IŞİD yeniden sahaya mı sürülecek?

img
IŞİD yeniden sahaya mı sürülecek? YDH

"Saha kaynakları, eş-Şeddadi hapishanesinden çok sayıda IŞİD tutuklusunun kaçtığını doğruladı ve geçici makamların 80 tutukluyu yakaladığını duyurmasına rağmen, bu kişilerin henüz yakalanamadığını ekledi."


Amir Ali


YDH - ABD, Suriye'deki stratejisini değiştirerek SDG'ye olan desteğini çektiğini ve Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Colani'nin rejimini tanıdığını ilan ederken, Kürt güçleri IŞİD kamplarındaki güvenliği bırakarak Haseke ve Kobani'ye çekildi. El-Ahbar yazarı Amir Ali'nin aktardığına göre oluşan güvenlik boşluğunda IŞİD'in yeniden canlanması söz konusu ve Kürt yetkililerin İsrail'den yardım talebinde bulunması dikkat çekiyor.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Thomas Barrack, resmi bir açıklamayla "Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) ihtiyacın sona erdiğini" ilan etti ve ABD'nin Ahmed eş-Şaraa liderliğindeki geçici makamları desteklediğini vurguladı.

Bu açıklama, söz konusu makamların SDG'ye "son bir teklif" sunmasıyla eş zamanlı geldi; SDG ise bu gelişme üzerine Haseke ve Ayn el-Arab (Kobani) şehirlerine çekildi,

IŞİD'li ailelerin bulunduğu kampları ve örgüt üyelerinin tutulduğu hapishaneleri koruma sorumluluğunu terk etti.

Söz konusu teklifin dört günlük bir süre içinde karara bağlanması planlanırken, Kürt tarafından yanıt gelene kadar geçerli olacak bir ateşkes ilan edildi.

Suriye'deki Kürt güçlerinin sert bir dille saldırdığı, güvenilirliğini ve tarafsızlığını sorguladığı, görevden alınmasını talep ettiği ve çalışmalarının durdurulması için ABD içinde harekete geçilmesi çağrısında bulunduğu ABD Temsilcisi, uzun bir bildiri yayımladı.

Barrack, "Suriye'deki Kürtler için şu anki en büyük fırsatın, Şaraa başkanlığındaki yeni hükümetin yönettiği geçiş süreci kapsamında, Esad sonrası dönemde yattığını" savundu.

Ayrıca, "Bu an, birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon için bir yol sunuyor ve vatandaşlık haklarını, kültürel korumayı ve siyasi katılımı garanti ediyor" diye ekledi.

Barrack, "Kuzeydoğu Suriye'deki ABD askeri varlığının esasen IŞİD ile mücadele ortaklığı olarak gerekçelendirildiğine" işaret ederek, SDG'nin "2019 yılına kadar IŞİD'in bölgesel yenilgisinde en etkili kara ortağı olduğunu kanıtladığını, örgüt savaşçılarından ve ailelerinden binlercesini el-Hol ve eş-Şeddadi gibi hapishane ve kamplarda tuttuğunu" belirtti.

Kendi ifadesiyle şunları ekledi: "O dönemde ortaklık kurulabilecek etkin bir merkezi Suriye devleti yoktu; zira Esed rejimi zayıftı, tartışmalıydı ve İran ile Rusya ittifakları nedeniyle IŞİD'e karşı bir ortak olarak uygun değildi."

Mevcut duruma ilişkin değerlendirmesinde Barrack, Suriye'nin "artık tanınmış bir merkezi hükümete sahip olduğunu ve bu hükümetin 2025 sonlarında IŞİD'i yenilgiye uğratmak için kurulan Uluslararası Koalisyon'a katıldığını" söyledi.

Bunun "ABD'nin SDG ile ortaklık mantığını değiştirdiğini" ekleyen Barrack, Şam'ın "IŞİD unsurlarının tutukevleri ve kampların kontrolü dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenecek niteliğe kavuşmasının" ardından, SDG'nin örgüte karşı rolünün "büyük ölçüde sona erdiğine" dikkat çekti.

ABD Temsilcisi, SDG'nin geçici makamlara entegre olması çağrısında bulundu ve ülkesinin Suriye'de herhangi bir ayrılmayı veya federal bir sistem kurulmasını reddettiğini vurguladı.

Barrack'ın açıklamasından önce Kürtlerin "genel seferberlik" çağrıları geldi; buna Kürt güçlerinin tarihsel olarak Arap varlığının bulunduğu tüm topraklardan çekilmesi ve Haseke ile Ayn el-Arab'a (Kobani) sıkışması eşlik etti.

