İbrahim Anlaşmaları’nın perde arkası: Epstein’ın BAE-İsrail diplomasisi

img
İbrahim Anlaşmaları’nın perde arkası: Epstein’ın BAE-İsrail diplomasisi YDH

Jeffrey Epstein dosyalarındaki yeni bulgular; söz konusu ağın yalnızca bir suç organizasyonu olmadığını, Epstein’ın parayı, teknolojiyi ve istismarı Orta Doğu’yu Tel Aviv lehine dizayn etmek için birer meta olarak kullandığını ifşa etti.




YDH- El-Cezire, Jeffrey Epstein’a ait yeni yayımlanan kapsamlı dosyalarda yer alan İsrail bağlantılarını ve Orta Doğu’yu Tel Aviv lehine yeniden yapılandırma çabalarını mercek altına aldı.

İnsan hakları avukatı ve onlarca yıl Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan Craig Mokhiber, belgelerin ışığında Epstein’ın küresel nüfuzunu nasıl bir "İsrail rejimi aparatı" olarak kullandığını detaylandırdı.

Craig Mokhiber, belgelerin Epstein’ın ideolojik profilini netleştirdiğini belirterek, "Kesin olarak bildiğimiz şey, Epstein’ın çok bağlı bir Siyonist olduğudur," dedi. Dosyalardaki e-yazışmaların ırkçı içerikler ve Yahudi üstünlükçüsü ifadeler barındırdığını vurgulayan Mokhiber, şu değerlendirmede bulundu:

"Kendi kibri ve hedonizminin ötesinde, belgeler gösteriyor ki; para, silahlar, güvenlik teknolojisi, casusluk ve pedofili, Epstein için esasen tek bir davanın, yani İsrail’in çıkarı için takas edilen metalardı. Onun geniş ağı ve yürüttüğü korkunç istismarlar, bu siyasi amaca hizmet ediyordu."

Dosyalar, Epstein’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu "ağ kurma hedeflerinin Super Bowl’u" olarak gördüğünü kanıtlıyor.

Belgeler, Epstein’ın BM Genel Sekreteri’nden gizli dahili belgeler temin ettiğini ve eski BM Genel Kurulu Başkanı Miroslav Lajčák ile düzenli temas halinde olduğunu gösteriyor.

Daha çarpıcı bir bağlantı ise Oslo Anlaşmaları’nın mimarları olan Norveçli diplomatlar Mona Juul ve Terje Rød-Larsen ile olan yakınlığıyla ortaya çıktı.

Epstein’dan yüklü miktarda borç aldığı ve vasiyetinde çocuklarına 10 milyon dolar bırakıldığı belirtilen Larsen, bu skandalın ardından Uluslararası Barış Enstitüsü’ndeki (IPI) görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.

Mokhiber tarafından "Mossad bitişiğinde bir rejim operatörü" olarak tanımlanan Epstein’ın, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile olan ilişkisi stratejik bir derinlik taşıyor.

Barak ile 2008’deki mahkûmiyetinden sonra dahi defalarca bir araya gelen Epstein’ın; güvenlik teknolojisi girişimlerinde ortaklık kurduğu, Barak’ın siyasi geri dönüşüne destek verdiği ve İsrail askeri teçhizatının Fildişi Sahili ile Moğolistan gibi ülkelere satışı için aracılık ettiği belgelendi.

Ayrıca Epstein’ın, Suriye savaşı bağlamında Barak ile Rusya lideri Putin arasındaki iletişimi dahi kolaylaştırdığı ifade edildi.

İbrahim Anlaşmaları’nın altyapısının oluşumunda da kilit rol oynadığı belirtilen Epstein’ın, yıllarca İsrailli yetkililer ile BAE’li iş dünyası liderleri arasında köprü kurduğu bildiriliyor.

Ayrıca, Barak ile DP World CEO’su Sultan Ahmed bin Süleym arasındaki görüşmeleri de kolaylaştırdığı belirtiliyor.

Mokhiber, Batı medyasının dosyaları başlangıçta "zengin bir cinsel sapkınlık hikayesi" olarak çerçevelemesini, siyasi ayrıntılar çıktıkça ise kanıtsız biçimde odağı Rusya’ya kaydırmasını "kamuoyu algısını yönetme çabası" olarak nitelendirdi.

Uluslararası sistemin İsrail ve ABD ekseninde ciddi bir aşınmaya uğradığını savunan Mokhiber, BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını "uluslararası sistemin güç istismarına nihai teslimiyeti" olarak tanımladı.

Mokhiber’e göre bu hikaye, sadece bir suç dosyası değil, gücün ve servetin en üst koridorlarındaki İsrail nüfuzunun bir tablosu.



Makaleler

Güncel