Stratejik muamma

img
Stratejik muamma YDH

"Günümüzde istikrar, yarım asır önce olduğu gibi, öncelikle nükleer caydırıcılığın -yani korkutmanın- güvenilirliğine; bir başka deyişle yeterli mühimmatın mevcudiyetine ve onu devreye sokma iradesine dayanmaktadır."




YDH - Rusya Ulusal Araştırma Üniversitesi Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) Dünya Askeri Ekonomisi ve Stratejisi Enstitüsü Direktörü Dmitriy Trenin, Rusya'nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Kommersant'ta kaleme aldığı köşe yazısında, ABD ile Rusya arasındaki nükleer silahların kontrolü devrinin, sadece antlaşmaların bitişiyle değil, küresel jeopolitiğin çok kutuplu hale gelmesiyle fiilen sona erdiğini vurguluyor. Trenin'e göre Washington, Ukrayna'da Rusya'yı stratejik yenilgiye uğratmaya çalışırken aynı zamanda nükleer güvenlik talep ederek ikiyüzlü bir tutum sergiledi ve bu durum eski denge mekanizmalarını çökertti. Artık "üç cisim problemi"ne benzeyen (ABD-Rusya-Çin) ve çözümü olmayan kaotik bir nükleer denklemle karşı karşıya olduğumuzu belirten Trenin, 21. yüzyılda istikrarın diplomatik metinlerle değil, ancak "korkuya dayalı" sert bir nükleer caydırıcılıkla sağlanabileceğini öne sürüyor.

5 Şubat 2026 tarihi -Rusya ile Amerika arasındaki Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Antlaşması’nın (START) [1] yürürlükten kalkacağı gün- bu silah türünün denetim altına alındığı 50 yıllık bir devrin yalnızca sembolik bitişidir.

Fiiliyatta, Rus-Amerikan müzakereleri ve bu alandaki mutabakatlar çağı çoktan kapanmıştır.

Bunun temel sebepleri aşikâr ve nesneldir. Küresel jeopolitikte tektonik kırılmalar yaşanmış; nükleer çok kutupluluk bir vaka haline gelmiş; modern teknolojiler nükleer olmayan pek çok silah türünü stratejik düzeye taşımış; siber uzay, kozmos ve biyoteknoloji gibi yeni mücadele sahaları zuhur etmiş; kısıtlamaların niceliksel parametreleri yetersiz kalmaya başlamış ve bu liste böylece uzayıp gitmektedir.

En mühim öznel sebep ise, Amerikan liderliğinin, SSCB ile cepheleşme döneminde verdiği taahhütlerle kendini bağlamak konusundaki isteksizliği olmuştur.

Silahların kontrolü, sıklıkla stratejik istikrar [2] ile bir tutulur. Bu, tam manasıyla isabetli bir yaklaşım değildir.

Hakikaten de nükleer başlıklar ve bunların taşıyıcıları üzerinde denetlenebilir kısıtlamaların olduğu bir sistem, askeri cephaneliklerin gelişim seyrindeki öngörülebilirliği artırır ve böylece nükleer güçler arasındaki ilişkilerin dengesine katkı sağlar; fakat bu sistem, taraflar arasında barışı garanti etmez.

2022 baharında, ABD yönetimi Ukrayna’daki vekalet savaşı [3] üzerinden Rusya’yı "stratejik yenilgiye" uğratma hedefini alenen ilan ettiğinde, START hâlâ yürürlükteydi ve Washington, Moskova’ya stratejik istikrar konusunda istişarelerde bulunmayı teklif ediyordu.

Başka bir deyişle Amerikalılar, bir nükleer süper gücü savaş meydanında bozguna uğratmaya çabalarken, eş zamanlı olarak Rusya’nın nükleer silaha başvurma ihtimaline karşı kendilerini sağlama almak için silah kontrol mekanizmasını bir araç olarak kullanmaya çalışıyorlardı.

