USS Gerald R. Ford ve tuvalet skandalı

img
USS Gerald R. Ford ve tuvalet skandalı YDH

"Görünüşe göre, normal tuvalet kağıdıyla bile tıkanan o aşırı hassas boruların içinde, denizcilere ait tişörtler ve diğer kişisel kalıntılar bulunmuş. Art niyetli olanlar bunu bir 'komplo' olarak görebilir tabii."




Jens Berger

YDH - Amerikan donanmasının teknolojik bir zirvesi olarak lanse edilen USS Gerald R. Ford uçak gemisi, ironik bir biçimde, aşırı karmaşık ve sürekli arızalanan tuvalet altyapısı nedeniyle operasyonel kabiliyetini yitirme noktasına geldi. Alman NachDenkSeiten portalının genel yayın yönetmeni Jens Berger, bu "Klo-Gate" skandalı üzerinden, modern askeri mühendisliğin kibrini ve kusursuz görünen teknolojik sistemlerin en temel insani ihtiyaçlar karşısında nasıl aciz kalabileceğini hicivli bir dille anlatıyor. Gemi, günde binlerce kez ihtiyaç duyulan bu elzem altyapının işlemezliği yüzünden sürekli liman ziyaretleri yapmak zorunda kalıyor; bu da küresel bir askeri gücün basit bir tesisat sorununda mahkûm kalışını simgeliyor.

Belki de Donald Trump, önümüzdeki yıl Nobel Barış Ödülü’nü alacak; zira Amerikalılar için tamamen alışılmadık bir biçimde, bizzat kışkırttığı İran meselesini savaş meydanında değil, müzakere masasında çözdü.

Ancak dikkatli müşahedeler yapanlar gerçeği daha iyi biliyor. Ortadoğu’nun henüz alevler içinde kalmamasının sebebi Trump’ın çekinceleri değil, Amerikan süper uçak gemisi USS Gerald R. Ford'daki tıkalı tuvaletler olabilir.

Gemi, ABD Donanması’nın gururu; bugüne kadar inşa edilmiş açık ara en pahalı ve en modern savaş makinesidir. 2013 yılında denize indirilen USS Gerald R. Ford, en modern neslin uçak gemisidir.

Amerikan vergi mükelleflerine 18 milyar ABD Doları gibi muazzam bir meblağa mal olan bu gemide 4 bin 600 denizci görev yapmaktadır. Bir kıyaslama yapmak gerekirse; bu rakam, Almanya’nın "dönüm noktası" (Zeitenwende) öncesi savunma harcamalarının üçte birinden fazladır ve "haydut devlet" [1] İran’ın tüm ordusu için yıllık harcadığı paranın iki katından fazlasına tekabül eder.

Üstelik, Ford’da konuşlu bulunan ve küresel çapta Amerikan çıkarlarını "ileri savunma" [2] stratejisiyle koruyan 75’ten fazla savaş uçağının maliyeti buna dahil bile değildir. Nereye baksanız süperlatifler havada uçuşuyor.

Ancak Ford, tüm bu pahalı yüksek teknoloji zırvalarının yanında bariz bir Aşil topuğuna sahip. Nihayetinde 4.600 denizci günde yaklaşık 10.000 kez tuvaleti kullanmak zorunda ve Pentagon’daki planlamacılar, işte bu sinir bozucu noktada kelimenin tam anlamıyla "s***p batırmış" [3] görünüyorlar.

Günde 10 bin sifon çekimi; bu, gemi bordasında, atık su borularından geçirilmeden önce maliyetli bir şekilde arıtılması gereken devasa miktarda su demektir. Bu durum, Amerikan mucit ruhunu harekete geçirmiş olsa gerek.

Efsaneye göre NASA, normal tükenmez kalemlerin yerçekimsiz ortamda çalışmadığını keşfettiğinde, araştırmaya milyonlar akıtmış ve sonunda "Space Pen" (Uzay Kalemi) ortaya çıkmıştı; Ruslar ise kurşun kalem kullanmıştı.

Bugün Rusların savaş gemilerinde belki de basit hela çukurları vardır; oysa USS Ford'da, her tesisatçının kalbini aşırı dar boru çaplarıyla hızla çarptıracak, son derece karmaşık bir vakumlu sifon sistemi hizmet veriyor. İşin acı tarafı, bu atık su sistemi aslında hiçbir zaman düzgün çalışmadı.

Kamu yayın kuruluşu NPR, bu "Klo-Gate" [4] meselesini araştırmacı bir gazetecilikle mercek altına aldı.

Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası (Freedom of Information Act) kapsamında erişilen eski e-postalardan, Ford’un tuvalet sisteminin daha planlama aşamasında bir felaket olduğu ortaya çıktı.

