Amerika, IŞİD'i Irak'a geri getiriyor

img
Amerika, IŞİD'i Irak'a geri getiriyor YDH

Irak hükümeti, Suriye'nin kuzeydoğusundaki güvenlik zafiyeti ve Trump'ın açıklamalarının ardından, ABD öncülüğündeki koalisyonla koordinasyon halinde binlerce IŞİD mensubunu ülkeye nakletmeye başladı.



YDH - Bağdat yönetimi, Suriye'nin kuzeydoğusundaki hapishanelerde tutulan binlerce IŞİD mensubu ve ailelerinin Irak'a nakli sürecini başlattı.

ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon ile sıkı güvenlik önlemleri ve koordinasyon altında yürütülen operasyon, Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından onaylandı.

Karar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'deki örgüt tutuklularının sınır dışı edilme sürecinin başladığına dair açıklamalarının ve Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) sağladığı güvenlik şemsiyesinin çökmesiyle yaşanan firarların hemen ardından geldi.

İlk sevkiyat tamamlandı: 150 üst düzey isim teslim alındı

Irak Başbakanı Askeri Sözcüsü Sabah el-Numan, Haseke'de SDG kontrolündeki hapishanelerden Irak, Arap ve yabancı uyruklu 150 tutukludan oluşan ilk grubun teslim alındığını duyurdu.

Operasyonun sahadaki güvenlik değerlendirmelerine göre aşamalı olarak devam edeceğini belirten el-Numan, nakledilen kişilerin örgütün "birinci kademe" lider kadrosundan oluştuğuna dikkat çekti.

Sözcü, Suriye'deki çatışmalar ve güvenlik kırılmaları göz önüne alındığında, bu isimlerin orada kalmasının Irak için somut bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Hükümetin sunduğu gerekçelere rağmen karar, Irak kamuoyunda ve siyasi çevrelerde sükûnetle karşılanmadı.

Geniş bir kesim, binlerce tutuklunun Irak hapishanelerine getirilmesini "saatli bombaların" ülke içine taşınması olarak yorumluyor.

Tepkilerin odağında, ciddi güvenlik risklerinin yanı sıra, binlerce mahkûmun barınma, gıda ve sağlık hizmetlerinin getireceği ekonomik yük yer alıyor.

Ayrıca, olası firar girişimleri veya uyuyan hücrelerin yeniden organize olmasıyla IŞİD'in hareket alanını genişletebileceği endişesi hakim.

"Terörün yeniden tedavüle sokulması hedefleniyor"

Direniş gruplarından üst düzey bir yetkili, isminin açıklanmaması kaydıyla el-Ahbar gazetesine yaptığı değerlendirmede, IŞİD unsurlarının Irak'a teslim edilmesinin "açık bir Amerikan-İsrail planından" bağımsız düşünülemeyeceğini savundu. Daha önce bu konuda uyarılarda bulunduklarını hatırlatan yetkili, şu ifadeleri kullandı:

"Bu, daha önce uyardığımız senaryonun sahada gerçekleşmesidir. Terörün yeniden tedavüle sokulmasının Irak üzerinde vahim yansımaları olabilir. Amerikan ve Siyonist işgalinin yanı sıra bu tehlikenin varlığı, silah bırakma tartışmalarını imkânsız kılıyor. Tüm gruplar Irak sınırlarını savunmaya hazırdır ve biz var olduğumuz sürece IŞİD senaryosunun tekrarlanmasını kabul etmeyeceğiz."

Hükümetten savunma: "Olayların hızı beklemeye izin vermiyor"

Hükümet ve güvenlik yetkilileri ise eleştirilere karşı kararın Irak ulusal güvenliğini korumayı amaçlayan "önleyici bir adım" olduğunu savunuyor.

Hükümet Sözcüsü Basim el-Avadi, basına yaptığı açıklamada, Suriye'deki olayların gelişim hızının herhangi bir gecikmeye tahammülü olmadığını belirtti. Hükümetin bu tür kararların güçlü ve zayıf yönlerini tam olarak idrak ettiğini vurgulayan el-Avadi, adımın kapsamlı bir inceleme sonucu atıldığını ifade etti.