Rus-Amerikan silah kontrol sisteminin maziye karıştığı şu günlerde, pek çok kişi yeni bir nükleer silahlanma yarışından, hatta nükleer bir savaştan endişe etmektedir. Meşhur Kıyamet Günü Saati’nin [4] yelkovanı gece yarısına daha da yaklaşmıştır.

Ancak burada akılda tutulması gereken husus şudur: Silahların kontrolü, ilk günden son güne kadar sadece iki ülkenin -SSCB/Rusya ve Amerika’nın- potansiyellerini sınırlamıştır. Diğer "resmi" nükleer güçlerin -İngiltere, Fransa ve Çin- nükleer cephanelikleri, hiç kimse tarafından ve hiçbir zaman kısıtlanmamıştır.

Aynı durum, nükleer silahların "gayriresmi" sahipleri -İsrail, Hindistan, Pakistan, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti- için de geçerlidir.

Bu esnada Amerikan-Çin cepheleşmesi derinleşip keskinleşmekte, Hindistan ve Pakistan ilişkileri geçtiğimiz yıl bir başka askeri çatışma sınavından geçmiş bulunmakta, İsrail ABD ile birlikte İran’ın nükleer ve füze programlarını tasfiye etmeye çabalamakta, İngiltere ve Fransa hükümetleri ise Rusya ile doğrudan bir askeri çatışmayı pervasızca kışkırtmaktadır.

XXI. yüzyıl dünyasında stratejik istikrar; yaklaşık bir stratejik parite [5] ve silahların sınırlandırılmasına dair antlaşmaların mevcudiyeti değil, büyük güçler -bilhassa nükleer olanlar- arasında askeri çatışmaları teşvik edici unsurların yokluğu demektir.

Dokuz nükleer gücün bulunduğu bir dünyada, Rus-Amerikan anlaşmaları tecrübesini ölçeklendirmek mümkün olmayacaktır.

Amerikalı stratejistler son yıllarda "üç cisim problemi" [6] üzerinde kafa patlatıyorlar: (Birkaç yıl içinde önde gelen iki gücün seviyesine ulaşması beklenen) Çin, Rusya ve ABD cephaneliklerine yönelik kısıtlamalar birbiriyle nasıl uyumlandırılacak? Fakat bu büyük "nükleer üçgen" yegâne örnek değildir:

Asya’da Çin-Hindistan-Pakistan ve Avrupa’da Rusya-İngiltere-Fransa üçgenleri de mevcuttur. Bu stratejik muamma, görünüşe bakılırsa, bir çözüme sahip değildir.

Bu durum, stratejik istikrarın imkânsız olduğu manasına gelmez. Bunu idame ettirebilmek için ikili ve çok taraflı stratejik diyaloglar ile bilgi alışverişleri elzemdir; "güven artırıcı önlemler" diye yanlış isimlendirilen öngörülebilirlik tedbirlerine ihtiyaç vardır; iletişim kanallarının daima açık tutulması hayati önem taşır; gayri ihtiyari çatışmaları önleme mekanizmaları gereklidir. Belirli hususlarda mutabakatlar ve tek taraflı paralel taahhütler de söz konusu olabilir.

Ancak asıl mesele bu değildir. Günümüzde istikrar, yarım asır önce olduğu gibi, öncelikle nükleer caydırıcılığın -yani korkutmanın [7]- güvenilirliğine; bir başka deyişle yeterli mühimmatın mevcudiyetine ve onu devreye sokma iradesine dayanmaktadır.


[1] START (Договор о стратегических наступательных вооружениях). Orijinal: ДСНВ (Dogovor o strateğiçeskih nastupatelnıh voorujeniyah): Batı literatüründe "New START" olarak bilinen bu antlaşma, Soğuk Savaş sonrası nükleer silahsızlanma mimarisinin son kalesidir. 2010 yılında Prag'da imzalanan antlaşma, konuşlu nükleer savaş başlıklarını ve fırlatıcıları sınırlar. Trenin'in "sembolik son" demesinin sebebi, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle 2023'te antlaşmayı fiilen askıya almış olmasıdır. (ç.n.)

