Lübnan ayakta: Şehit gazeteci için kınama dalgası

img
Lübnan ayakta: Şehit gazeteci için kınama dalgası YDH

Siyonist işgal varlığının Sur kentinde gazeteci Şeyh Ali Nureddin’e yönelik gerçekleştirdiği suikast, Lübnan’daki medya, akademik ve dini çevrelerde devasa bir kınama dalgasına yol açtı.



YDH- İsrail işgal varlığının 26 Ocak 2026 Pazartesi günü Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde düzenlediği suikast operasyonu sonucu gazeteci Şeyh Ali Nureddin şehit edildi.

Bu saldırı, bölgedeki medya ve akademik çevrelerde çok katmanlı bir kınama dalgasına yol açarken, işgalci gücün basın çalışanlarına yönelik sistematik şiddeti bir kez daha uluslararası kamuoyunun gündemine oturdu.

Beyrut Alimler Birliği: Tek çözüm direniş mantığıdır

Beyrut Alimler Birliği, suikastın ardından yayınladığı bildiride, İsrail’in tarihindeki "vahşet siciline" iğrenç bir suç daha eklediğini belirtti.

Bildiride, işgalci rejimin cezalandırılmayacağını bilmenin verdiği küstahlıkla hareket ettiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

"Bu alçakça saldırıyı ve gazetecilere karşı işlenen soğukkanlı cinayeti lanetliyoruz. Yaşanan her suç, bu düşmanın yalnızca çeyrek asırdır bölgede gerçek caydırıcılığı sağlayan 'direniş mantığından' anladığını teyit etmektedir. Allah’ın izniyle, işler artık eskisi gibi olmayacak ve bu saldırganlığın bedeli ağır olacaktır."

Cebel Amel Alimleri: Diplomatik gevşeklik kabul edilemez

Şehit gazetecinin babası Şeyh Abdül Hasan Nureddin’e taziye dileklerini ileten Cebel Amel Alimleri, saldırıyı "özgür söze ve direnişin dini sesine karşı işlenmiş kara bir suç" olarak nitelendirdi.

Alimler, Lübnan diplomasisinin bu tekrarlanan ihlaller karşısındaki pasif tutumunu eleştirerek, iç kamuoyundaki muhalif seslere yönelik baskılar ile Siyonist saldırganlık arasındaki "şüpheli uyuma" dikkat çekti:

"Bu hedef alma, farkındalığı kırmak ve ahlaki direnişin kaynaklarını kurutarak normalleşmeye zemin hazırlama çabasıdır. Şeyh Ali Nureddin’in kanı, sessizliğin vatanı koruyacağını sananların acizliğine karşı ebedi bir kanıt olarak kalacaktır."

Medya sendikaları: Uluslararası hukuk ayaklar altında

Lübnan Basın Editörleri Sendikası, saldırının gerçekleştiği esnada şehit gazetecinin herhangi bir askeri faaliyet içinde bulunmadığını hatırlatarak, Kanarit kasabasındaki saldırıların ardından gelen bu suikastın Cenevre Sözleşmeleri'ne ve uluslararası tüzüklere aykırı olduğunu tescilledi.

Sendika, değerlerin alt üst olduğu bir dönemde "gerçeğin istisna haline geldiği" uyarısında bulundu.

Görsel ve İşitsel Medya Sendikası ise saldırıyı "tüm medya camiasına yönelik tehlikeli bir tırmanış" olarak tanımlayarak, resmi makamları faillerin hesap vermesi için uluslararası düzeyde derhal harekete geçmeye çağırdı.

Dayanışma hattı: El-Meyadin ve el-Menar

El-Meyadin ve el-Menar personeli, suikastı Lübnan medya bütünlüğüne yapılmış bir saldırı olarak gördüklerini açıkladı.

El-Manar yönetimi ve çalışanlarıyla tam dayanışma içinde olduklarını duyuran ağ, direniş medyasının susturulamayacağı mesajını verdi.

Siyonist rejimin saha raporlarını karartma ve dezenformasyon alanını genişletme stratejisinin bir parçası olarak okunan bu suikast, Lübnan’ın güneyinde tansiyonun zirve yaptığı bir döneme denk geldi.



Makaleler

Güncel