Washington yığınak yapıyor, Tahran 'açık yüzleşmeye' hazırlanıyor

img
Washington yığınak yapıyor, Tahran 'açık yüzleşmeye' hazırlanıyor YDH

"Savaş, hiçbir taraf için tercih edilen seçenek değil; ancak güç dengesi bir siyasi baskı kartı olarak kullanıldığı sürece, masadaki yerini koruyor."




YDH - Amerika, bölgedeki askeri varlığını "Armada" olarak adlandırılan devasa bir deniz ve hava gücüyle tahkim ederken, İran da buna radar sistemleri ve kamikaze İHA tehditleriyle karşılık veriyor. El-Ahbar gazetesi yazarı Hüseyin Sabra'nın değerlendirmesine göre Washington, bu yığınağı bir caydırıcılık ve siyasi baskı aracı olarak kullansa da, bölgedeki tatbikatlar ve istihbarat uçuşları olası bir çatışma riskini canlı tutuyor. Diplomatik kanalların dolaylı yoldan açık kalmasına rağmen, Direniş Ekseni unsurlarının da dahil olduğu bu gerilim, bölgeyi kontrollü bir tırmanış ile topyekûn savaş arasında hassas bir çizgide tutuyor.

Caydırıcılık hesaplarının kontrolden çıkma riskleriyle kesiştiği, bölgesel dengelerin pamuk ipliğine bağlı olduğu bu dönemde Amerika Birleşik Devletleri, Ortadoğu'daki askeri varlığını son haftalarda ciddi oranda artırdı.

Bu hamle, İran ile "ucu açık" tansiyonu yükseltme sürecinden ve İsrail'in Washington'ı "uzun süredir beklenen" askeri bir hesaplaşmaya itmeye yönelik aralıksız baskılarından bağımsız düşünülemez.

Ancak bu devasa ve nitelikli yığınak, şu an için topyekûn bir savaş kararından ziyade, "geri dönüşü olmayan noktaya" varmadan tüm seçenekleri masada tutan hassas bir gerilim yönetimine işaret ediyor.

ABD'nin son askeri hamleleri, deniz ve hava varlığının tahkim edilmesiyle başlayan, ardından geniş çaplı operasyonel hazırlıklar ve tatbikatlarla devam eden kademeli bir süreç izledi.

Buna paralel olarak, Başkan Donald Trump yönetimi ve bölgedeki yakın çevresi, İran hükümetini devirme imaları ve İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei ile doğrudan hedef alan benzeri görülmemiş tehditlerle siyasi ve medyatik baskıyı artırdı.

Yine de Washington, şu aşamada gücü, hesapsız maliyetler doğuracak ani bir savaşın kapısını aralamaktan çok, bir siyasi baskı aracı olarak kullanmaya daha yatkın görünüyor.

Amerikan "Armadası": Gövde gösterisi mi, saldırı hazırlığı mı?

ABD, geçtiğimiz haftalar boyunca Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sorumluluk sahasına uçak gemileri, güdümlü füze destroyerleri, nükleer denizaltılar, gelişmiş hava filoları ve hava savunma sistemlerinin yanı sıra yoğun istihbarat ve lojistik unsurlar sevk etti.

Trump, İngiltere ile İspanya arasındaki tarihi deniz savaşına atıfla bu yığınağı bizzat "Armada" olarak nitelendirdi ve amacın "bölgenin daha büyük bir savaşa sürüklenmesini önlemek" olduğunu savundu.

Bu konuşlanma, çeşitli destroyerler ve nükleer denizaltılara dağıtılmış uzun menzilli Tomahawk füze rampalarını da içeriyor.

Söz konusu füzeler, Mitcher, McFaul, Oscar Austin, Roosevelt, Bulkeley ve Paul Ignatius gibi öne çıkan destroyerlerde bulunuyor.

Ayrıca iki nükleer denizaltının da katılımıyla, bölgede kullanıma hazır Amerikan "Tomahawk" füzelerinin sayısı yaklaşık 358'e ulaşıyor.

Buna, Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubunun taşıdığı ve kendi içinde büyük saldırı kapasitesi barındıran unsurlar da eklendiğinde, gruptaki toplam füze sayısı 454 civarına yükseliyor.

Uçak gemisine Frank E. Petersen, Spruance ve Michael Murphy adlı üç destroyer ile gemide konuşlu dokuz savaş uçağı filosu eşlik ediyor.

Amerikan deniz varlığı bununla da sınırlı değil; bölgeye yayılmış ABD Donanması'na ait destek, komuta ve nakliye gemileri de sahada yer alıyor.

Hava gücü boyutunda ise ABD kuvvetleri şu anda iki F-35 filosu, üç F-15E filosu, bir F-16 filosu ve bir A-10 filosunu bünyesinde barındırıyor.

Bu yapı; deniz karakol görevleri için P-8A Poseidon, stratejik nakliye için C-17A Globemaster, havada yakıt ikmali için KC-135 Stratotanker ve KC-46A Pegasus uçakları, ayrıca KC-130J Super Hercules ve uzun menzilli keşif İHA'sı MQ-4C Triton gibi geniş çaplı yedek, istihbarat ve lojistik unsurlarla destekleniyor.

