"Suudi Arabistan, Somali'deki BAE varlığının gerilemesini, doğrudan bir Suudi müdahalesiyle gerçekleşmese dahi, kendi menfaatine sunulmuş stratejik bir hizmet olarak görüyor."
Lokman Abdullah
YDH - Suudi Arabistan, Yemen konusunda BAE ile yaşadığı anlaşmazlığı fırsata çevirerek, özellikle Yemen adaları ve Afrika Boynuzu'ndaki nüfuz mücadelesinde Abu Dabi'yi geriletmeye yönelik stratejik hamleler yapıyor. Riyad yönetimi, Yemen'in güneyinde yerel vekiller aracılığıyla kontrolünü artırırken, Somali gibi bölge ülkelerinin BAE ile olan askeri ve ekonomik anlaşmalarını iptal etmesi de Suudi çıkarlarına hizmet eden bir gelişme olarak öne çıkıyor. Somali'nin BAE ile tüm anlaşmaları feshetme kararı, BAE'nin egemenlik ihlalleri ve Güney Geçiş Konseyi Başkanı'nın gizli seyahati gibi krizlerin ardından gelirken el-Ahbar gazetesi yazarı Lokman Abdullah, bu süreçte Riyad'ın dolaylı etkisinin bulunduğunu değerlendiriyor.
Suudi Arabistan, Yemen konusunda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaşadığı anlaşmazlığın patlak vermesini, özellikle Yemen adaları ve Afrika Boynuzu'ndaki hassas dosyalara uzanan karmaşık bölgesel hesapları görmek için bir fırsat olarak değerlendiriyor.
Abu Dabi; Riyad'ın kendi hayati güvenliğinin bir uzantısı olarak gördüğü bölge başkentleriyle ortaklıklar kurarak, liman ve havaalanlarına yaptığı yatırımlar yoluyla güvenlik ve ekonomik varlığını güçlendirmişti.
Krallık ise Yemen'deki gelişmeleri BAE nüfuzunu zayıflatmak ve bölgesel güç dengelerini kendi hayati çıkarlarına göre yeniden şekillendirmek amacıyla kullanmaya başladı.
Bu çerçevede, bölgedeki en önemli ve hayati deniz koridorlarından biri üzerinde hakimiyet kurmayı hedefleyen strateji kapsamında, Krallığın Aden Körfezi'nin her iki yakasında, yani Yemen'in güney ve Somali'nin kuzey kıyılarında varlığını kökleştirmek adına hızlanan hamleleri kayda geçti.
Suudi Arabistan, Somali'deki BAE varlığının gerilemesini, doğrudan bir Suudi müdahalesiyle gerçekleşmese dahi, kendi menfaatine sunulmuş stratejik bir hizmet olarak görüyor.
Ayrıca Krallık; topraklarındaki BAE askeri üslerini daha önce tasfiye etmiş olan Eritre ve Cibuti başta olmak üzere, bölge ülkeleriyle kurduğu sağlam ilişkilerin gölgesinde Afrika Boynuzu'ndaki varlığını güçlendirme arayışını sürdürüyor.
Aynı şekilde Suudi tarafı, başta Vatan Kalkanı ve el-Amalika Tugayları olmak üzere yerel vekilleri aracılığıyla, Güney Yemen'in doğu ve batı vilayetlerinde (Aden Körfezi'nin güney yakası) kontrolünü tamamlama çalışmalarına devam ediyor.
Bu bağlamda Suudi askeri personeli söz konusu vilayetlere intikal ederek askeri grupları yeniden birleştirme çalışmalarına başladı.
Ayrıca Suudi subayların, başta Sokotra ve Mayun olmak üzere Yemen adalarına ve BAE tarafından finanse edilen Tarık Salih güçlerinin kontrolündeki batı sahil kenti Muha'ya ulaştığı öğrenildi.
Tüm bu gelişmeler, BAE varlığını tamamen ortadan kaldırma hedefi taşıyan bir hamle gibi görünüyor.
