Walla: Önleyici füze stoklarımız kritik eşikte

img
Walla: Önleyici füze stoklarımız kritik eşikte YDH

Pentagon’un yeni üretim planlarına rağmen, uzmanlar yüksek yoğunluklu bir savaşın mevcut mühimmatla ancak birkaç hafta sürdürülebileceğini öngörüyor.




YDH- İbranice haber yapan Walla'ya göre, İsrail'in elindeki Arrow önleyici füze stokları, olası bir Amerikan müdahalesi durumunda İran'dan gelecek geniş ölçekli balistik füze saldırılarını göğüsleyebilmek adına kritik bir eşikte bulunuyor. 

İsrail, Ekim 2024 ve Nisan 2025 tarihlerinde İran kaynaklı saldırılara karşı devasa miktarda önleyici füze kullandı; benzer bir yoğunluk haziran ayındaki çatışma sürecinde de yaşandı. 

Savaşın en sıcak evrelerinde bile, İsrail Hava Kuvvetleri'nin envanter kısıtlamaları nedeniyle bazı füze engelleme operasyonlarından kaçındığına dair raporlar, güvenlik birimlerince reddedilse de gündemdeki yerini korudu. 

Bu duruma yanıt olarak Savaş Bakanlığı, milyarlarca şekellik ek sipariş paketlerini devreye alırken; Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI), üretim süreçlerini hızlandırdığını ancak tedarik zincirindeki akışın henüz tamamlanmadığını duyurdu.

Silah ekonomisinin dayattığı zorluklarla boğuşan tek aktör İsrail değil. ABD medyasında yer alan Pentagon kaynaklı raporlar, Washington'ın İran ile ancak birkaç günlük kısa süreli bir harekât planlayabilmesinin temel nedenini "silah stoklarındaki yetersizlik" olarak açıklıyor. 

Bir süper güç olan ABD’nin, İsrail'in 12 günlük yoğun kampanyasına kıyasla neden daha kısıtlı bir kapasiteye sahip olduğu sorusu ise iki temel nedene dayanıyor:

1- İsrail'in bu operasyonel kabiliyeti doğrudan Amerikan yardımlarıyla sürdürebilmesi,

2- Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD’deki önleyici füze üretim hızının dramatik biçimde düşmüş olması.

Geçtiğimiz Haziran ayında İran ile yaşanan gerilimde, İsrail ve Körfez'de konuşlu THAAD bataryaları iki haftadan kısa bir sürede 150'den fazla önleyici füze ateşledi. Bu rakam, sistemin bugüne kadar üretilmiş toplam envanterinin dörtte birine tekabül ediyor. 

Aynı süreçte ABD Donanması, balistik füzeleri uzayda imha edebilen yaklaşık 80 adet yüksek maliyetli SM-3 füzesini kullanmak zorunda kaldı. Bu tüketim hızı, Pentagon'u stratejik bir "mühimmat çukuru" ile karşı karşıya bıraktı. 

Ukrayna savaşı Patriot stoklarını eritti

Ayrıca Ukrayna'nın Rus füzelerine karşı dört yıldır sürdürdüğü savunma, ABD'nin Patriot stoklarını da eritmiş durumda. Oysa Patriotlar, Körfez'deki Amerikan üslerini İran'ın kısa menzilli balistik füzelerine karşı koruyan en temel savunma hattını oluşturuyor.

Bu krize yanıt olarak Pentagon, Şubat 2026 başı itibarıyla tedarik stratejisini kökten değiştiren devasa sözleşmelere imza attı. Lockheed Martin ve Raytheon gibi endüstri devleriyle yapılan küçük hacimli yıllık anlaşmalar yerini, yedi yıllık uzun vadeli kontratlara bıraktı. 

Bu değişim, şirketlerin üretim kapasitesini artıracak robotik ve otonom hatlara yatırım yapmasına olanak tanıdı. Bu hamleyle Patriot PAC-3 MSE üretiminin yıllık 620 adetten 2 bin adede, THAAD önleyicilerinin yıllık 96'dan 400'e ve SM-3 üretiminin ise yıllık birkaç düzineden 500'e çıkarılması hedefleniyor.

