"Lübnan'daki iktidar erkânı, projenin jeopolitik arka planını ve bölgedeki güç dengelerini İsrail'in üstünlüğünü pekiştirecek, onu zorunlu bir ticaret ve enerji merkezi haline getirecek şekilde yeniden şekillendireceğini göz ardı ederek, Bölgesel Ekonomik Koridor (IMEC) projesine dahil olmak için çabalıyor."
Hamza el-Hansa
YDH - Lübnan hükümeti, bölgesel güç dengelerini değiştiren ve İsrail'i merkezi bir lojistik düğüm haline getirmeyi hedefleyen IMEC projesine dahil olmak için yoğun çaba gösteriyor. Bu hamle, Lübnan limanlarının marjinalleşme riski taşımasına ve İsrail ile normalleşme sürecine girmesine rağmen, ekonomik kalkınma beklentisiyle gerekçelendiriliyor. Öte yandan Fransa, Suriye'deki rejim değişikliği sonrası Lübnan, Suriye ve Irak'ı kapsayan alternatif bir "kara ve deniz koridoru" tasarısını, Çin'in Kuşak ve Yol girişimine rakip olacak şekilde gündeme getirerek bölgedeki etkisini artırmaya çalışıyor. El-Ahbar gazetesi yazarı Hamza el-Hansa'nın analizi.
Lübnan'daki iktidar erkânı, projenin jeopolitik arka planını ve bölgedeki güç dengelerini İsrail'in üstünlüğünü pekiştirecek, onu zorunlu bir ticaret ve enerji merkezi haline getirecek şekilde yeniden şekillendireceğini göz ardı ederek, Bölgesel Ekonomik Koridor (IMEC) projesine dahil olmak için çabalıyor.
Bu aceleci tutum, ya projenin gerçek yüzünün bilinmemesinden kaynaklanan hayali ekonomik beklentilere dayalı bir cehalet -ki bu durum başlı başına büyük bir sorun- ya da Lübnan'ı örtülü bir normalleşme sürecine iten dış baskılara boyun eğmek anlamına geliyor; bu da sorunu daha da ağırlaştırıyor.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'yi Tel Aviv'de karşılarken, gündemde Hindistan'dan Kuş'a (Sudan, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'i kapsayan tarihi Tevrat terimi) uzanan eski ittifakların yeniden canlandırılması vardı. O sırada Beyrut'ta, Cumhurbaşkanı Jozef Aun, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridor (IMEC) girişimi için Fransa Özel Temsilcisi Gerard Mestrallet ile bir araya geldi.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Aun, girişimin kat ettiği aşamaları, projenin ticari bağlantı, altyapı, enerji ve dijital ağları güçlendirme hedeflerini, ayrıca jeopolitik değişimler ışığında güzergâhları çeşitlendirme ve esnekliği artırma yönündeki güncel yaklaşımı değerlendirdi.
Açıklamada, Cumhurbaşkanı'nın "Lübnan'ın ulusal çıkarlarına hizmet edecek ve bölgedeki lojistik konumunu güçlendirecek şekilde girişime dahil olmaya hazır olduğu" vurgusu dikkat çekti.
Netanyahu ile Aun'un beklentileri arasındaki fark, meselenin özünü oluşturuyor. Netanyahu, Hindistan'ı ve projeyi yeni stratejik eksenin parçası olarak görürken; Aun, projeyi bölgesel ticaret haritasındaki hızlı değişimler gölgesinde ekonomik kalkınma için fırsat olarak nitelendiriyor.
IMEC girişimi nedir?
IMEC girişimi, 9 Eylül 2023'te Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi'nin oturum aralarında, Çin'in Kuşak ve Yol girişimine Amerikan-Batı yanıtı olarak başlatıldı.
Niyet mektubunu; Hindistan, ABD, BAE, Suudi Arabistan, Avrupa Birliği, İtalya, Fransa, Almanya ve İsrail imzaladı.
Proje, Hindistan'ı Avrupa'ya; demiryolları, limanlar, enerji ve veri kablolarından oluşan bütünleşik ağla bağlamayı hedefliyor.
