Gazze Şeridi'nde Murabitun olarak da bilinen Filistinli direnişçiler, ramazan ayında cephe hatlarında nöbet tutuyor. İftar sonrası ibadet, zikir ve dua ile geceyi geçiren direnişçiler, aynı zamanda olası İsrail saldırılarına karşı teçhizatlarını kontrol edip hazırlıklı bekliyor.

YDH - Murabitun olarak da bilinen direnişçiler, Gazze Şeridi'nin dört bir yanına yayılmış durumda.
Silahlarını kuşanmış, canlarını avuçlarına almış hâlde, vatanlarını ve halklarını korumak için Kuran ayetleri okuyor, kalpleri ve dilleri dua, tespih ve zikirle meşgul.
Ramazan gecelerinden birinde, geç saatlerde, iftarlarını yaptıktan sonra bir grup direnişçi savaş mevzilerinde toplandı.
Görevlerinin ayrıntılarını gözden geçirip, teçhizatlarını ve herhangi bir acil duruma karşı hazırlık durumlarını kontrol ettiler.
Ebu Muselleme, el-Ahbar'a yaptığı açıklamada, Murabitun'u "kendilerini Allah'a adamış, topraklarını, vatanlarını ve ülkenin güvenlik istikrarını korumak için Allah yolunda cihat eden bir grup genç" olarak tanımladı.
Ebu Muselleme, "Murabitun'un görevleri gruptan gruba değişir; bazıları keşif ve düşmanın hareketlerini izlemekle görevliyken, diğerleri düşmanın hareketleri hakkında herhangi bir bilgi geldiğinde çağrıya yanıt vermek içindir," diye belirtti.
Ayrıca Ebu Muselleme, bu günlerde nöbet tutmanın (ribat) diğer zamanlardan farklı, özel bir anlamı olduğunu söyledi.
Bunun nedenini "mübarek ramazan ayında ve içlerinden birinin Kadir Gecesi olduğu son on günde olunması ve ayrıca İsrail işgalinin Gazze Şeridi'ne yönelik devam eden saldırganlığı" olarak açıkladı.
Ebu Muselleme, "Dolayısıyla direnişçiler nöbete katılmak için adeta yarışıyor," diye ekledi.
Nöbet tutan direnişçiler gece boyunca ibadete yoğunlaşıyor.
Küçük bir mushaftan Kuran okuyan Ebu Muaz, el-Ahbar'a, "Ramazan programımız iftardan sonra başlıyor. Geceyi aramızda paylaşıyoruz; bir kısmımız sahayı gözetleyip takip ederken, diğer kısmımız namaz kılıp Kuran okuyor. Kendimizi, bizden başkasının sahip olmadığı bir nimete ermiş sayıyoruz," dedi.
Ebu Muhammed, İsrail güçlerinin olası ilerlemesine karşı gözlem ve takip görevini üstlendikten sonra dilinden zikir, tespih ve duayı düşürmedi.
El-Ahbar'a konuşan Ebu Muhammed, "Eşime ve küçük çocuklarıma olan sevgime, onlarla iftar yapmanın güzelliğine rağmen, onları Allah'a emanet edip cihat çağrısına uyarak onları ve tüm vatan evlatlarını korumak için dışarı çıkıyorum," diye açıkladı.
Ebu Muhammed, "Zor günler yaşıyoruz. Siyonist düşman her yönden üzerimize geliyor, bizi açlık ve susuzlukla kuşatıyor, masum çocukları, kadınları ve savunmasız yaşlıları bu silahı bırakalım diye öldürüyor," diye konuştu.
Ancak silahını sıkıca tutarak, "iki güzellikten birini, yani ya zaferi ya da şehadeti elde edene kadar onu asla bırakmayacaklarını" vurguladı.
Ebu Muhammed, geçen yıl ramazan ayında İsrail ordusunun Gazze şehrindeki Şifa Hastanesi baskını sırasında direnişçilerin İsrail'e karşı yiğitçe savaşmasını, topraklarını savunmasını ve düşmana ağır kayıplar verdirmesini hatırlattı.
Ebu Muhammed, "Doğru, silahlarımız ağır ve akıllı silahlarla donatılmış işgalci askerlerinkilerle kıyaslanamaz. Ancak Allah'a olan güvenimiz ve O'nun bizimle olması sayesinde yüzlerce tankı imha etmeyi ve çok sayıda askerini öldürmeyi başardık," dedi.
Gecenin son üçte biri geldiğinde, gruptaki her bir kişi kendine özel bir yer buldu.
Huşu içinde, gözyaşları dökerek Allah'a dua ettiler; Allah'tan sebat ve düşmanlara karşı zafer dilediler.
Namazını ve duasını bitirdikten sonra sahurunu yapmaya başlamadan önce Ebu Mücahid, el-Ahbar'a şunları söyledi:
"Burada canlarımızı avuçlarımızda taşıyoruz. Siyonist düşmanın herhangi bir hain saldırısını püskürtmek ve elimizdeki tüm güçle ulaşmasını engellemek için bekliyoruz."
Ebu Mücahid, "Zikretmekten ve Allah'ın bize zafer lütfetmesi ve işgalin sona ermesi için dua etmekten geri durmuyoruz. Zira Allah'ın, duaların kabul edildiği ve mükafatların katlandığı bu mübarek gün ve gecelerde dualarımızı kabul edeceğine güvenimiz tam," diye ekledi.
Sabah ezanı okunur okunmaz, herkes namaz için tek sıra hâlinde durdu. Ardından, başka görevlere hazırlanmak üzere bir süre dinlendiler.