Gazze'deki soykırımın mimarı 'Barış Kurulu'nda

img
Gazze'deki soykırımın mimarı 'Barış Kurulu'nda YDH

Gazze’de on binlerce Filistinlinin ölümüne yol açan saldırıların mimarı olarak anılan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, Trump tarafından oluşturulan “Barış Kurulu”na dahil edildiği bildirildi.



YDH- 21 Ocak 2026’da, ABD Başkanı Donald Trump Dünya Ekonomik Forumu için Davos’ta bulunurken, İsrail işgal güçlerinin Gazze’de aralarında iki çocuk ve üç gazetecinin de yer aldığı 11 Filistinliyi öldürdüğü bildirildi.

Günün ilerleyen saatlerinde ise İsrail savaş uçaklarının Güney Lübnan’da Kanarit, Kafur, Carcu, el-Harayib ve Ensar beldelerine çok sayıda hava saldırısı düzenlediği, saldırılarda evlerin, binaların ve geçim kaynaklarının hedef alındığı aktarıldı.

Çarşamba günü gerçekleştirilen bu saldırıların, kasım ayında yürürlüğe giren ateşkesten bu yana “en şiddetli saldırılar arasında” yer aldığı ifade edildi.

“Barış kurulu” ve zamanlama tartışması

Aynı gün İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, Trump tarafından oluşturulan ve Gazze başta olmak üzere “çatışmadan etkilenen bölgelerde” istikrar ve yeniden inşa hedefiyle tanıtılan “Barış Kurulu”na katılmayı kabul ettiği bildirildi.

El-Meyadin, bu zamanlamanın Trump’ın girişiminin merkezindeki çelişkiyi ortaya koyduğunu belirtti. Gazze’de süregelen yıkımın mimarı olarak görülen bir ismin, yeniden inşa sürecinde rol üstlenmesinin sorgulandığı aktarıldı.

Gazze’deki kayıplar ve ateşkes sonrası ölümler

Verilere göre, Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 71 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Ölenler arasında 17 bin çocuğun ve 12 bin kadının bulunduğu belirtildi. 11 Ekim 2025’te yürürlüğe girdiği ifade edilen ateşkese rağmen, İsrail güçlerinin bu tarihten sonra 483 Filistinliyi daha öldürdüğü aktarıldı.

Ateşkes döneminde yaşamını yitirenlerin yüzde 52’sinin kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluştuğu bildirildi. Bu süreçte günlük ortalama ölüm sayısının yaklaşık “5” olduğu ifade edildi.

Bölgesel askeri operasyonlar

Haberde, Gazze’nin Netanyahu’nun bölgesel askeri faaliyetlerinin yalnızca bir parçası olduğu belirtildi. Lübnan’da Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırılarında 4 bin 291 kişinin yaşamını yitirdiği, bunların 3 bin 961’inin 27 Kasım 2024’te ilan edilen ateşkese kadar, 330’unun ise ateşkes sonrasında hayatını kaybettiği aktarıldı.

Suriye’de ise Netanyahu’nun son bir yıl içinde 600’den fazla saldırı emri verdiği, 2024-2025 döneminde en az 540 kişinin öldüğü kaydedildi. Haziran 2025’te İran’a yönelik 12 gün süren savaşta 935 İranlının hayatını kaybettiği, ölenlerin önemli bir bölümünün sivil olduğu bildirildi.

Yemen’de de İsrail’in tekrarlanan saldırılarında 260’tan fazla yaşamını yitirdiği, limanlar ve enerji altyapısında ağır hasar meydana geldiği aktarıldı. İşgal altındaki Batı Şeria’da ise Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu ve yerleşimcilerin saldırılarında 1.102 Filistinlinin öldürüldüğü ifade edildi.

Uluslararası hukuk ve tutuklama kararı

21 Kasım 2024’te Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Netanyahu hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama kararı çıkardığı hatırlatıldı.

Mahkemenin 125 üye devletinin, Netanyahu’nun topraklarına girmesi halinde tutuklama yükümlülüğü bulunduğu, ancak bu kararın fiilen uygulanmadığı belirtildi.

