Epstein’ın kilit adamı: Tom Barrack

img
Epstein’ın kilit adamı: Tom Barrack YDH

ABD Adalet Bakanlığı belgeleri, Jeffrey Epstein’la yıllar boyunca süren temaslarıyla Tom Barrack’ın, güç, diplomasi ve örtük ilişkiler ağında merkezi bir konumda yer aldığını ortaya koydu.




YDH- Freddie Ponton tarafından 21st Century Wire’da yayımlanan bir inceleme, ABD siyasi sistemi ve elit çevrelerinde gücün nasıl işlediğine dair ciddi sorular ortaya koydu.

İncelemede, “ABD Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyaları”na dayanılarak, üst düzey bir ABD yetkilisinin, Jeffrey Epstein’ın reşit olmayanlara yönelik cinsel suçlardan 2008’de mahkum edilmesinden yıllar sonra dahi dosyalarda yüzlerce kez anılmasının ne anlama geldiği sorgulandı.

Ayrıca, görevdeki bir büyükelçi ve başkanlık özel temsilcisinin, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi ve Mossad casusu Epstein’ın suçları kamuoyunca bilindikten sonra onunla “dostane yazışmalar sürdürmesi”, “medya konusunda eşgüdüm sağlaması”, “özel toplantılara katılması” ve “yakın teması devam ettirmesi”nin ABD nüfuzu açısından neyi ima ettiği ele alındı.

Ponton, bunların “teorik ya da kışkırtıcı sorular” olmadığını, doğrudan Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyalarından çıkan sonuçlar olduğunu vurguladı. Söz konusu belgelerin, Tom Barrack’ı Epstein ağının “çevresinde değil, merkezinde” konumlandırdığı belirtildi. Barrack; “güçlü bir milyarder yatırımcı”, Donald Trump’ın “yakın müttefiki ve büyük bağışçısı”, Trump’ın yemin töreni komitesinin başkanı, daha sonra “ABD’nin Türkiye Büyükelçisi” ve Trump’ın “Lübnan ve Suriye özel temsilcisi” olarak tanımlandı.

Dosyalarda Barrack’ın konumu

Habere göre, Trump’ın 2017’deki yemin töreni komitesine başkanlık eden ve ardından Lübnan ile Suriye özel temsilciliği yapan Barrack, dosyalarda “ikincil bir tanış” olarak yer almadı.

Belgeler, “kişisel yazışmalar”, “ortak sosyal etkinlikler” ve “medya stratejisine ilişkin görüşmeler” dahil olmak üzere “sürekli ve sıcak temas”a işaret etti.

Adalet Bakanlığı’nın dosyalarında yer alan e-posta yazışmalarında, Barrack’ın Epstein’ı, mahkumiyetinden uzun süre sonra dahi “”kişisel ifadelerle övdüğü aktarıldı.

Belgelerde alıntılanan 2011 tarihli bir e-postada Barrack’ın Epstein’ı “birinci sınıf bir insanın içindeki birinci sınıf bir beyin” olarak nitelediği ve mesajını “Miss u” ifadesiyle bitirdiği bildirildi. Araştırmacılar ve eleştirmenler, bu dilin “ciddi etik kaygılar” doğurduğunu ifade etti.

Seçim süreci yazışmaları ve tepkiler

Mart 2016’ya, ABD başkanlık seçimleri dönemine ait yazışmaların, Barrack’ın Epstein’la “hal hatır sormak” amacıyla temasa geçtiğini gösterdiği belirtildi.

Adalet Bakanlığı kayıtlarına göre, Epstein’ın bu yazışmaya, Barrack ve bir çocuk içeren fotoğraflar talep ederek yanıt verdiği aktarıldı.

Haberde, Barrack’ın bu talebe uyduğu belirtilirken, bu ayrıntının dosyaları inceleyen gazeteciler ve hukuk çevreleri tarafından “sert eleştirilere” yol açtığı kaydedildi.