Bu sırada geçici makamlara yönelik, esirlere karşı suç işleme ve IŞİD gözaltı merkezlerine saldırı düzenleme suçlamaları yükseldi. "Suriye Demokratik Meclisi" (SDM/MSD) ise yayımladığı bildiride, "Kadın Savunma Birlikleri savaşçılarının esir alındıktan sonra infaz edilmesinin ve IŞİD unsurlarını serbest bırakmanın terörü yeniden ürettiğine" işaret ederek, "IŞİD'e karşı küresel direnişin sembolü ve örgütün çöküşünün başlangıcı olan Kobani şehrinin doğrudan tehdit altında olduğu" uyarısında bulundu.

Meclis, "Kobani'ye yönelik saldırının demokratik değerlere, özgürlüğe ve Suriye, bölge ve dünyadaki özgür insanların iradesine yapılmış bir saldırı olduğunu" savundu ve "Kobani'nin hedef alınmasıyla, Arap, Kürt, Süryani ve Asurilerden oluşan tüm bileşenleriyle Suriye Ceziresi'nin hedef alındığını" ekledi.

"Bugün SDG'yi desteklemenin siyasi bir tercih değil, ahlaki ve insani bir sorumluluk olduğunu" belirten Meclis, "Şam hiziplerinin işlediği vahşi suçlar" olarak adlandırdığı eylemleri kınadı.

İlgili bir bağlamda, Kürt Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, basın açıklamalarında İsrailli şahsiyetlerle temas halinde olduklarını duyurdu ve Kürt güçlerinin "kaynağı ne olursa olsun" destek almaya hazır olduğunu vurguladı.

Ahmed'in açıklamaları, SDG içindeki "Halk Savunma Birlikleri" (YPG) Komutanı Sipan Hamo'nun, kendi ifadesiyle "Süveyda'da olduğu gibi" İsrail'den Kürtleri korumak için müdahale etmesini talep etmesinden saatler sonra geldi.

Bu arada Kürt medya sızıntıları, Şam'da Geçici Devlet Başkanı Ahmed eş-Şaraa ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında yaklaşık beş saat süren uzun bir toplantı yapıldığını doğruladı.

Barrack ve Geçici Hükümet Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani'nin de katıldığı toplantıdan herhangi bir sonuç çıkmadı; zira Şam, SDG'nin feshedilmesi ve güçlerinin bireysel olarak Savunma Bakanlığı yapısına entegre edilmesinde ısrar ederken, Abdi, tarihsel Kürt bölgelerinde özerk yönetim kurulması ve güçlerinin tek bir blok halinde korunması talebine sıkı sıkıya bağlı kaldı.

Sahada ise, SDG'nin "Uluslararası Koalisyon'un sorumluluklarını terk etmesi" ve "öz savunma" ihtiyacı gerekçesiyle el-Hol kampının korumasından çekilmesinin ardından, geçici makamlar kampın yönetimini devraldığını ilan etti.

Aynı zamanda saha kaynakları, eş-Şeddadi hapishanesinden çok sayıda IŞİD tutuklusunun kaçtığını doğruladı ve geçici makamların 80 tutukluyu yakaladığını duyurmasına rağmen, bu kişilerin henüz yakalanamadığını ekledi.

Bu gelişmelerin, oluşan güvenlik boşluğunda yeniden nefes alma fırsatı bulacak olan örgüte güçlü bir ivme kazandırması muhtemel.

Geçici makamların Kürt güçlerine sunduğu ve Kürt güçlerinin istişarede bulunması için dört günlük bir ateşkesi içeren "son teklif"e gelince; teklif, "Suriye güçlerinin Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine girmemesini, dış mahallelerde kalmasını ve daha sonra barışçıl entegrasyon için bir zaman çizelgesinin görüşülmesini" öngörüyor.

Teklif ayrıca, askeri güçlerin "Kürt köylerine girmemesini ve güvenlik varlığının bölge halkından oluşan yerel güçlerle sınırlandırılmasını", SDG'ye "Abdi tarafından önerilecek bir Savunma Bakan Yardımcısı makamı verilmesini, ayrıca Abdi'nin Haseke valiliği için bir aday sunmasını, Halk Meclisi'nde temsil ve devlet kurumlarında istihdam için isimler önermesini" kapsıyor.

Bununla birlikte, "Suriye Cumhurbaşkanlığı" tarafından yayımlanan bilgilere göre teklif, "SDG'ye bağlı tüm askeri ve güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları bünyesine, sivil kurumların ise Suriye hükümet yapısına entegre edilmesi konusunda anlaşmaya varılmasını" şart koşarken, "Kürtlerin dil, kültür ve vatandaşlık haklarına ilişkin 13 sayılı Kararname'nin uygulanacağını" teyit ediyor.

Çeviri: YDH