Eski İsrail Askeri İstihbarat (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgedeki askeri tahkimatının doğrudan bir rejim değişikliğinden ziyade, Tahran'ı tavize zorlayan stratejik bir baskı unsuru olduğunu belirtti.
YDH - İran ile yaşanan gerilimde bekleme süreci; doğrudan müzakereleri içeren gerçek diplomasi ile savaş gemilerinin gölgesinde yürütülen "donanma diplomasisi" arasında ikiye bölündü.
Bir yanda ABD askeri güç biriktirirken, diğer yanda İran Hürmüz Boğazı'nda deniz tatbikatları icra ediyor. Diplomatik düzeyde ise müzakerelerin ilerlediği görülüyor.
Mevcut durumda tarafların en üst düzey taleplerinin karşılanmadığı ve yüzeyde görülen sert tutumun, kapalı kapılar ardındaki gerçek pazarlıkları tam olarak yansıtmadığı değerlendiriliyor.
Eski AMAN Başkanı Tamir Hayman, Kanal 12 televizyonu için kaleme aldığı analizde, gerçek müzakerelerde İranlıların hedeflediği olası bir ortak uzlaşı alanı olduğunu belirtti.
Hayman, "İranlılar doğal hakları olarak gördükleri uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmiyor ancak mevcut durumu donduran bir ara anlaşmaya yaklaşabilirler" ifadelerini kullandı.
Bu senaryoya göre İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdururken, ABD buna karşılık Amerikan Hazinesi tarafından el konulan ve çeşitli banka hesaplarında bloke edilen fonları serbest bırakacak.
Hayman, "Bu durum İran ekonomisine nefes aldırabilir ve rejimin içinde bulunduğu krizle başa çıkmasına olanak tanıyabilir" diye konuştu.
Askeri düzlemde ABD bölgede iki uçak gemisi görev grubu konuşlandırıyor. Bu güç, 2003 yılında Irak işgali için toplanan altı uçak gemisi grubuyla kıyaslandığında, İran'da "rejim değişikliği" için yeterli görülmüyor.
Hayman'a göre, şu aşamada İran'ı zayıflatmaya yönelik bir operasyon daha muhtemel bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Operasyonun kapsamına dair öngörülerini paylaşan Hayman, "Böyle bir harekat, İran'ın dini liderine yönelik suikast ihtimalini de içerebilir. İran kurumları, hükümet binaları, Devrim Muhafızları ve sivil protestoları bastıran güvenlik güçlerini hedef alan geniş çaplı bir saldırıdan bahsediyoruz" dedi.
Bu noktada Siyonist rejimin üstlenebileceği spesifik göreve dikkat çeken Hayman, "Askeri yeteneklerin imhası gibi daha dar kapsamlı hedeflerde, İran'ın füze sistemlerinin yok edilmesi görevi İsrail'e verilebilir. İsrail, ABD operasyonuyla eş zamanlı olarak bu imhayı gerçekleştirebilir" değerlendirmesinde bulundu.
Bekleme süreci, ABD Başkanı Donald Trump'ın siyasi stratejisine de hizmet ediyor. Trump, savaşa karşı çıkan tabanına diplomasiyi sonuna kadar zorladığını kanıtlayarak, olası bir askeri müdahale için meşruiyet zemini kazanıyor.
Hayman, zamanın geçmesinin İran üzerindeki iç baskıyı da artırdığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Ramazan ayı ve ardından gelecek olan Nevruz dönemi, toplumsal huzursuzluğun tetiklenmesi için birer fırsat penceresi sunuyor. Trump, geçmişte söz verdiği gibi, bu tür bir protesto dalgasını müdahale için kullanabilir."
Bölgedeki yüksek belirsizlik ve her an bir çatışmanın çıkabileceği beklentisi, İsrail kamuoyunda tedirginlik yarattı.
Hayman analizini şu sözlerle tamamladı: "Bu belirsizlik ortamı bizim için bir rahatsızlık kaynağı olsa da İranlılar için rejimin bekâsına ve istikrarına yönelik doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Ve bu durum stratejik açıdan olumludur."