Şunu da belirtmek gerekir ki Suudi Arabistan, BAE yanlısı gruplarla ilişkilerinde esnek bir tutum sergiliyor ve bu grupların sadakatlerini Krallığın çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden düzenlemek amacıyla özel bir komite kurmuş durumda.
Karşı cephede, yani Aden Körfezi'nin kuzey yakasında ise Somali; Berbera, Bosaso ve Kismayo limanlarındaki işbirliği ile ikili güvenlik ve savunma mutabakatları da dâhil olmak üzere BAE ile imzalanan tüm anlaşmaları iptal etti.
Bu anlaşmaların feshedilmesinde doğrudan bir Suudi rolü bulunduğu kesin olarak söylenemese de bölgesel bağlam, Doğu Yemen ve Somali'deki olayların eş zamanlılığı ve Abu Dabi ile Riyad arasındaki aleni çatışmanın doğası, Riyad'ın Somali'deki BAE nüfuzunun geriletilmesine zemin hazırlayan karar atmosferine hiç de uzak olmadığını işaret ediyor.
Bu bağlamda Somali Dışişleri Devlet Bakanı Ali Muhammed Ömer, BAE ile imzalanan tüm anlaşmaların iptal edilmesi kararının, ikili ilişkilerde yıllardır yaşanan olumsuz birikimlerin titiz bir değerlendirmesi sonucunda alındığını ifade etti.
Ömer, Somali Bakanlar Kurulunun bu kesin kararı, "ülkenin egemenliğini, birliğini ve bağımsızlığını sarsan BAE adımlarına" bir yanıt olarak aldığını belirtti.
Feshedilen anlaşmalar, Abu Dabi'ye Somali limanlarını ve havaalanlarını kullanma hakkının yanı sıra askeri üsler kurma imkânı tanıyan ve hassas olarak nitelendirilen maddeler içeriyordu.
Görünen o ki Mogadişu, bu adımı atmak için uygun siyasi anı bekliyordu.
Nitekim Somalili yetkili, bir televizyon kanalına verdiği demeçte, BAE askeri üslerinin çok önceden kapatılması gerektiğini vurgulayarak, "Tüm BAE askerleri, Bakanlar Kurulu kararının gereği olarak Somali topraklarını terk etmekle yükümlüdür" dedi.
Bu süreçte, Güney Geçiş Konseyi Başkanı Aydarus ez-Zübeydi'nin BAE'ye geçmeden önce Aden'den ayrılarak Somali'ye gitmesi, egemenlik ihlali tartışmalarını alevlendirdi.
Konunun Suudi medya organları aracılığıyla gündeme getirilmesi ve Zübeydi'nin Somali topraklarına varışında gerçekleşen bir telefon görüşmesinin sızdırılması gibi detaylar, tüm bunların tesadüf olmadığını gösteriyor.
Özellikle BAE Savunma Bakanlığı Müşterek Harekât Komutanı Tümgeneral Avvad Said bin Muslih el-Ahbabi'nin "Geçiş Konseyi" başkanına eşlik etmesi, Somali tarafınca anlaşmaların iptali için bir gerekçe olarak değerlendirildi.
Somali Dışişleri Bakanı dün yaptığı açıklamada, BAE'nin Zübeydi'yi gizlice Berbera üzerinden Mogadişu'ya getirdiğini, ardından başka bir uçakla Abu Dabi'ye naklettiğini ifşa etti.
Bakan, bu durumu "tehlikeli bir ihlal" olarak nitelendirerek, Somali makamlarına teslim edilen uçuş yolcu listesinde Zübeydi'nin isminin yer almadığını belirtti.
Somali hükümetinin Zübeydi'nin uçakta saklandığına dair güvenilir istihbarat bilgileri edindiğini hatırlatan Bakan, bu bilginin BAE ile olan tüm liman ve güvenlik anlaşmalarını iptal etmek için yeterli bir sebep teşkil ettiğini, ancak kararın arkasındaki tek nedenin bu olay olmadığını vurguladı.
Çeviri: YDH