Rota, Arap Körfezi'nden (BAE ve Suudi Arabistan) geçip Ürdün üzerinden kara yoluyla İsrail içindeki Hayfa Limanı'na ulaşıyor, oradan da deniz yoluyla Avrupa'ya devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın "tarihteki en büyük ticaret yollarından biri" olarak tanımladığı proje, imzalanmasından sadece ay sonra İsrail'in Gazze'ye yönelik soykırım savaşıyla büyük darbe aldı.
Savaş, projenin beslendiği İsrail ile normalleşme sürecini, özellikle Arap ülkelerindeki yoğun halk tepkisi nedeniyle siyasi açıdan zararlı hale getirdi.
İlk bakışta proje birçok Arap ülkesinden geçiyor gibi görünse de, ona hayat veren ana damarlar İsrail üzerinden geçiyor. İlk tasarıya göre, Körfez limanlarını (özellikle BAE ve Suudi Arabistan) işgal altındaki Hayfa Limanı'na bağlayacak yeni demiryolu hatları inşa edilecek.
Bu hat, Hint mallarını Süveyş Kanalı'na göre yüzde 40 daha kısa sürede Avrupa'ya ulaştıracak. Yani IMEC'in başarısı, İsrail ve işgal altındaki Filistin topraklarından geçen koridorun istikrarına ve güvenliğine bağlı.
Lübnan için ekonomik getirisi
Başbakan Nevaf Selam, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridor (IMEC) Fransa Özel Temsilcisi'ni kabulünde, Beyrut ve Trablus limanlarının bu koridora entegrasyonunun ekonomik getirisini ele aldı.
Dünya Bankası desteğiyle, ulaşım, enerji ve ticaret sektörlerinin komşu ülkelerle entegrasyonuna ilişkin kapsamlı stratejik çalışma başlatıldığını belirtti. Selam'a göre, "Lübnan'ın bölgesel ticaret koridorlarına dahil olması stratejik fırsat ve acil ihtiyaç."
Ancak Lübnan için projenin getirisine dair soru, Lübnanlı yetkililerin dile getirdiği gibi "ticaret rotalarını çeşitlendirme ve geleneksel tıkanıklık noktalarını aşma" hedefinden ibaret olmadığı için daha da önem kazanıyor.
İsrail, koridorun merkezi noktası ve IMEC için önerilen yapı, Hayfa Limanı'nı Avrupa'ya açılan ana kapı olarak konumlandırıyor. Bu durumda, mallar Hayfa'da son bulacaksa Beyrut veya Trablus limanları ne rol oynayabilir? Şüphesiz rolleri, ikincil veya yedek liman olma ötesine geçemeyecek, marjinal kalacaktır.
Ayrıca N7 Girişimi'nin (Atlantic Council) çalışması, koridorun Hayfa Limanı'na ulaştırılması için -çoğu Ürdün ve İsrail'de olmak üzere- yaklaşık 5 milyar dolarlık finansman açığı olduğuna işaret ediyor. Bu durum, Lübnan'ı, 7 Ekim 2023'ten beri durmuş "kaybeden ata" oynayarak, özünde saf ekonomik proje değil, İsrail'i bölgeye entegre etmeyi amaçlayan jeopolitik proje olan girişime milyarlarca dolar harcamaya davet ediyor.
Lübnan için IMEC'e katılmak, normalleşme bataklığına sürüklenmek, düşmanın merkezi rolünü tanımak ve karşılıksız kaynak israfından başka anlam taşımıyor.
Genel olarak, Lübnan'daki "ilgili" yetkililerin hiçbiri projenin güvenlik ve siyasi boyutları hakkında görüşe sahip değil; bu yüzden Lübnan üzerindeki olumlu ekonomik etkisine dair hayali kısma odaklanılıyor.
Fakat ABD ve İsrail'in son iki yılda Lübnan üzerindeki siyasi, güvenlik, ekonomik ve askeri baskıları, Beyrut'taki yönetimin bugün bulunduğu biçimde şekillenmesiyle başlayan ve imar çalışmalarının engellenmesi, seçimlerin sekteye uğratılması çabalarıyla devam eden birbirine bağlı zincir halkası niteliğinde.
