoğu zaman göz ardı etmiş ve iç muhalefeti görmezden gelmeyi tercih etmiştir.

Kahramanlar, onlar için kim yas tutacak?

Dünya Gazze’de canlı yayınlanan soykırımı sessizce izlerken, Filistin davası küresel protestolar ve eylemlerle ivme kazanmaya devam ediyor. Batılı hükümetlerin politikalarına karşı muhalefet artıyor; konuşmaları kesen ve baskı karşısında meydan okurcasına “Özgür Filistin” diye bağıran sesler yükseliyor.

Her şekilde direnenler, kahramanlarımız için yas tutanlardır. Savaş suçlarına göz yumanlar ise her taşın, her kurşunun ve her özgürlük çığlığının altında kalacaktır.

Filistin şehitleri, onların acılarını paylaşan ve soykırım, işgal ve apartheid’ın gerçek dehşetine tanık olanlar tarafından onurlandırılmakta ve hatırlanmaktadır.

Filistin davası için fedakârlık yapmış ve yapmaya devam edenlere, mirasınız, tarihteki sarsılmaz ahlaki duruşunuzun bir kanıtı olarak nesiller boyunca yankılanarak sürsün.