Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Amerika , Suudi Arabistan ve Fransa'nın Lübnan'daki genel seçimlerin en az bir yıl ertelenmesi talebinin muhatabı olmadığını belirterek sorumluluğu hükümete devrederken, gurbetçi oylarına ilişkin hukuki ve teknik belirsizlikler seçim sürecini çıkmaza sürüklüyor.
YDH - Lübnan'da seçim kanunu ve uygulamasının yürütülmesine ilişkin süregelen tartışmalar; Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan ve Fransa'nın genel seçimlerin en az bir yıl süreyle ertelenmesi yönünde yürüttüğü baskılarla yeni bir safhaya geçti.
El-Ahbar gazetesine konuşan üst düzey bir siyasi kaynak, dış baskıların doğrudan ve güçlü olduğunu, Lübnan'daki "üç başkan" ile diğer üst düzey yetkililerin bu talepten resmen haberdar edildiğini belirtti.
Batılı ülkelerin temsilcileri ile Suudi yetkililerin, ülkede gerçek bir değişim yaratmayacak bir seçimin yapılmasını istemediklerini açıkça ifade ettikleri kaydedildi.
Kaynağa göre, dış güçler bu konuyu Lübnan tarafıyla müzakere etmekten ziyade, bir emrivaki olarak kabul ettirmeye çalışıyor.
Başkanlık düzeyindeki sessizlik uzlaşma işareti olarak yorumlanıyor
Cumhurbaşkanı Jozef Aun ve Başbakan Nevaf Selam'ın konuya ilişkin sessiz kalması, dış taleplere mutlak bir karşıtlık olarak değerlendirilmiyor.
Kaynaklar, her iki ismin de özellikle Washington'ın, hükümetin bir adım atmasına gerek kalmadan parlamentonun kendi inisiyatifiyle görev süresini uzatmasını tercih ettiğinin farkında olduğunu belirtiyor.
Ancak Meclis Başkanı Nebih Berri, bu öneriyi tartışmaya açık tutsa da muhataplarına seçimlerin ertelenmesini istemeyen bir tarafı temsil ettiğini bildirdi.
Berri, seçimlerin zamanında yapılmasında kendi siyasi hareketi ve müttefiklerinin yararı olduğunu vurguladı.
Nebih Berri sorumluluğu hükümete ve ittifaklara devretti
Hizbullah ve Emel Hareketi arasındaki ittifakın seçim sonuçlarından endişe duymadığını ifade eden Berri, yabancı büyükelçilere asıl muhatabın Başbakan ve Cumhurbaşkanı olduğunu iletti.
Emel Hareketi'nin böyle bir erteleme teklifi getirmeyeceğini, aksine buna karşı çıkacağını belirten Berri, dış güçlerin hükümete sorumluluk yüklemek istememesi durumunda parlamento içindeki müttefiklerini harekete geçirerek gerekli çoğunluğu sağlamaları gerektiğini kaydetti.
Berri ayrıca, herhangi bir ertelemenin ya birkaç haftalık teknik bir gecikme ya da en az iki yıllık uzun vadeli bir süreç olması gerektiğini, Washington ve Riyad'ın hesaplarına göre tasarlanmış bir "terzi usulü" uzatmayı kabul etmeyeceklerini vurguladı.
Gurbetçi oyları ve 16. bölge tartışması teknik çıkmaz yaratıyor
Seçimlerin yapılması durumunda gurbetçilerin 128 milletvekilinin tamamı için mi yoksa kendilerine ayrılan 6 koltuk (16. bölge) için mi oy kullanacağı meselesi hukuki bir krize dönüşmüş durumda.
Siyasi kaynaklar, yürürlükteki kanunun net olduğunu ve uygulama kararnamelerindeki eksikliklerin hükümet tarafından parlamentoya önceden bildirilmesi gerektiğini savunuyor.
Diğer taraftan bakanlık kaynakları, yasayı uygulama çabalarının özellikle 16. bölgedeki adaylık ve oylama mekanizmalarındaki boşluklar nedeniyle sonuçsuz kaldığını ifade ediyor.
Adalet Bakanlığı bünyesindeki Yasama ve İstişare Heyeti'nden gelen görüşler doğrultusunda, hükümetin yasayı teknik yetersizlikler nedeniyle uygulayamaması durumunda gurbetçilerin oy kullanma hakkının korunması için diplomatik temsilciliklerde mevcut 128 sandalye için oy kullanabileceği formülü üzerinde duruluyor.
Fakat seçim tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gündeme gelen uzatma meselesi, hükümetin "devletin sürekliliğini sağlama" gerekçesiyle hareket etmesine neden olabilir.
Parlamento görev süresinin sona ermesi ve seçimlerin yapılamaması durumunda, Lübnan'ın hem yasama hem de yürütme düzeyinde tam bir kaos ve anayasal boşlukla karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılıyor.