Yemen, adım adım “Suriye senaryosu”na sürükleniyor

img
Yemen, adım adım “Suriye senaryosu”na sürükleniyor YDH

Yemen’in güney ve doğu bölgelerindeki gelişmelerin, Suudi Arabistan ve BAE’nin dahil olduğu rekabetle birlikte, ülkede Suriye benzeri bir istikrarsızlık sürecine işaret ettiği belirtildi.



YDH – Yemenli yazar ve gazeteci Abdullah el-Hanbasi, Yemen’in işgal altındaki güney ve doğu vilayetlerinde yaşanan gelişmelere dikkat çekti.

El-Hanbasi, bu sürecin “ulusal projeleri zayıflatmayı ve dış güçlerin nüfuzunu genişletmeyi” hedefleyen, bilinçli bir şekilde “Suriye deneyiminin yeniden üretilmesi” girişiminin parçası olduğunu söyledi.

El-Hanbasi, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin bölgede “Siyonist varlığın gündemini uygulayan araçlar” olarak merkezi bir rol oynadığını ifade etti.

“Tekfirci gruplar Suriye modelini tekrarlamak istiyor”

El-Hanbasi, el-Mesire televizyonuna yaptığı açıklamada, tekfirci grupların hareketleri ve şiddet eylemleriyle Suriye’de yaşananların benzerini tekrarlamaya çalıştığını belirtti.

Suriye’de istikrarsızlığın bilinçli biçimde üretildiğini ve el-Colani liderliğindeki “Nusra Cephesi” gibi silahlı grupların güçlendirildiğini hatırlatan el-Hanbasi, bu “kanlı modelin” Arap ülkelerini istikrarsızlaştırmak amacıyla kasıtlı olarak yeniden üretildiğini, Yemen’in de bunun ön saflarında yer aldığını dile getirdi.

Suudi Arabistan–BAE rekabeti ve “Siyonist proje”

El-Hanbasi, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki rekabetin zaman zaman çıkar örtüşmeleri içerse de nihai olarak “Siyonist projeye doğrudan hizmet ettiğini” kaydetti.

Yemen, Somali ve Suriye’deki durumların, her iki rejimin de bu gündem doğrultusunda “esas olarak uygulayıcı araçlar” gibi hareket ettiğini gösterdiğini söyledi.

“Tekfirci gruplarla temas” iddiası

Yakın zamanda yayımlanan gazetecilik belgelerine değinen el-Hanbasi, bu belgelerin Muhammed bin Selman ile tekfirci gruplar arasında temaslara işaret ettiğini söyledi.

El-Hanbasi, söz konusu temasları, bu grupların bölgede güçlendirilmesine yönelik “önceden yapılmış bir planlamanın kanıtı” olarak değerlendirdi. Bu durumun, Riyad ve Abu Dabi tarafından yürütülen yeni atamalar ve saha programlarıyla Yemen’de “Suriye senaryosunun” yeniden oluşturulmaya çalışıldığı yönündeki değerlendirmeyi güçlendirdiğini ifade etti.

İşgal altındaki vilayetlerde iç dinamikler

El-Hanbasi, işgal altındaki vilayetlerdeki iç dinamiklere ilişkin değerlendirmesinde, BAE’nin ilk aşamada Hadramut ve el-Mehra gibi vilayetlere paralı güçlerinin nüfuzunu genişletmeyi hedeflediğini söyledi. Bu süreçte Birinci ve İkinci Askeri Bölgelerle bağlantılı kampların da hedef alındığını aktardı.

El-Hanbasi, daha sonra Suudi Arabistan’ın durumu “kontrol altına almaya” yöneldiğini belirtti. Paralı grupların tamamen dış destekçilerine bağımlı olduğunu vurgulayan el-Hanbasi, sahadaki kontrolün Riyad ile Abu Dabi arasında bir “nüfuz paylaşımı” meselesine dönüştüğünü kaydetti.

Aden’de “hakimiyet mücadelesi”

El-Hanbasi, mevcut durumun özellikle Aden’de “yoğun bir hakimiyet mücadelesini” yansıttığını söyledi.

Suudi Arabistan’ın, el-Mehra ve Hadramut’taki varlığına benzer şekilde Aden’de de bir dayanak noktası oluşturmaya çalıştığını, BAE’nin ise Aden’i “kendi münhasır kontrol alanı” olarak gördüğünü ifade etti. Mevcut aşamayı, “nüfuzun pekiştirildiği, yeni ittifakların kurulduğu ve yaklaşan çatışmaların önünü açabilecek kararların alındığı” bir dönem olarak tanımladı.

Silahlanma ve çatışma uyarısı

Olası bir tırmanışa dikkat çeken El-Hanbasi, Aden ve diğer kentlerde silahların yaygın biçimde dolaşımda olduğunu belirtti.

Bazı raporlara göre, BAE destekli Güney Geçiş Konseyi (GGK) Başkanı Aydarus ez-Zübeydi’nin bağlılarına büyük miktarda silah dağıttığını aktaran el-Hanbasi, bu adımların yeni çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulundu.

BAE’nin milislerine sağladığı “sınırsız destek” sayesinde, sözde “Vatan Kalkanı” ya da diğer rakip oluşumlara karşı yeni çatışmaların başlatılabileceğini söyledi.

Artan istikrarsızlık ve uyarılar

El-Mesire, Yemen’in işgal altındaki güney ve doğu vilayetlerinde, yıllar süren yabancı müdahalenin ardından, bölgesel gündemlerin rekabetiyle istikrarsızlığın arttığını belirtti. Yetki parçalanmasının, silahlı grupların çoğalmasının ve özellikle Aden gibi stratejik bölgeler üzerindeki mücadelenin, siyasi ve güvenlik gerilimlerini derinleştirdiği kaydedildi.

Gözlemciler, dış aktörler tarafından yönlendirilen ve “Siyonist varlığın çıkarlarıyla uyumlu” bu dinamiklerin, Yemen’in egemenliği ve ulusal çıkarları pahasına bölgeyi daha geniş çaplı çatışmalara sürükleme riski taşıdığı uyarısında bulunuyor.