Malezya İslami Parti (PAS) Genel Başkanı Abdul Hadi Awang, İran'ın tarihsel süreçte ve günümüzde Filistin meselesi başta olmak üzere üstlendiği role ilişkin yazılı bir değerlendirme yayımladı.
YDH - Malezya İslami Parti (PAS) Genel Başkanı Abdul Hadi Awang, 19 Şubat 2026 tarihinde yayımladığı yazılı açıklamada, İslamiyet ile günümüzde İran olarak bilinen coğrafya arasındaki tarihsel ilişkilere değindi.
Awang, dönemin Pers hükümdarının Hz. Muhammed'in mektubunu reddetmesine rağmen, Selman el-Fârisi ve Yemen'e atanan ilk vali Bâzan bin Sâsân gibi isimlerin erken İslam döneminde rol aldığını belirtti.
Açıklamada, hem dini hem de dünyevi bilimler alanında çeşitli düşünce ekollerini temsil eden birçok din adamının İran topraklarında yetişerek İslam medeniyetinin inşasına katkı sağladığı ifade edildi.
"1979 devrimi ile Batı destekli politikalar sona erdi"
Awang, İran'ın Halife Ömer döneminden bu yana İslam'ın hâkim konumda olduğu bir bölge olduğunu kaydetti. Batılı devletlerin desteklediği İran Şahı'nın ülkeyi İslam dünyasından ayırma ve İsrail ile işbirliği yapma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığını belirten Awang, 1979 yılındaki devrim ile İran İslam Cumhuriyeti'nin ilan edildiğini hatırlattı.
PAS lideri, Körfez Savaşı döneminde laik Arap milliyetçileri tarafından yürütülen girişimlerin de sonuçsuz kaldığını dile getirdi.
Mezhep ve etnik köken temelli ayrışma çabalarının Müslüman toplumlar arasındaki bağı koparamadığını ifade eden Awang, bu durumu İslam peygamberinin toplumsal dayanışmayı bir bedene benzeten dini referanslarıyla örneklendirdi.
Açıklamada, İran halkının hac ibadetlerini sürdürdüğü ve idari merkezini daha sonra İsrail'in Hayfa kentine taşıyan Bahailik gibi akımların ülkede yayılmasına karşı kararlı bir duruş sergilediği belirtildi.
Awang, İranlı yetkililerin Filistin meselesi ile Bosna Savaşı dahil olmak üzere Müslüman toplumların karşılaştığı krizlerde aktif rol aldığını; Sovyetler Birliği ve sonrasında ABD'nin Afganistan'daki askeri faaliyetleri sırasında Afgan gruplara sığınak sağladığını aktardı.
İran'ın 1979 devriminin ardından İsrail'i tanımadığını ve Filistinli silahlı direniş gruplarını desteklediğini belirten Awang, bu politikanın bazı Arap ve Müslüman ülkelerin sessizliğiyle tezat oluşturduğunu kaydetti.
Awang, "İran; liderlerini, komutanlarını ve milli servetini feda etme pahasına İsrail ve küresel güçlerle yüzleşti" diye konuştu.
Arap dünyasının zayıfladığı dönemlerde Pers milletinin İslam'ı savunan bir kale işlevi gördüğünü ifade eden Awang, bu görüşünü tarihi ve dini metinlere dayandırdı.
"Müslüman ülkeler fiili duruş sergilemeli"
Kudüs'ün İsrail kontrolünde bulunduğu mevcut dönemde İran'ın Filistin halkının yanında yer alan ilk devlet olduğunu belirten Awang, Filistin'de yaşanan durumun küresel düzeyde tepki çektiğini vurguladı.
Bazı Müslüman ve Arap ülkelerinin izlediği politikaların hayal kırıklığı yarattığını ifade eden PAS Genel Başkanı, bu ülkeleri yalnızca sözlü beyanlarda bulunmak yerine Kur'an-ı Kerim'deki emirlere atıfla askeri hazırlık ve fiili bir duruş sergilemeye çağırdı.
Awang, söz konusu adımların mevcut şartlar altında yerine getirilmesi gereken dini bir sorumluluk olduğunu kaydetti.