Aynı e-posta zincirinde, Trump, Clintonlar ve Epstein’ın geçmişine ilişkin basın sorularının nasıl ele alınacağına dair tartışmaların yer aldığı, Epstein’ın “sessizlik stratejisi”ni anlattığı bildirildi.

Bunun “gündelik bir sohbetten ziyade itibar eşgüdümüne” işaret ettiği savunuldu; ancak bu yazışmalarla bağlantılı olarak henüz herhangi bir cezai suçlama yöneltilmediği de not edildi.

Stratejik fayda ve uluslararası ağlar

İncelemeye göre, Barrack’ın Epstein çevresindeki önemi, kişisel dostluktan çok “stratejik fayda”dan kaynaklandı.

Colony Capital’in (daha sonra DigitalBridge) kurucusu olan Barrack’ın, Körfez monarşileri, egemen varlık fonları ve Batılı siyasi elitlerle derin ilişkiler geliştirdiği; aynı zamanda Trump’ın “iç çevresine doğrudan erişim” sağladığı aktarıldı.

Dosyalarda, Epstein’ın ev sahipliği yaptığı ve Barrack’ın da katıldığı “özel akşam yemekleri”ne atıf yapıldı. Bu buluşmalarda, eski İsrail Başbakanı ve istihbarat şefi Ehud Barak ile Rusya’nın eski BM Büyükelçisi Vitaly Churkin gibi isimlerin de yer aldığı belirtildi. Adalet Bakanlığı materyallerine göre bu toplantılar, 2016 ABD seçimleri dahil “hassas siyasi dönemlerde”, resmi diplomatik kanalların dışında gerçekleşti.

Epstein’ın, Barrack’ı New Mexico’daki Zorro Çiftliği’ne davet ettiği; söz konusu mülkün daha sonra mahkeme süreçlerinde “istismarın yaşandığı bir yer” olarak tanımlandığı aktarıldı.

Belgelere göre, Barrack’ın davete olumlu yanıt verdiği, ancak çiftliği fiilen ziyaret ettiğine dair bir gösterge bulunmadığı ifade edildi.

Dosyalarda yer alan başka bir olayda ise Barrack’ın, teknoloji yatırımcısı Nicole Junkermann ile ilişkilerin yönetimi konusunda Epstein’a tavsiyede bulunduğu; bu uyarıların “ahlaki gerekçelerle değil, itibar ya da stratejik sonuçlardan kaçınma” amacı taşıdığı kaydedildi.

Bunun Epstein’ın yöntemlerine aşinalık ve “kopuştan ziyade kontrol altına alma” yaklaşımına işaret ettiği belirtildi.

Hukuki süreçler ve tepkiler

Hukukçular, istihbarat bağlantılı şantaj sistemlerinin tarihsel olarak “açık zorlamadan çok, ortak teşhir ve sessizliğe” dayandığını belirtti.

İncelemede, Barrack’ın Epstein’a yakınlığının, diğer güçlü figürlerle birlikte, “erişim ve gizliliğin hesap verebilirliğin önüne geçtiği” daha geniş bir ekosistemi yansıttığı savunuldu.

Bu ifşaatlara rağmen Barrack’ın üst düzey diplomatik görevler üstlendiği hatırlatıldı. 2021’de ABD savcıları tarafından “Birleşik Arap Emirlikleri adına kayıt dışı yabancı ajanlık yapmak” ve “FBI’ı yanıltmakla” suçlanan Barrack’ın, 2022’de beraat ettiği; ancak davanın “resmi denetimin ötesinde işleyen kapalı etki ağlarına” dair kaygıları gündeme getirdiği belirtildi.

Barrack, Epstein’ın suçlarıyla bağlantılı olarak suçlanmadı. Ancak Adalet Bakanlığı dosyalarında ayrıntılandırılan temasların “hacmi ve niteliği”nin, gazeteciler ve sivil toplum kuruluşları tarafından “gücün, diplomasinin ve elit koruma mekanizmalarının kapalı kapılar ardında nasıl işlediğine dair daha fazla şeffaflık” taleplerini güçlendirdiği ifade edildi.