Trump yönetiminin Küba dosyasını yeniden gündemine aldığı ve çeşitli senaryoları değerlendirdiği belirtildi.
YDH- Wall Street Journal’ın görüştüğü ABD’li yetkililere göre, Trump yönetiminin “yıl sonuna kadar Küba’da bir yönetim değişikliği hedeflediği” ifade edildi.
Yetkililer, bu sonucun mümkün olabileceğine dair değerlendirmelerin son dönemde güç kazandığını iddia etti.
Haberde, bu kanaatin iki temel gelişmeye dayandığı aktarıldı.
Venezuela gelişmeleri ve etkileri
Yetkililere göre, 3 Ocak’ta Venezuela’da gerçekleştirilen ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasıyla sonuçlanan askeri saldırı, Washington’daki karar alıcıların benzer yöntemlerin başka ülkelerde de uygulanabileceği yönündeki değerlendirmelerini etkiledi.
Aynı yetkililer, Küba ekonomisinin Venezuela ile uzun süredir iç içe olduğunu ve Caracas yönetiminin sağladığı petrol desteği olmaksızın Havana’nın ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalabileceğini iddialarını aktardı.
ABD’li istihbarat analistlerinin hazırladığı değerlendirmelere aşina kaynaklar, Küba’da sık elektrik kesintileri yaşandığını, temel tüketim ürünleri ve ilaçlarda kronik kıtlıklar bulunduğunu iddia etti. Bu değerlendirmelerde, nüfusun önemli bir bölümünün yoksulluk koşulları altında yaşadığı da ileri sürüldü.
Somut bir plan olmadığı iddiası
Yetkililer, Wall Street Journal’a yaptıkları açıklamalarda, Küba’daki mevcut yönetimi devirmeye yönelik “somut ve ilan edilmiş bir plan bulunmadığını” belirtti.
Haberde, Washington’ın şu aşamada önceliğinin, Küba yönetimi içinde ABD ile diyaloğa açık olabilecek ve “bir anlaşmaya sıcak bakabilecek” isimleri tespit etmek olduğu aktarıldı.
Bu yaklaşımın, Venezuela’da yürütülen saldırı sırasında “Maduro’nun yakın çevresinden bir ismin işbirliği yapmasıyla” ilerleyen sürece benzetildiği ifade edildi.
Caracas’ta gerçekleştirilen askeri saldırı sırasında, aralarında Kübalı askerlerin de bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı.
Ekonomik baskı ve petrol meselesi
Haberde, Trump yönetiminin Küba’ya yönelik ekonomik baskıyı artırmaya dönük bir politika izlediği, özellikle Venezuela’dan gelen petrol sevkiyatlarının kesilmesini hedeflediği belirtildi. Ekonomistlerin değerlendirmelerine göre, bu akışın durması halinde Küba’nın “haftalar içinde ciddi bir yakıt sıkıntısı yaşayabileceği” öngörülüyor.
Bu çerçevede, ABD’nin Venezuela bağlantılı petrol tankerlerine el koyma uygulamalarının yalnızca Venezuela’yı hedef almadığı, aynı zamanda “Küba’ya yönelik daha geniş bir stratejinin” parçası olarak değerlendirildiği aktarıldı.
Washington içinde farklı yaklaşımlar
Wall Street Journal’a göre, Küba’ya yönelik yaklaşım konusunda ABD yönetimi içinde görüş ayrılıkları bulunuyor. Bazı yetkililer ve Trump’a yakın isimlerin, yaklaşık yetmiş yıldır süren komünist yönetimin sona erdirilmesi için “daha sert bir yaklaşımı” savunduğu ifade edildi.
Buna karşılık, yönetim içindeki bazı isimlerin geçmişteki başarısız girişimlere dikkat çektiği belirtildi. Bu kapsamda, 1961’deki Domuzlar Körfezi çıkarması ve 1962’de başlatılan ticaret ambargosunun, Küba’daki siyasi yapıyı değiştirmediği hatırlatıldı.
Bu yetkililer ayrıca, Venezuela ile Küba’nın siyasi ve toplumsal yapılarının farklı olduğunu vurguladı.
Bazı Trump yönetimi yetkililerinin, Venezuela’daki sürecin Küba’da “aynı şekilde tekrarlanmasının zor olabileceğini” düşündüğü aktarıldı.
Trump’ın “miras” değerlendirmesi
Haberde görüşlerine yer verilen ve Trump’ın ilk döneminde Küba politikası üzerinde çalışmış bir ABD’li yetkili, Küba’da olası bir yönetim değişikliğinin Trump açısından "dış politika mirası” bakımından önemli görüldüğünü ifade etti.
Bu yetkiliye göre, böyle bir gelişme Trump’ı, Fidel Castro’yu devirmeyi başaramayan Başkan John F. Kennedy’den farklı bir konuma taşıyabilir.
Açık uyarılar ve Havana’nın tutumu
Trump yönetiminin, “Küba’daki yönetimin sona ermesine yönelik isteğini giderek daha açık biçimde dile getirdiği” belirtildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nda dış yardımlardan sorumlu geçici müsteşar Jeremy Lewin’in, Küba’nın “ya geri çekilmesi ya da halkının ihtiyaçlarını daha iyi karşılaması gerektiğini” söylediği aktarıldı.
11 Ocak’ta Başkan Donald Trump’ın da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Maduro’nun kaçırılmasının ardından Küba’ya artık Venezuela’dan petrol veya mali destek gelmeyeceğini ifade ettiği bildirildi. Trump’ın paylaşımında “çok geç olmadan bir anlaşma yapılmasını” önerdiği aktarıldı.
Haberde, Küba yönetiminin bu çağrılara boyun eğdiğine dair bir işaret bulunmadığı belirtildi. Küba siyasetinde hâlâ etkili olduğu ifade edilen Raúl Castro’nun, 2021’de devlet başkanlığını bırakmasına rağmen yönetim üzerindeki nüfuzunu sürdürdüğü aktarıldı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in, Caracas’ta hayatını kaybeden Kübalı güvenlik görevlileri için düzenlenen bir anma töreninde yaptığı konuşmada, “zorlamaya veya tehdide dayalı hiçbir teslimiyet ya da uzlaşmanın mümkün olmadığını” söylediği bildirildi.