Yüksek Yargı Konseyi de uyruğu ne olursa olsun tüm tutukluların Irak yargısının yetkisi altında olacağını ve yasal prosedürlerin istisnasız uygulanacağını taahhüt etti.

El-Ahbar'a konuşan üst düzey güvenlik kaynaklarına göre, nakledilen tutuklular önceden boşaltılan ve yüksek güvenlik önlemleriyle tahkim edilen üç merkezi hapishaneye yerleştirilecek: Süleymaniye'deki Susa Hapishanesi, "Hut" (Balina) olarak bilinen Nasıriye Hapishanesi ve Bağdat Havalimanı'ndaki Cropper Hapishanesi.

Kaynaklar, Suriye'deki güvenlik çöküşü nedeniyle olası firarları engellemek amacıyla nakil işlemlerinin Amerikan helikopterleriyle gerçekleştirildiğini bildirdi.

"Irak bir barut fıçısına dönüştürülüyor"

Güvenlik Uzmanı Muhammed el-Yasiri, el-Ahbar'a verdiği demeçte, IŞİD unsurlarının naklinin gelecekte tehlikeli yansımaları olabileceği uyarısında bulundu.

Devam eden siyasi, iktisadi ve güvenlik krizleri gölgesinde bu kadar çok teröristin Irak içinde toplanmasının ülkeyi adeta bir "barut fıçısına" çevirdiğini belirten el-Yasiri, "Bu kişilerin gelecekte siyasi baskı aracı olarak kullanılması veya güvenlik açıklarına yol açması yönünde ciddi endişeler var" diye konuştu.

El-Yasiri, sürecin şeffaf yönetilmesi ve kamuoyunun detaylar hakkında bilgilendirilmesi çağrısında bulundu.

IŞİD tutuklularının nakli konusundaki tartışmalar, Irak toplumu için geçmişin travmatik hatıralarını canlandırıyor.

2014 yılında ülkenin üçte birinin örgüt kontrolüne girmesine tanıklık eden Iraklılar, katliam, tehcir ve yıkım görüntülerini hafızalarında taze tutuyor.

Toplumun geniş kesimleri, binlerce örgüt üyesinin ülke içindeki hapishanelerde tutulmasının; olası firarlar, uyuyan hücrelerin hapishane baskınları veya bölgesel çatışmalarda bir baskı unsuru olarak kullanılmaları yoluyla tehlikeyi yeniden üreteceğinden endişe ediyor.

Washington sorunu çözmüyor, yer değiştiriyor

Siyasi gözlemciler, ABD'nin bu dosyadaki rolünün sadece hapishane güvenliğini sağlamak gibi teknik bir boyuttan ibaret olmadığını, asıl amacın bölgedeki risk haritasını yeniden şekillendirmek olduğunu öne sürüyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) üzerinden yaklaşık 7 bin IŞİD mensubunu Suriye'den Irak'a nakletme planını duyuran Washington, sorunu kaynağında çözmek yerine "yerini değiştirmeyi" tercih etmiş görünüyor.

Veriler, operasyonun Bağdat ile mutabık kalınan bir takvim çerçevesinde yürütüldüğünü gösteriyor. Analistler, Washington'ın Suriye'deki doğrudan yükünü hafifletirken, bu son derece hassas dosyayı Irak'ın omuzlarına yükleyerek gelecekteki siyasi ve güvenlik baskılarına kapı araladığını ve ülkedeki tansiyonu yüksek tutmayı hedeflediğini belirtiyor.

Tartışmalar sadece militan kadrosuyla sınırlı değil; karar kapsamında örgüt üyelerinin ailelerinden oluşan yaklaşık 4 bin kişinin de Suriye'deki el-Hol Kampı'ndan Musul'un güneyindeki el-Ceda Kampı'na nakledilmesi planlanıyor.

Sosyal bilimciler ve güvenlik uzmanları, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma programlarının kırılganlığı göz önüne alındığında, bu dosyanın da en az militanların nakli kadar tehlikeli olduğu görüşünde.

Uzmanlar, mesele kapsamlı ve uzun vadeli bir vizyonla ele alınmadığı takdirde, kampların aşırıcılık için verimli birer kuluçka merkezine dönüşme ihtimalinin son derece yüksek olduğu uyarısında bulunuyor.