Şafak News, ABD’nin Irak’tan askerlerini çekme sürecinin, ülke içi bölünmüşlük ve İran-İsrail gerilimi ile uluslararası dengeler arasında belirsizlik yarattığını belirtti.

YDH- Şafak News’in aktardığına göre, ABD’nin Irak’tan askerlerini çekme süreci, ülke içi, bölgesel ve uluslararası politik ve güvenlik engelleriyle karşı karşıya bulunuyor. ABD yönetiminin açıklamalarının bugüne kadar “esnek bir tavır sergilediği ve “orta yolu tutmaya çalıştığı veya en azından öyle bir izlenim vermeye çalıştığı” bildirildi.
Irak iç siyasetinin ise hâlâ kendi içinde bölünmüş durumda olduğu; bir yanda kararlı destekçiler, diğer yanda kesin karşı çıkanlar ve arada iki tarafı uzlaştırmaya çalışan üçüncü güçler bulunduğu ifade edildi.
Pentagon ve karar vericiler
Şafak News’in haberine göre, ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, Washington’un Irak’taki askerlerinin durumunu “gerekli görüldüğünde” gözden geçirmeye ve düzenlemeye devam ettiğini bildirdi. Yetkili, bunun Uluslararası Koalisyon’un “IŞİD’e karşı yürüttüğü görevlerle uyumlu” şekilde yapıldığını ifade etti.
Yetkilinin açıklamalarında geçen “gerekli görüldüğünde” ifadesinin, çekilme veya kalma kararının ABD yönetiminin çıkarlarına bağlı olduğunu gösterdiği belirtildi.
Aynı yetkili, Washington’un Irak’taki koalisyon görevini Eylül 2025’e kadar tamamlamayı taahhüt ettiğini, ancak ABD’nin Irak’taki üslerinden Suriye’deki IŞİD’e karşı operasyonları Eylül 2026’ya kadar desteklemeye devam edeceğini ifade etti.
Habere göre, IŞİD tehlikesine dair tekrarlanan uyarılar, ABD’nin varlığına karşı çıkanlar arasında şüpheye yol açarken, destekleyenler tarafından ise askerlerin devamlılığının gerekliliği olarak değerlendirildi. Ortadaki uzlaştırıcı güçler ise bu durumu kendi arabuluculuk söylemlerinde kullandı.
Şafak News’e göre, karşıt görüşteki gruplar ise ABD’nin çekilme açıklamasını yalnızca bir “manevra” veya “yatıştırma” taktiği olarak nitelendiriyor. Bu gruplara göre, İran ile İsrail arasındaki gerilim, büyük ölçüde medya üzerinden olsa bile, ABD’nin Irak’taki varlığını İsrail’i korumak için sürdürmesini gerektiriyor. Bu nedenle, şimdi yapılacak bir çekilmenin “stratejik boşluk” yaratacağı ve bu boşluğun Tahran tarafından doldurulacağı ifade edildi.
Söz konusu karşıt gruplar, liderlerinin ve yakın analistlerin açıklamalarına atıfla, ABD askerlerinin kalmasının, Donald Trump yönetimi için doğrudan bir İran savaşı olmasa da İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun kararlarının ABD ve Avrupa’yı zor durumda bırakmasının önüne geçmek için caydırıcı bir faktör olduğunu kaydetti.
Ayrıca, İsrail ordusunun Gazze’deki eylemlerine yönelik uluslararası eleştiriler ve İsrail’in “12 Gün Savaşı” sırasında İran’a yönelik saldırı girişimleri de bu değerlendirmede etkili oldu.
Bu bağlamda, ABD’nin çekilme niyetini açıklamasının yalnızca zaman kazanmak amacı taşıdığı belirtildi.
ABD askerlerinin kalmasını destekleyenler
Habere göre, ABD askerlerinin devamlılığını savunanlar ise karşıtlarının gerekçelerini, varlığın sürdürülmesini zorunlu kılan nedenler olarak görüyor. Bunların başında, ABD’nin HTŞ rejimiyle ilişkileri geliyor.
Haberde, Bağdat’ın, Colani liderliğindeki rejimle, istihbarat başkanı Hamid el-Şatri aracılığıyla erken temaslar başlattığı bildirildi.
Şatri’nin Aralık 2024’ten başlayarak Colani ile yaptığı son görüşmelere kadar devam eden ziyaretlerinde sınır meseleleri, terörle mücadele ve Suriye’deki Iraklı toplulukların durumu ele alındığı ifade edildi.
Uzlaştırıcı güçler ve diplomasi
Şafak News, iki ana cephe arasında bazı güçlerin, Irak’ı İran ve İsrail arasındaki “vekâlet savaşının” sahasına çevirmemek ve Netanyahu’nun girişimlerine bağımlı kılmamak için “barışçıl” rol oynadığını belirtti. Bu güçlerin söylem farklılıklarına rağmen, nihai kararın yalnızca Bağdat tarafından değil, uluslararası büyük güçlerin politikalarıyla belirlendiği ifade edildi.
“Snapback” ve olası tırmanış
ABD’nin çekilme tartışmasının yalnızca Irak iç siyasetiyle sınırlı kalmadığı, bölgesel ve uluslararası gerilimlerle kesiştiği bildirildi. Özellikle 2015 İran nükleer anlaşmasında yer alan “snapback” mekanizmasının yeniden gündeme geldiği ve bunun, ABD ve diğer 5+1 ülkelerine İran’a yönelik uluslararası yaptırımları otomatik olarak yeniden uygulama hakkı verdiği aktarıldı.
Analistlere göre, bu mekanizma Irak dosyasının daha geniş bir denklemde kullanılabileceğini gösteriyor. ABD, Irak’tan çekilme veya kalma konusunu İran’ın nükleer programına karşı bir baskı aracı olarak kullanabilir.
ABD’nin Irak’tan çekilme ihtimali, Tahran tarafından açık bir tehdit üslubuyla karşılandı; yetkililerin açıklamaları ve Devrim Muhafızları yanlısı medyanın sert yorumları bunu yansıttı.
Geleceğe dair senaryolar
Gözlemcilere göre, Washington’un Irak’tan resmi olarak “koordine bir çekilme” planladığı, görev tanımını doğrudan çatışmadan danışmanlık ve teknik destek faaliyetlerine çevirdiği, ancak “fiilen” ABD askerlerinin varlığının sürdüğü bildirildi. Benzer bir stratejinin 2014 Afganistan deneyiminde uygulandığı ve yedi yıl süren destek görevinden sonra nihai çekilmenin yaşandığı aktarıldı.
Bazı Iraklı aktörler, benzer bir senaryonun Bağdat’ta “uyarlanmış” şekilde tekrarlanabileceğini, belirli üslerde ABD askerlerinin kalmaya devam edeceğini ve “gerektiğinde” müdahale yetkisinin ellerinde bulunacağını belirtti.
Şafak News’e göre, ABD, “geçiş dönemi” taahhütlerini sürdürürken, Tahran ise tehdit söylemini devam ettiriyor. Bu durumun, Irak’ı uluslararası güçlerin mesajlarının kesiştiği ve sınırlarını aşan bir müzakere aracı haline getirdiği bildirildi.
Habere göre, ABD’nin çekilmesi ve fiili varlığı arasındaki belirsizlik, Irak’taki Amerikan askerlerinin geleceğinin iç politikadan ziyade uluslararası dengelere bağlı olduğunu gösteriyor.