Buna paralel olarak İran kıyıları, ABD Hava Kuvvetleri'nin yoğun hareketliliğine sahne oluyor. Uzun menzilli keşif konusunda uzmanlaşmış stratejik MQ-4C Triton İHA'larının faaliyetlerini sıklaştırması, üst düzeyde ve kesintisiz bir istihbarat takibine işaret ediyor.

ABD Hava Kuvvetleri Merkez Komutanlığı'nın 25 Ocak 2026'da duyurduğu ve muharip hava gücünü tüm CENTCOM sahasına yayma, dağıtma ve destekleme kabiliyetini test etmeyi amaçlayan "çok günlü hazırlık tatbikatı", Lincoln uçak gemisi grubunun varışıyla eş zamanlı yürütülüyor.

Bölgedeki baş döndürücü gelişmeler dikkate alındığında, bu tatbikatın her an, Haziran ayındaki 12 gün süren savaşta olduğu gibi, baskın ve benzeri görülmemiş bir askeri saldırıya dönüşme ihtimali bulunuyor.

Komutanlık, tatbikatın personel ve uçakların hızlı nakli, acil durum noktalarında operasyon icrası, düşük izli lojistik destek ve geniş bir harekât alanında çok uluslu entegre komuta-kontrol süreçlerini doğrulamak için tasarlandığını açıkladı.

Askeri havacılık sitesi The Aviationist, zamanlamanın hassasiyetine rağmen bu tür tatbikatların artık olağan hale geldiğini ve bunları doğrudan İran'a yönelik yakın bir saldırı hazırlığıyla ilişkilendirmenin aceleci bir çıkarım olacağını yazdı.

Fakat site, Haziran 2025'teki "Gece Yarısı Balyozu" operasyonunda görüldüğü üzere, bu senaryolara yönelik eğitimlerin geçmişte rüştünü ispatladığını da not düştü.

Amerikan keşif uçağı İran savunma sistemlerini gözetliyor

28 Ocak Çarşamba sabahı, İngiltere'deki bir üsten havalanan RC-135V Rivet Joint tipi Amerikan keşif uçağının Ortadoğu'ya yönelmesi, bölgede geniş çaplı bir askeri harekât ihtimaline dair "en büyük operasyonel gösterge" olarak kayıtlara geçti.

Farklı kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, harekât sahalarında ileri düzey istihbarat toplama görevi yürüten bu uçak "yalnızca büyük saldırılardan önce" havalanıyor.

Uçak, özellikle son saatlerde yer değiştirmiş olma ihtimaline karşı İran hava savunma sistemlerinin konumlarını belirlemek için "elektronik tarama" yapıyor. Bu durum, Washington'ın olası bir hamle öncesinde hedef bankasını hassasiyetle güncelleme peşinde olduğunu gösteriyor.

Bu gelişmiş istihbarat silahının devreye sokulması, yaklaşan bir tansiyon yükselmesinin veya en azından İran'a karşı caydırıcı bir senaryo dayatma hazırlığının ciddi bir işareti olabilir.

Tüm ihtimallere karşı "hazır kıta"

Aynı kaynağa göre, "Washington'ın niyetleri belirsizliğini koruyor." Ordu, henüz netleşmemiş siyasi kararı beklerken "kendini tüm senaryolara hazırlıyor" gibi görünüyor.

Zira İran'la savaş, bölgedeki önceki harekâtların aksine sadece teknik bir askeri seçenek değil; bölgesel ve küresel çapta ağır sonuçlar doğuracak, yüksek maliyetli stratejik bir karar.

Bu durum Washington'ı temel bir soruyla baş başa bırakıyor: Nihai siyasi hedef ne ve olası bir yüzleşme, uzun soluklu bir savaşa dönüşmeden nasıl sonlandırılabilir?

Öte yandan İran, pasif bir izleyici konumunda değil. Tahran, doğrudan provokatif adımlara sürüklenmeden, savunma hazırlığını planlı ve kademeli olarak artırma yolunu seçti.

Hail hava savunma sistemlerini sahaya süren Devrim Muhafızları, Belarus yapımı Vostok-1 gibi erken uyarı radarlarını devreye alarak daha kritik bir aşamaya geçti.

360 kilometre menzilde ve 30-35 kilometre irtifada hava hedeflerini tespit edebilen bu radar, İran hava savunma ağına sızmalara karşı daha geniş bir erken uyarı ve önleyici müdahale kapasitesi kazandırıyor.

Devrim Muhafızları, caydırıcılık boyutu eksik olmayan bir mesajla, Abraham Lincoln uçak gemisinin oldukça yakınından çekilmiş bir videosunu yayınladı.

Videoya şu not düşüldü: "Saklanmanın bir faydası yok. Yerinizi biliyoruz ve kamikaze İHA'larımız, uçaklarınız daha havalanmadan size ulaşabilir."