Trump–Netanyahu gerilimi ve geri adım

Netanyahu’nun ofisi, 16 Ocak’ta Trump’ın savaş sonrası Gazze yönetim planını eleştirerek, Barış Kurulu’nun yapısının “İsrail ile koordine edilmediğini ve mevcut politikalarla çeliştiğini” bildirdi.

Netanyahu’nun, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Katar’dan Ali el-Sevadi’nin kurula dahil edilmesine itiraz ettiği ve “Türk ya da Katarlı askerlerin Gazze’de olmayacağını” söylediği aktarıldı.

Bir ABD’li üst düzey yetkilinin Axios’a yaptığı açıklamada, “Bu bizim oyunumuz, onun değil”, “Gazze ile biz ilgileneceğiz” ifadelerini kullandığı bildirildi. Bu açıklamadan beş gün sonra Netanyahu’nun tutumunu değiştirdiği ve Barış Kurulu’na katılmayı kabul ettiği belirtildi.

Birleşmiş Milletler tartışması

Trump’ın 20 Ocak’ta Barış Kurulu’nun Birleşmiş Milletler’in yerini alıp alamayacağı sorusuna “Olabilir” yanıtını verdiği aktarıldı. Trump’ın, BM’nin “potansiyeline hiçbir zaman ulaşamadığını” söylediği kaydedildi.

Kurulun tüzüğünde, yalnızca Gazze değil, çatışmadan etkilenen tüm bölgelerde “kalıcı barışın sağlanmasının” hedeflendiği belirtildi.

NPR’nin haberine göre, tüzükte “Gazze” kelimesinin hiç geçmediği aktarıldı.

Netanyahu’nun BM karşıtı söylemleri

Netanyahu’nun Eylül 2024’te BM Genel Kurulu’nda örgütü “antisemitik bir bataklık” olarak nitelendirdiği, BM’nin 2014’ten bu yana İsrail’i kınayan 174 karar aldığını öne sürdüğü hatırlatıldı.

Uluslararası Adalet Divanı’nın Ocak 2024’te Gazze’de soykırım işlendiğine dair “makul bir ihtimal” bulunduğuna hükmettiği ve İsrail’e önleyici tedbirler uygulanmasını istediği belirtildi.

Netanyahu’nun bu karara “Bizi kimse durduramaz, Lahey de dahil” sözleriyle yanıt verdiği aktarıldı.

UNRWA ve yardım tartışmaları

Ekim 2024’te İsrail Meclisi’nin UNRWA’yı yasaklayan kararı kabul ettiği, Ocak 2025’te uygulamanın yürürlüğe girdiği ve ajansın faaliyetlerinin durdurulduğu bildirildi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bu kararı “zaten felaket olan bir durum içinde yeni bir felaket” olarak tanımladığı aktarıldı.

Barış Kurulu’na katılan ülkeler

ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’a göre, 21 Ocak itibarıyla yaklaşık 25 ülke Barış Kurulu’na katılmayı kabul etti. Daimi üyelik için 1 milyar dolarlık katkı şartı bulunduğu, ödeme yapamayan ülkelerin ise üç yıllık sürelerle yer alabildiği belirtildi.

Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar ve BAE’nin kurula katılacağını açıkladığı, Pakistan’ın “kalıcı ateşkes ve insani yardım” beklentisini dile getirdiği aktarıldı.

Fransa’nın daveti reddeden ilk ülke olduğu, Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’nun yapıyı “BM Şartı’ndan çok uzak” olarak tanımladığı bildirildi. Trump’ın buna karşılık Fransa’ya “yüzde 200 gümrük vergisi” tehdidinde bulunduğu aktarıldı.

Genel değerlendirme

Haberde, Netanyahu’nun Barış Kurulu üyeliğinin, “İsrail üzerindeki uluslararası hukuki baskıları etkisizleştirmeyi” amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası olduğu değerlendirmesine yer verildi.

Kurulun, Birleşmiş Milletler ve uluslararası yargı mekanizmalarının yerine geçecek “alternatif bir yapı” olarak kurgulandığı ifade edildi.



Makaleler

Güncel