Ne savaş ne barış: Ortadoğu’da çatışmayı durduran kırılgan denge

img
Ne savaş ne barış: Ortadoğu’da çatışmayı durduran kırılgan denge YDH

Ortadoğu’da ABD ile İran arasındaki gerilimin savaşa dönüşmemesinin ardında askeri üstünlükten çok, tarafların birbirlerinin “ölümcül zayıflıklarının” ve olası bir çatışmanın doğuracağı ağır siyasi, askeri ve ekonomik maliyetlerin belirleyici olduğu belirtildi.




YDH – El-Cezire, bölgede kırılgan barışı koruyan unsurun artık yalnızca füzeler olmadığını, aynı zamanda bilinmeze sürüklenilmesi halinde herkesin ödemek zorunda kalacağı “pahalı faturalara” dair karşılıklı korkunun da belirleyici olduğunu belirtti.

Haberde, Ortadoğu’nun ABD ile İran arasında olası bir savaşın ilk işaretlerini dikkatle izlediği bir dönemde, diplomatik yakınlaşmanın sürmesine rağmen sahadaki gerçekliğin “farklı bir tablo” ortaya koyduğu kaydedildi.

Buna göre, sahnede belirleyici olanın yalnızca güç olmadığı, karşılıklı zayıflık noktalarının artık kapsamlı bir çatışmaya gidişi engelleyen “gerçek frenler” haline geldiği ifade edildi.

“Ne savaş ne barış” durumunun arkasındaki dinamik

El-Cezire’ye konuşan Ortadoğu politikaları uzmanı Dr. Mahcub ez-Zuveyri, mevcut “ne savaş ne barış” durumunun temel itici gücünün, tarafların kendi ölümcül zayıflıklarının, güçlü yanlarından daha fazla farkında olması olduğunu belirtti.

Zuveyri, ABD’nin teknolojik ve deniz gücü üstünlüğüne rağmen, kendisinin “yüksek düzeyde hedef alınabilirlik” olarak tanımladığı ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

ABD’nin “coğrafi kırılganlığı”

Haberde, bölgede yayılmış durumdaki ABD üslerinin sabit hedefler olarak öne çıktığına dikkat çekildi.

Buna göre, herhangi bir çatışma anında atılacak tek bir kurşunun bile, onlarca üs ve deniz unsurunu İran füzelerinin menziline sokacağı aktarıldı.

Siyasi uzman, bu durumu Washington’daki karar alıcıların ciddi tereddüt yaşamasına neden olan bir “coğrafi kırılganlık” olarak tanımladı. Bu kırılganlığın, saldırının getireceği kazanımların çoğu zaman çıkarların korunma maliyetinin gerisinde kalmasına yol açtığı kaydedildi.

“Günlük fatura” baskısı

Haberde, ABD’nin bir diğer zayıf noktasının ise Zuveyri’nin ifadesiyle “günlük fatura” olduğu belirtildi. Savaş olmaksızın sürekli teyakkuz halinde kalmanın ABD hazinesine çok ağır bir mali yük bindirdiği ifade edildi.

Bu kapsamda, tek bir deniz unsurunun günlük maliyetinin yaklaşık 12 milyon dolara ulaştığı bilgisi paylaşıldı. Bu mali tükenmenin, ABD içinde ciddi bir baskı oluşturduğu ve Washington’ın sonucu belirsiz bir maceraya atılmasını engellediği aktarıldı.

Zuveyri’ye göre bu tablo, “müzakereyi” yalnızca diplomatik bir seçenek olmaktan çıkararak ekonomik bir zorunluluk haline getiriyor.

İran’ın sert gücü ve yapısal zayıflığı

Haberde, İran cephesinde ise Tahran’ın, balistik füzelerinin hassasiyeti ve bölgesel ölçekte savaşın maliyetini yükseltme kapasitesi gibi “sert” güç unsurlarına sahip olduğu ifade edildi.

Buna karşılık, Zuveyri’nin değerlendirmesine göre, İran’ın da yapısal bir zayıflıkla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Bu zayıflığın, “yorgun ve baskı altındaki ekonomi” olduğu ve Tahran’ın hareket alanını sınırlayan temel faktörlerden biri olarak öne çıktığı kaydedildi.