Laricani’nin Rusya ziyareti uranyum anlaşmasını yakınlaştırdı

img
Laricani’nin Rusya ziyareti uranyum anlaşmasını yakınlaştırdı YDH

İran İslam Danışma Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu, Ali Laricani’nin Rusya temaslarının ardından uranyum rezervlerine ilişkin stratejik bir anlaşmanın sinyallerini verdi.




YDH- İran İslam Danışma Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Muhammed Rıza Muhseni-Sani, Ali Laricani’nin Rusya’ya gerçekleştirdiği son ziyaretin, nükleer müzakerelerde kritik bir ilerlemeye kapı araladığını belirtti.

Tabnak muhabirine açıklamalarda bulunan Muhseni-Sani, İran'ın elindeki uranyum fazlasının yönetimi konusunda Moskova ile stratejik bir anlaşmaya varıldığına inandıklarını ifade etti.

Kamuoyunda tartışılan "400 kilo uranyumun Türkiye’ye transferi" iddialarının henüz resmi gündeme gelmediğini belirten Sani, JCPOA (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) ruhuna uygun olarak 300 ila 400 kilogramlık uranyum fazlasının Rusya gibi müttefik ülkelere aktarılmasının, taraflar için "kazan-kazan" ilkesine dayalı bir çözüm olduğunu vurguladı.

Muhseni-Sani, Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani’nin müzakere çerçevesine dair paylaştığı iyimser mesajları da teyit ederek, "Bu konuda önemli bir mesafe kat edildi; nükleer sürecin geleceğine dair vizyonumuz giderek netleşiyor," dedi.

Laricani’nin Moskova temaslarının, teknik pürüzlerin giderilmesi ve iki müttefik arasında nükleer iş birliğinin tahkim edilmesi noktasında merkezi bir rol oynadığı değerlendiriliyor. Öte yandan, son dönemde yaşanan bölgesel hareketliliğin ardından ABD’nin İran politikasındaki yaklaşım değişikliği dikkat çekiyor.

Muhseni-Sani, Beyaz Saray’ın askeri saldırı seçeneğinden uzaklaşarak diplomasi ve müzakere kulvarına yöneldiğini savundu.

ABD’nin USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye konuşlandırmasını da yorumlayan Sani, bu hamlenin askeri bir operasyondan ziyade "masada pazarlık gücü devşirme" amacı taşıdığını ifade etti.

Geminin İran’ın operasyonel menzili içinde kalmasının askeri mantıkla açıklanamayacağını belirten Muhseni-Sani, Amerikan tarafının temel hedefinin müzakere sürecinde Tahran üzerinde psikolojik baskı kurmak olduğunu sözlerine ekledi.