Lübnan'dan İsrail ile sistematik normalleşme yolunda daha fazla adım atması istenirken, IMEC projesine dahil olma hazırlığı da bu bağlamda atılan ilk adım olarak öne çıkıyor.
İsrail, IMEC'i 7 Ekim 2023 sonrası Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi sürecinde, kendisini bölgeye entegre etmek için araç olan bölgesel ittifakın parçası, jeopolitik proje olarak görüyor.
IMEC, Lübnan limanlarını ikincil limanlara dönüştürürken, İsrail'i Asya ile Avrupa arasında lojistik düğüm, Körfez için ekonomik ortak ve küresel tedarik zincirlerinin parçası haline getiriyor.
Böylece "sınır devleti" konumundan, Netanyahu'nun Hindistan, Yunanistan, Kıbrıs ile bazı Arap, Afrika ve Asya ülkelerini kapsayan "altılı ittifak" konuşmasının tercümesi olarak "eksen devleti" konumuna dönüşüyor.
Aun ve Selam, proje için fizibilite çalışması yürütmek adına Dünya Bankası'nın desteğini beklerken, Tel Aviv "bölgeyi yeniden şekillendiren ve İsrail'i dört eksenli ittifaklar sisteminin merkezine yerleştiren yeni İsrail stratejisinden" söz ediyor: Doğu'da Hindistan, Güney'de Etiyopya, Kuzey'de Azerbaycan, Batı'da Yunanistan ve Kıbrıs.
Lübnan ile Suriye'yi bağlayan kara ve deniz koridorları
Konuyu yakından takip eden bir kaynağa göre, Fransız tarafı, bölgede yakın zamanda yaşanan büyük dönüşümlerin ardından Çin'in Kuşak ve Yol girişimine rakip ekonomik koridorlar dosyasını yeniden hareketlendirdi.
Kaynak, önceki planların çalışmayı Hayfa Limanı ile sınırlandırdığını, Lübnan-Suriye şeridine ve hatta Irak'a yönelik uluslararası ilginin ise bu ülkelerdeki savaşlar ve istikrarsızlık nedeniyle neredeyse donma noktasında olduğunu belirtiyor.
Ancak, özellikle Suriye'de rejimin düşmesi ve uluslararası tanınırlık ile destek kazanan yeni hükümetin kurulması gibi son gelişmeler, Paris'i Lübnan, Suriye ve Irak'ı içeren "deniz ve kara koridorları" oluşturmayı hedefleyen farklı yaklaşım sunmaya itti.
Dolaşımdaki tasarıya göre; Beyrut, Trablus, Tartus ve Lazkiye limanlarının rolünü deniz yoluyla birbirine bağlayarak, ardından Suriye içlerinden Irak'a kadar uzanan kara ve hava ulaşım ağlarıyla entegre ederek etkinleştirmek için çalışma yürütülüyor.
İlk aşama, bu limanların operasyonel kapasitesini genişletmeyi ve taşıma gücünü artırmayı; buna paralel olarak Suriye ve Lübnan'ın iç kesimlerinde (örneğin Bekaa'da) serbest bölge statüsünde konteyner platformları kurmayı içeriyor.
İlk aşamada taşımanın sadece kamyonlarla sınırlı kalması, uluslararası yolların kapsamlı geliştirme planının uygulanmasını gerektiriyor. Sonraki aşamalar ise limanları birbirine bağlayacak demiryolu ağlarının inşasını ve ikincil havalimanlarının ulaşım ve hava kargo merkezleri olarak kullanılmasını öngörüyor.
Kaynak, Fransa'nın projeyi Hayfa Limanı ile sınırlamanın hassasiyetinin farkında olduğunu, bu nedenle limanların her iki ülkeye de rekabetçi rol kazandıracak altyapı inşasını hızlandırmak amacıyla Lübnan ve Suriye'deki özel sektörle ortaklıkları genişletmeye çalıştığını belirtiyor.
Bu bağlamda Fransız Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi, aralarında CMA-CGM şirketinin de bulunduğu küresel nakliye şirketlerinin Lübnan ve Suriye'de oynayabileceği role ilişkin tasarı sundu.
Çeviri: YDH