❝Komutan İmad Muğniye’nin şehadeti, aslında kurduğu sistemin rüştünü ispatladığı en büyük sınav olmuştur.❞
YDH- Al-Khanadeq gazetesi, Lübnan İslami Direnişi’nin efsanevi ismi Şehit İmad Muğniye’yi, klasik bir saha komutanı imgesinin ötesine taşıyarak asimetrik harp literatürünü dönüştüren, sistem kurucu bir askeri mimar ve strateji dehası olarak konumlandırıyor. Gazeteye göre, Şehid Muğniye, direnişi bir duygu veya geçici bir tepki olmaktan çıkarıp bilimsel, askeri ve kurumsal bir karşı-hegemonya makinesine dönüştürdü.
Modern askeri doktrinde bir komutanın gerçek büyüklüğü, sevk ve idare ettiği muharebe sayısıyla değil; kendisinden sonra da taktiksel ve stratejik üstünlüğü sürdürecek sarsılmaz bir sistem inşa etme yeteneğiyle ölçülür.
Bu bağlamda Hac Rıdvan (İmad Muğniye), İslam Direnişi’ni konvansiyonel bir yapıdan çıkarıp, bölgedeki asimetrik savaş literatürünü yeniden yazan "Ağ Tipi Direniş" modelinin baş mimarıdır.
Muğniye’nin mirası, direnişi kişilere bağımlı olmaktan çıkarıp, kurumsal bir iradeye dönüştürmesinde yatar.
Muğniye’nin inşa ettiği bu stratejik mimari, dört çelik sütun üzerine yükselmektedir:
1) Çok hücreli ve dağınık yapı: Direniş artık, tepesi hedef alındığında çökecek hiyerarşik bir piramit değil; her biri ortak bir vizyonla hareket eden ancak birbirinden bağımsız işleyebilen hücrelerin toplamıdır. Bu esneklik, yapının bir parçasının darbe alması durumunda tüm sistemin felç olmasını engellemiş, örgütü "öldürülemez" bir organizmaya dönüştürmüştür.
2) Operasyonel özerklik: Sahadaki birimler, merkezden onay beklemek yerine, değişen savaş koşullarına anında yanıt verebilecek bir inisiyatif alanına sahiptir. Bu dinamizm, düşmanın hantal istihbarat mekanizmalarını boşa çıkarırken, Direniş’in operasyonel hızını ve öngörülemezliğini artırmıştır.
3) Güvenlik odaklı mimari ve bilgi bölümlemesi: Bu yapı sadece askeri değil, her şeyden önce yüksek güvenlikli bir koruma kalkanıdır. "Bilmesi gereken" prensibi uyarınca kurulan çok katmanlı yalıtım, düşmanın istihbarat sızma girişimlerini dar bir alana hapsetmiş ve stratejik körlük yaratmıştır. Burada gizlilik, bir tedbir değil, direnişin ontolojik bir bileşenidir.
4) Caydırıcılık ve angajman kurallarının evrimi: Çatışma artık reaksiyoner bir refleks değil, uzun vadeli ve hesaplanmış bir stratejik yıpratma sürecidir. Gelişmiş füze yeteneklerinin entegrasyonuyla denklemi "sınırlı çatışmadan" "topyekûn caydırıcılığa" taşımış, düşmanı her adımında yeniden hesap yapmaya zorlamıştır. Operasyonel sürpriz ve belirsizlik, düşmanın inisiyatif alma kabiliyetini elinden alan temel bir harp doktrini haline getirilmiştir.
Komutan İmad Muğniye’nin şehadeti, aslında kurduğu sistemin rüştünü ispatladığı en büyük sınav olmuştur.
Suikast, beklenen zafiyetin aksine, yapının ne denli sağlam ve kurumsallaşmış olduğunu tüm dünyaya göstermiştir:
-
Şahıstan kuruma geçiş: Ağ, kurucu liderinden bağımsız olarak çalışmaya devam etmiş; performans kaybı yaşanmamıştır.
-
Dinamik doktrin: Stratejik vizyon donmamış, değişen bölge şartlarına uyum sağlayarak gelişmeye devam etmiştir.
-
Nitelikli insan gücü: Eğitimli kadroların katlanarak artması, yatırımın sadece operasyonlara değil, bu meşaleyi devralacak yeni nesillere yapıldığının kanıtıdır.
Muğniye’nin hayatını ve operasyonlarını saran o efsanevi gizlilik, sadece şahsi bir korunma refleksi değil; düşmanın tehdit algısını yöneten ve onları hareketsiz kılan bilinçli bir caydırıcılık felsefesiydi.
Bugün Direniş’in sergilediği her taktiksel başarı ve her stratejik sürpriz, onun sessizce attığı o devrimci temellerin bir yansımasıdır.
Çeviri: YDH
