Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ve Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan ile Tahran'da bir araya geldi. Görüşmelerde, Ukrayna savaşı, Suriye'deki gelişmeler ve nükleer anlaşma başta olmak üzere ikili ilişkiler ve bölgesel konular ele alındı.

YDH - Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ankara ziyaretinin ardından Tahran'a geçerek İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ve Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan ile görüştü.
Lavrov'un Tahran ziyareti, Rusya ve İran arasında yaklaşık bir ay önce imzalanan stratejik işbirliği anlaşmasının ardından gerçekleşti.
Rusya'nın Tahran Büyükelçiliği, Lavrov'un ziyaretinin Arakçi'nin daveti üzerine, ikili ilişkilerin gözden geçirilmesi, ticari ve iktisadi işbirliğinin genişletilmesi, nükleer anlaşma ve Suriye, Yemen, Afganistan gibi bölgesel konuların ele alınması amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
Lavrov ve Arakçi, ortak basın toplantısında iki ülke arasındaki güçlü siyasi diyaloğu vurguladı.
Arakçi, "Verimli ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirdik, iki ülke arasındaki üst düzey siyasi diyalogdan memnuniyet duyuyoruz," dedi.
Lavrov ise, İran ile Avrasya Ekonomik Birliği arasındaki anlaşmanın yürürlüğe girmesini beklediklerini ve bunun ekonomik işbirliğini güçlendireceğini söyledi.
Arakçi ayrıca, nükleer konuda Rusya ve Çin ile işbirliği ve koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirterek, "İran, baskı, tehdit veya yaptırımlar altında nükleer müzakerelere girmeyecektir. ABD'nin azami baskı politikası devam ettiği sürece ABD ile doğrudan müzakere olasılığı yoktur," ifadelerini kullandı.
Lavrov'un Tahran ziyareti, Moskova ve Washington arasında Riyad'da Ukrayna savaşının sona erdirilmesi amacıyla yapılan görüşmelerin ardından gerçekleşti.
Her ne kadar Lavrov'un İran ziyareti doğrudan bu görüşmelerle ilgili olmasa da, uluslararası gelişmelerin İran'ın iç ve dış politikalarına etkileri, Lavrov'un İranlı yetkililerle yaptığı görüşmelerde ele alındı.
İranlı yetkililerin, ABD ve Batı ülkelerinin baskılarına karşı koymak için Rusya ile daha derin bir koordinasyon talep etmiş olabileceği değerlendiriliyor.
Bazı çevreler, Rusya'nın ABD ile bir 'anlaşma' yaparak İran'dan uzaklaşabileceği endişesini dile getirirken, bazıları ise Rusya ile ABD arasında gerilimin azalmasının, Kremlin'in İran ile ABD arasında da gerilimi azaltmak için bir rol oynamasına olanak sağlayabileceği konusunda iyimser.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den İran ile yakın ilişkilerini kullanarak müzakereleri ve anlaşmayı kolaylaştırmasını isteyebileceği de ihtimaller arasında.
Son haftalarda, İran'a yönelik azami baskı politikasının yeniden devreye girmesi ve İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin ABD ile görüşmelere karşı çıkmasıyla, Tahran ile Washington arasındaki diplomatik çözüm arayışları belirsizliğe bürünmüştü.
Lavrov, nükleer anlaşma konusundaki görüşmelerine değinerek, "Diplomasi penceresinin hala açık olduğuna ve tehdit veya güç kullanılmadan etkin bir şekilde kullanılması gerektiğine inanıyoruz," dedi ve Rusya'nın çözüm bulma konusunda yardımcı olacağını vurguladı.
Lavrov ayrıca, "ABD ile Ukrayna da dahil olmak üzere yaptığımız görüşmelerin sonuçlarını İran'a ilettik," diye ekledi.
Lavrov'un Tahran ziyareti, Suriye'deki gelişmelerin İran ve Rusya'yı doğrudan etkilediği bir dönemde gerçekleşti.
İki ülke arasındaki görüşmelerin önemli bir bölümünde, Suriye'deki durum ve Beşşar el-Esed sonrası Suriye ile ilişkilerin yeniden yapılandırılması için atılabilecek adımların ele alındığı tahmin ediliyor.
Özellikle Ukrayna savaşının sona ermesi durumunda, Rusya'nın Orta Doğu'daki rolünü yeniden canlandırmak için daha iyi bir fırsat yakalayabileceği düşünülüyor.
Arakçi, Suriye konusunda, "Suriye'de istikrar, barış ve toprak bütünlüğünün korunmasını istiyoruz. Suriye'de barış ve istikrarı destekliyoruz," diye konuştu.
Lavrov ise, Suriye'deki iç sorunların Rusya, İran ve Çin gibi ülkelerin katılımı olmadan çözülemeyeceğini belirterek, Moskova ve Tahran'ın Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumayı desteklediğini söyledi.