Minnesota'da federal görevlilerin karıştığı ölümler, ABD'li büyük şirketleri siyasi misilleme riski ile çalışanların tepkisi arasında bir seçim yapmaya zorluyor.
YDH - ABD'nin Minnesota eyaletindeki Minneapolis'te federal memurların müdahalesi sonucu hayatını kaybeden Alex Pretti'nin ardından, kurumsal liderler ve Minnesota merkezli şirketler arasında Trump yönetiminin göçmenlik uygulamalarına yönelik tepkiler artıyor.
Bazı yöneticiler ölümcül ateş açma hadiselerini ve eyaletteki göçmenlik denetimlerini kınarken, iş dünyasının genelinde süregelen bir gerilim tekrar gün yüzüne çıktı.
Güçlü yöneticiler ve kamuoyuna açık şirketler, iç ve dış baskılar birleşene ve birlikte hareket etmenin tek başına ses çıkarmaktan daha etkili olacağına inanana kadar sessiz kalmayı tercih ediyor.
NBC News'in haberine göre Yale İşletme Okulu profesörü Jeffrey Sonnenfeld, icra kurulu başkanlarının ancak bir "kırılma noktasına" ulaşıldığında harekete geçtiğini belirtti.
2017'de Charlottesville'deki beyaz üstünlükçü yürüyüşü ve 2020'de George Floyd'un öldürülmesini örnek gösteren Sonnenfeld, bu tür krizlerin üst düzey yöneticileri toplu halde hareket etmeye zorladığını kaydetti.
Sonnenfeld, "CEO'lar her konuda değil, toplumun dokusunun riske girdiği dönüm noktalarında periyodik olarak konuşmak zorundadır" diye konuştu.
Teknoloji ve finans liderlerinden hızlı yanıt geldi
Minnesota'daki hadisenin ardından teknoloji ve finans dünyasından bazı isimler hızlıca harekete geçti. Risk sermayesi devi General Catalyst'in CEO'su Hemant Taneja, meslektaşlarına "demokrasiyi korumak için birleşme" çağrısında bulundu.
Taneja, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Minnesota'da gördüklerimiz bu temel ilkelere ve Amerika'nın vaadine yönelik bir tehdittir" ifadesini kullandı.
Anthropic kurucu ortağı ve yapay zeka araştırmacısı Chris Olah ise kişisel hesabından yaptığı paylaşımda, normalde siyasetten uzak durmaya çalıştığını ancak son olayların vicdanları yaraladığını belirtti.
Olah, "Bir federal ajanın bir yoğun bakım hemşiresini görünürde hiçbir neden ve tahrik olmaksızın öldürmesi dehşet verici" dedi.
Minnesota merkezli dev şirketlerden itidal çağrısı
Büyük ölçekli şirketlerin liderleri ise daha temkinli bir tutum sergiledi. Ocak ayı başında Renee Good'un öldürülmesinin ardından haftalarca sessiz kalan Minnesota merkezli Target, UnitedHealth Group, Best Buy ve 3M gibi 60'tan fazla şirketin CEO'su, 25 Ocak'ta ortak bir bildiri yayımladı. Bildiride, tansiyonun acilen düşürülmesi çağrısı yapıldı.
Mektupta Vali, Beyaz Saray, Başkan Yardımcısı ve yerel belediye başkanlarına "gerçek çözümler bulmak için birlikte çalışma" çağrısı yapıldı ancak somut bir eylem talebinde bulunulmadı.
Sonnenfeld, daha sert bir dilin daha etkili olacağı fikrine katılmadığını belirtti. Sonnenfeld, yöneticilerin Beyaz Saray ile bir kavgaya girmek yerine 60 CEO'nun ortak duruşunu sergileyerek birliği maksimize etmeye çalıştıklarını ifade etti.
Siyasi misilleme ve beyin göçü ikilemi derinleşiyor
Trump döneminde yöneticiler, olaylar tırmanırken sessiz kalmanın riski ile siyasi misillemeye maruz kalma riski arasında sürekli bir denge kuruyor.
Davos'taki Dünya Ekonomi Forumu'nda konuşan JPMorgan Chase CEO'su Jamie Dimon, Trump'ın bazı politikalarına katıldığını ancak göçmenlik yaklaşımının değişmesi gerektiğini belirtti.
Dimon, "Gördüğüm şeylerden hoşlanmıyorum, göçmenlik konusundaki iç öfkemizi biraz yatıştırmalıyız" dedi.
Üst düzey yöneticilerin tereddütlerine rağmen çalışanlar tepkilerini dile getirmeye devam ediyor. Pretti'nin ölümünden bu yana 800'den fazla teknoloji çalışanı, Sınır Devriyesi'nin eylemlerini kınayan açık bir mektuba imza attı.
Bazı şirketler için geçmişteki tepkiler, dikkatli ve toplu hareket etme ihtiyacını pekiştirdi. Minneapolis merkezli Target, 2023 yılında "Onur Ayı" koleksiyonunu raflardan kaldırdıktan ve çeşitlilik girişimlerini geri çektikten sonra hem boykotlarla hem de davalarla karşı karşıya kalmıştı.
Disney'in de Florida'daki "Eşcinsel Deme" yasasına karşı çıkması üzerine Vali Ron DeSantis ile yaşadığı uzun süreli siyasi çekişme, yöneticiler için bir uyarı niteliği taşıyor.
Sonnenfeld'e göre sessiz kalmanın maliyeti de artış gösteriyor.
Özellikle nitelikli iş gücüne sahip şirketlerde, liderlerin çalışanların hassas olduğu konularda sessiz kalması durumunda "beyin göçü" yaşanması riski önemli bir tehdit oluşturuyor.
Sonnenfeld, "Kurumsal Amerika sessizliğin altın olmadığını keşfetti ancak etkilerini kaybetmemek için her konuyu seçemeyeceklerini ve Trump'ın kindarlığına maruz kalmamak için tek başlarına konuşamayacaklarını da biliyorlar" değerlendirmesinde bulundu.