Hatemü'l Enbiya Merkez Karargahı'ndan bir askeri yetkili, bölgedeki Amerikan uçak gemileri ve askeri teçhizatının varlığını değerlendirirken, İran'ı çevreleyen deniz sahasının "tamamen Silahlı Kuvvetlerin kontrolü altında" olduğunu vurguladı.

Yetkili, "Bölge dışından getirilen güç ve ekipman yığınağı caydırıcı olmak bir yana, onları daha savunmasız hale getirip kolay hedeflere dönüştürecektir" diye konuştu.

Bu mesaj, İran'ın özellikle İHA ve hassas füzeler konusundaki asimetrik savaş kapasitesine duyduğu artan güveni yansıtıyor.

Savaş kaçınılmaz mı, yoksa müzakere kapısı hâlâ açık mı?

Eşi görülmemiş askeri yığınağa rağmen, mevcut siyasi göstergeler ışığında durumun yakın vadede topyekûn bir savaşa evrilmesi zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

Diplomatik kanallar dolaylı da olsa açık ve her iki taraftan gelen açıklamalar, tehdit ile müzakereye hazırlık arasında gidip gelen karmaşık sinyaller içeriyor.

Trump, "güçlü bir filonun bölgeye doğru yolda olduğunu" belirtip "bunu kullanmak zorunda kalmamayı umduğunu" söylerken; Axios'un haberine göre, "İran ile diplomasi seçeneğinin hâlâ masada olduğunu" vurguladı.

Tahran cephesinde ise Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan, IRNA'nın aktardığına göre Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmede, Washington'ın tehditlerinin bölge istikrarını bozmayı amaçladığını belirtti ve savaşı önleyecek her türlü girişimi memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacirani de, ABD'nin "saldırgan tutumuna" rağmen Tahran'ın ulusal çıkarlarını ve bölgesel istikrarı koruyacak bir diplomatik çözüm arayışında olduğunu vurguladı.

Ancak savaş seçeneğinin masada kaldığı inkâr edilemez. Savunma kapasitesini geliştirmesine rağmen İran, ABD'nin askeri üstünlüğü karşısında sınırlı bir manevra alanına sahip.

Washington ise daha geniş seçeneklere sahip olsa da iç politika dengeleri, müttefiklerin hesapları ve çatışmanın çoklu cephelere yayılma riskiyle sınırlandırılmış durumda.

Destek cepheleri: Eksenden "hazırız" mesajı

Bu bağlamda Direniş Ekseni güçlerinden, İran'ın bir saldırıya uğraması halinde yanında duracaklarına dair net mesajlar geldi.

Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Hamaney'in hedef alınmasının "bölge ve dünya istikrarına yönelik bir suikast" olacağını vurgulayarak, Hizbullah'ın "tarafsız olmadığını" ve müdahale biçimini zamanı geldiğinde belirleyeceğini açıkladı.

Irak'ta Hizbullah Tugayları ve eksen yanlısı güçler, İran'a yönelik bir savaşın "gezinti olmayacağı" uyarısında bulunarak bölgesel bir yüzleşmeye hazırlık çağrısı yaptı.

Bedir Örgütü de benzer bir tutumla, yaşananları tarafsız kalınamayacak "kader belirleyici bir savaş" olarak nitelendirdi.

Yemen'de ise Sana'daki askeri kaynaklar, Ensarullah hareketinin Kızıldeniz ve Umman Denizi'ne yaklaşacak hiçbir Amerikan savaş gemisine veya uçak gemisine izin vermeyeceğini, bunları doğrudan tehdit saydığını ve savaş alarmını en üst seviyeye çıkardığını duyurdu.

Açık hedefler ve zafiyetler

Tablonun sonunda, Fox News'da yayımlanan ve Amerikan Donanması'nın "zayıf noktalarına" dikkat çeken analiz göze çarpıyor.

Analiz, İran İHA'larının uçak gemileri de dahil olmak üzere yüksek değerli deniz unsurları için gerçek bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulunuyor.

Analize göre, İran'ın düşük maliyetli İHA'ları koordineli sürüler halinde fırlatma kapasitesi, geleneksel savunma sistemlerini doyuma ulaştırıp etkisiz hale getirebilir.

Kısa süre içinde yüzlerce İHA'nın fırlatılması durumunda bazı savunma hatlarının aşılması neredeyse kesinleşiyor; bu da açık bir çatışmada Amerikan gemilerini cazip hedefler haline getiriyor.

Karşılıklı caydırıcılık, hesaplanmış gerilim ve tereddütlü müzakere sinyalleri arasında bölge, bıçak sırtında duruyor.

Savaş, hiçbir taraf için tercih edilen seçenek değil; ancak güç dengesi bir siyasi baskı kartı olarak kullanıldığı sürece, masadaki yerini koruyor. Gövde gösterisi ile kesin karar arasındaki bu boşlukta, Ortadoğu'nun en tehlikeli anlarından biri yaşanıyor.

Çeviri: YDH