İran’da tıkanan Donald Trump yönetimi bir karar tuzağına sürüklendi: Washington ya “ucuz ve hızlı müdahale” iddiasıyla yeni bir askeri maceraya atılacak ya da uzun süreli bir yıpratma savaşının maliyetini göze almadan geri duracak.
YDH- Farsça yayım yapan Meşrik'e göre, İran, bir kez daha küresel güvenliğin ve jeopolitik krizlerin merkez üssü haline geldi. Döviz piyasasındaki istikrarsızlık ve ekonomik gerekçelerle tetiklenen toplumsal hareketlilik, organize silahlı grupların müdahalesiyle süratle şiddet sarmalına dönüştü.
ABD-İsrail’in bu süreçteki temel stratejisi; içeride kaos, dışarıda tecrit yaratarak askeri bir müdahale ile "son darbeyi" indirmek üzerine kuruluydu.
╰┈➤ Suriyeli stratejist: Batı kafa karışıklığı içindeyken, İran'ın hazırlık seviyesi en üst noktada
Ancak İslam Cumhuriyeti’nin sokaklardaki olayları kontrol altına almadaki başarısı, protestoların askeri bir müdahale için beklenen eşiğe ulaşmasını engelleyerek Washington ve Tel Aviv’i hesaplanamaz bir noktaya sürükledi.
Bu tabloda, başından beri sert önlemler konusunda uyarılarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, kritik bir kararın eşiğinde duruyor;
a) Yakın çevresinin ve sürgündeki muhaliflerin beklentilerine uyarak askeri bir maceraya atılacak,
b) Irak, Afganistan ve Vietnam örneklerinde olduğu gibi yeni bir stratejik kördüğüme düşmekten kaçınacak.
═══════════════════════════════
Amerikan medyası: ABD, İran'a operasyon emrini 'veremedi'
═══════════════════════════════
Uzmanlar, Trump'ın, "ucuz savaş" denklemiyle stratejik bir sonuç elde edemeyeceğini, aksine yapacağı taktiksel bir hatanın, Tahran’ın nükleer doktrinini kalıcı olarak değiştirmesine ve tüm bölgeyi içine alan bir yıpratma savaşına yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Akıllı müdahale mi, bataklık mı?
Beyaz Saray’a "Önce Amerika ve En Az Müdahale" sloganıyla dönen Trump’ın vaatleri; İran’ın füze ve nükleer programlarını hedef alan operasyonlar, müttefiklere yönelik hava saldırıları ve devasa silah satışlarıyla açıkça çelişiyor. ,
Bu durum, Trump’ın "müdahaleyi azaltma" söyleminin dünyadan çekilmek değil, aksine geleneksel savaş modellerinin yerini "hızlı, düşük maliyetli ve akıllı" müdahale yöntemlerine bırakması anlamına geldiğini kanıtlıyor.
Trump savaşa değil, uzun süreli askeri angajmanlara karşı bir duruş sergiliyor.
Bush ve Obama dönemlerini yüksek maliyetli kara operasyonları nedeniyle eleştiren Trump’ın arzuladığı model iki temel ayağa dayanıyor: Birincisi, kara birliklerinin riskini sıfırlayarak uydu ve İHA destekli füze saldırılarına odaklanmak; ikincisi ise yapay zekayı keşif-imha zincirine entegre ederek karar süresini saniyelere indirmek.
╰┈➤ 12 Günlük Savaşın mirası: İran'ın özgüveni ve ABD'nin çıkmazı
Haziran 2025’te İran’ın nükleer tesislerine yapılan saldırılar bu modelin bir provası niteliğindeydi; ancak İran’ın Katar’daki el-Udeyd Hava Üssü’ne verdiği misilleme, Washington’ın "sıfır maliyet" hesabını altüst etti.
Trump, ABD içerisinde üç farklı baskı grubunun kıskacında bulunuyor:
1- Şahin kanat: Ted Cruz ve Tom Cotton gibi isimler, Tahran’ı tamamen çökertmek için sert bir "ilk darbe" taraftarı.
2- Ilımlılar: Mitt Romney gibi isimler, gizli diplomasiyi savunarak yeni bir Afganistan hezimetinden çekiniyor.
3- Kamuoyu: Haziran 2025 tarihli Quinnipiac anketi, halkın %58’inin kara operasyonuna karşı olduğunu, ancak %47’sinin sınırlı siber ve füze saldırılarını desteklediğini gösteriyor.
Uluslararası alanda ise tam bir kutuplaşma hakim. Çin ve Rusya’nın olası bir BM kararını veto edeceği aşikar olsa da Trump’ın Güvenlik Konseyi’ni dikkate almadan hareket etmesi bekleniyor.
Bölgesel düzeyde ise Suudi Arabistan ve BAE, savaşın maliyetini ABD’nin üstlenmesini fakat kontrolün kendilerinde olmasını isterken; Katar ve Umman gibi aktörler bölgesel bir yangın endişesiyle diplomasi trafiğini sürdürüyor.
İran’ın karşı hamleleri
Amerika’nın sınırlamaları ve narsist bir liderlik sergileyen Trump’ın "muzaffer imajını" kaybetme korkusu, İran’ın elini güçlendiriyor. Tahran, topyekün bir savaşa hazırlıklı olmanın yanı sıra şu önleyici adımları ajandasına almış durumda:
1- Umman Denizi ve Hint Okyanusu’ndaki stratejik noktalarda kontrollü eylemler gerçekleştirmek.
2- Bölge ülkelerini, topraklarını İran’a saldırı için kullandırmamaları konusunda açıkça uyarmak.
3- İsrail’e karşı "önleyici vuruş" doktrinini de içeren sert bir askeri duruş sergilemek.
4- Bölgesel ittifak sistemini ve direniş hattını daha yoğun bir savaşa göre mobilize etmek.
5- Her türlü Amerikan saldırısına "çarpan etkisiyle" karşılık verecek yeni bir misilleme modeli uygulamak.
6- ABD ve İsrail ile uzun vadeli bir yıpratma savaşına tam kapasiteyle hazırlanmak.
7- Olası bir müdahale durumunda iç cephede ulusal birliği ve toplumsal direnişi tahkim etmek.
8- Herhangi bir saldırının başlaması halinde, nükleer silah edinme sürecini (nükleer doktrin değişikliği) kesin olarak gündeme alacağına dair dünyaya mesaj göndermek.
═══════════════════════════════
ABD: İranlılar, sunduğumuz talepleri 'hiçbir istek belirtisi göstermeden' reddetti
═══════════════════════════════
Trump yönetimi savaşı küresel düzeni yeniden inşa etmenin bir aracı olarak değil, yönetme aracı olarak görüyor; ancak iki önemli değişken -rakip ülkelerin yeniden yapılanma gücü ve ABD kamuoyu nezdindeki hoşgörü eşiği- "ucuz savaş" denklemini altüst edebilir.
İran'daki 12 Gün Savaşı deneyimi, başarılı operasyonların bile karşılıklı caydırıcılığa ve uzun süreli çatışmalara yol açabileceğini göstermiştir.
Dolayısıyla Trump bir karar tuzağına düşmüş durumda: Eğer harekete geçmezse, güçlü imajını kaybedecek ve iç rakipleri onu zayıf olarak nitelendirecek. Eğer harekete geçerse, İran'da rejim değişikliği garantisi olmadan büyük bir savaşa karışma riskini kabul etmek zorunda kalacak.
Meşrik'e göre, Washington’ı Tahran karşısında Karakas’tan ayıran temel fark, İran’ın geniş coğrafyası, askeri derinliği ve anti-emperyalist toplumsal inancı.