[2] Stratejik İstikrar (Стратегическая стабильность): Soğuk Savaş literatürünün kilit kavramıdır. Sadece "savaş olmaması" durumu değil, taraflardan birinin ilk vuruşu (first strike) yaparak kazançlı çıkma ihtimalinin sıfırlandığı, dolayısıyla kimsenin nükleer tetiğe basmaya cesaret edemediği matematiksel denge durumudur. (ç.n.)

[3] Vekalet Savaşı (Опосредованная война). Orijinal: Опосредованная война (Oposredovannaya voyna): "Posrednik" (aracı) kökünden gelir. Birebir çevirisi "dolaylı/aracılı savaş" olsa da, uluslararası ilişkiler literatüründe ve Türkçede yerleşmiş karşılığı "Vekalet Savaşı"dır (Proxy War). Rusya'nın resmi söylemi, Ukrayna'daki çatışmayı Kiev ile Moskova arasında değil, "kolektif Batı"nın Ukraynalı askerleri "vekil" olarak kullandığı bir NATO-Rusya savaşı olarak tanımlar. (ç.n.)

[4] Kıyamet Günü Saati (Часы Судного дня): Bulletin of the Atomic Scientists tarafından 1947'den beri tutulan sembolik saat. İnsanlığın kendi ürettiği teknolojilerle (nükleer, iklim vb.) yok oluşa ne kadar yakın olduğunu gösterir. "Gece yarısı" felaketi temsil eder. Yazar, Soğuk Savaş'ın en gergin anlarında bile (Küba Füze Krizi hariç) saatin bugünkü kadar (90 saniye kala) ileri alınmadığına atıf yaparak, mevcut durumun vahametini vurgulamaktadır. (ç.n.)

[5] Stratejik Parite (Стратегический паритет): ABD ve SSCB'nin nükleer güç bakımından birbirini yok edebilecek "eşitliğe" (Mutually Assured Destruction - MAD) ulaşması durumu. Trenin, 21. yüzyılda bu "eşitliğin" artık istikrar için tek başına yeterli olmadığını, çünkü denkleme çok fazla değişkenin (yeni ülkeler, yeni teknolojiler) girdiğini savunmaktadır. (ç.n.)

[6] Üç Cisim Problemi (Проблема трех тел): Fizikte, üç cismin karşılıklı kütle çekimi altındaki hareketlerinin kaotik olduğunu ve genel bir analitik çözümünün bulunmadığını ifade eder (Newton mekaniği). Aynı zamanda Çinli yazar Liu Cixin'in dünyaca ünlü bilimkurgu romanına da bir göndermedir. Trenin bu metaforu kasıtlı seçmiştir. İki kutuplu dünya (iki cisim problemi) öngörülebilirdi. Ancak denkleme Çin'in (üçüncü cisim) girmesi, yörüngeleri hesaplanamaz, kaotik bir hale getirmiştir. Bu, "çözümsüzlük" vurgusunu güçlendiren parlak bir retorik araçtır. (ç.n.)

[7] Caydırıcılık ve Korkutma (Сдерживание - Устрашение). Orijinal: Сдерживание (Sderjivaniye) — Устрашение (Ustraşeniye): Rusçadaki Sderjivaniye (İng: Deterrence/Containment) daha pasif, önleyici ve rasyonel bir duruşu ifade ederken; Ustraşeniye (İng: Intimidation) kökünde "strah" (korku) barındıran, aktif, dehşet salarak durdurma eylemidir. Trenin, tire işaretiyle bu iki kavramı eşitleyerek Rus nükleer doktrinindeki sertleşmeyi ifşa ediyor. "Korkutma" kelimesi burada basit bir ürkütme değil, "dehşet dengesi" yaratma anlamındadır. (ç.n.)