Ancak sahadaki gerçeklik üretim artışından daha karmaşık bir seyir izliyor. Uzmanlar, Amerikan depolarının ancak 2028-2029 yıllarına doğru yeşil hat olarak tabir edilen tam kapasiteye ulaşabileceğini öngörüyor. 

Bu tarihe kadar İran ile yaşanacak her yeni çatışma döngüsü, Beyaz Saray'ı zorlu bir jeopolitik tercihle karşı karşıya bırakacak: Önleyici füzeler İsrail'e mi, Ukrayna'ya mı gönderilecek, yoksa Tayvan üzerinden Çin ile yaşanabilecek olası bir çatışma için depolarda mı tutulacak?

Öte yandan, seri üretime geçişin ekonomik bir avantajı da bulunuyor; önleyici füze fiyatlarının yaklaşık %15 oranında düşmesi bekleniyor. Örneğin, 5,2 milyon dolarlık Patriot (PAC-3) füzesinin 4,4 milyon dolara, 15 milyon dolarlık THAAD önleyicisinin ise 14 milyon dolara gerileyeceği tahmin ediliyor. 

Buna karşın İsrail menşeli Arrow-3 füzesinin 3 milyon dolar, Davud’un Sapanı önleyicisinin ise yaklaşık 1 milyon dolar olan maliyeti, yerel sistemlerin çok daha ekonomik olduğunu gösteriyor.

ABD’nin mühimmat kısıtlaması sadece savunma değil, saldırı sistemlerinde de kendini hissettiriyor. 

Nükleer tesisleri imha etmek üzere geliştirilen ve B-2 bombardıman uçaklarınca taşınan GBU-57 tipi sığınak delici bombalardan ABD envanterinde sadece birkaç düzine bulunuyor. 

Haziran ayındaki Gece Yarısı Operasyonu'nda bu bombalardan 14'ünün kullanılmış olması, ABD Hava Kuvvetleri'nin benzer bir operasyonu tekrarlama kabiliyetini ciddi şekilde zayıflattı. Boeing'e verilen 100 milyon dolarlık yeni sipariş ise henüz üretim aşamasında.

Daha küçük çaplı sığınak delici olan BLU-109 stokları da parlak bir tabloda değil. Binlerce birimlik stoğa rağmen, 2024-2025 döneminde İsrail ve diğer müttefiklere yapılan yoğun sevkiyatlar bu envanteri de aşındırdı. 

Özellikle beton katmanlarını sayarak infilak eden akıllı tapalar konusunda üretim hızı talebi karşılamaktan uzak kalıyor. 

Görece daha iyi durumda olan tek alan ise JDAM hassas güdüm kitleri. Oklahoma ve Pennsylvania'daki yüksek üretim kapasitesi sayesinde on binlerce birimlik "derin" bir stoğa sahip olan ABD, bu alanda daha güvenli bir pozisyonda.

Ancak temel patlayıcı maddelerdeki küresel darboğaz risk teşkil etmeye devam ediyor. Bir Pentagon raporu, MK-84 bombalarında kullanılan TNT ve IMX-101 patlayıcılarında küresel bir eksiklik olduğunu vurguluyor. 

ABD yönetimi, Tennessee'deki patlayıcı fabrikalarını modernize etmek için milyarlarca dolar yatırım yaparken, 2025 yılında acil durum hükümleriyle İsrail'e yönlendirilen stokların, Amerikan Avrupa Komutanlığı (EUCOM) ve Merkez Komutanlığı (CENTCOM) üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu kabul ediyor. 

Kongre Bütçe Ofisi’nin uyarısı ise net: İran ve Çin ile eş zamanlı bir savaş senaryosunda, mevcut JDAM ve GMLRS envanteri, yüksek yoğunluklu bir çatışmayı ancak 4 ila 6 hafta sürdürebilecek kapasitede.