Gemi denize iner inmez arızalar baş gösterdi. Basitçe ifade etmek gerekirse; sistem o kadar karmaşık ki, tek bir tuvalet tıkandığında, ardışık bağlı tuvaletlerin bulunduğu tüm kat devre dışı kalıyor ve bu da ölümcül bir zincirleme reaksiyonu tetikliyor.

Tuvalete gitmesi gereken denizciler başka tuvaletlere yöneliyor, ancak onlar da bu "aşırı yük" için tasarlanmadıklarından onlar da arızalanıyor ve sistem gereği bir sonraki katın tüm tuvaletlerini saf dışı bırakıyor. Biraz kaba bir tabirle ifade etmek gerekirse: "Ne berbat bir tasarım faciası."

Ford’un tuvalet sorunu ciddidir. Dahili raporlara göre, teknik personelin büyük bir kısmı gece gündüz arızalı tuvaletleri onarmakla meşgul.

Geriye kalan az sayıdaki işlevsel tuvaletin önünde ise kuyruklar oluşuyor. Bu raporlara göre denizciler ihtiyaçlarını gidermek için yaklaşık 45 dakika beklemek zorunda kalıyor.

Ve bu durum elbette güvenlik açısından kritik. İranlıların Ford'a bir füze fırlattığını ve tüm füze savunma ekibinin tam o sırada tuvalet kuyruğunda beklediğini bir hayal edin.

Daha yakın zamanda, incelenen e-postalara göre, Ford'un tüm tuvalet sisteminde dört gün içinde tam 205 kez çöküş yaşandı.

Ford, Haziran 2025'te mevcut görevi için denize açıldığından beri, tuvalet meselesi nedeniyle şimdiden on iki kez dışarıdan yardım almak zorunda kaldı.

Sistem iyice tıkandığında ise çözüm öyle sanıldığı kadar basit değil; geminin bir limana yanaşması ve orada tüm atık su sisteminin asitle yıkanması gerekiyor. Maliyeti mi? 400 bin Amerikan doları. Üstelik bu süre zarfında Ford, ABD’yi "ileri savunma" görevini yerine getiremiyor. Ne kepazelik ama.

Gerekli arka plan bilgisine sahip olduğumuza göre, güncel duruma gelelim. Ford sadece ABD Donanması’nın gururu değil, aynı zamanda ABD uçak gemisi gruplarının rotasyon sisteminde, ABD dış politikasının güç projeksiyonundaki merkezi aktörüdür.

ABD dünyada nerede uluslararası hukuku ayaklar altına alsa, Ford savaş sanatı için ana düğüm noktasıdır. Aslında Ford'un Aralık ayında Doğu Akdeniz’deki görevine başlaması gerekiyordu, ancak araya Trump’ın Venezuela’yı askeri olarak boyunduruk altına alma fikri girdi.

Böylece -aralıksız tuvalet tamir ederek- önce Karayipler’e gidildi. Malum, büyük bir çatışma yaşanmadı. Sonra tekrar Akdeniz’e dönüş; tabii bozuk tuvaletlerle. NPR'in araştırmalarına göre gemideki moral tam anlamıyla "berbat".

Ford, -aralıksız tuvalet tamir ederek- son haftalarda hedef bölgesi olan Doğu Akdeniz’e yaklaşırken, başkomutanı İran’a karşı maksimum tehdit atmosferini oluşturuyordu.

Dünya aslında sadece ABD’nin bir kez daha uluslararası hukuka aykırı bir saldırı savaşı başlatmasını ve Ortadoğu’yu alevler içinde bırakmasını bekliyordu. Neyse ki bu henüz gerçekleşmedi.

Bunun sorumlusunun İsviçre’deki müzakereler mi yoksa Ford'un tuvaletleri mi olduğu meçhul. Ancak bilinen bir şey var ki, Ford şu anda savaşa hazır değil; aksine, defolu atık su sistemini asitle temizlemek için Girit’teki NATO deniz üssü Suda Körfezi’nde limanda yatıyor.

Buna sadece İranlılar gülmüyor. Sosyal medyadaki doğrulanmamış haberler, tuvalet durumundan bezmiş denizcilerin Girit’teki bu zorunlu molada parmakları olabileceğine dair pikant bir şüpheyi bile gündeme getiriyor.

Görünüşe göre, normal tuvalet kağıdıyla bile tıkanan o aşırı hassas boruların içinde, denizcilere ait tişörtler ve diğer kişisel kalıntılar bulunmuş. Art niyetli olanlar bunu bir "komplo" olarak görebilir tabii.

Artık dünyanın dört bir yanındaki haydutlar rahat bir nefes alabilir. Zira Ford'un tuvalet sorununun gerçek bir çözümü yakın zamanda ufukta görünmüyor. NPR'ın araştırmalarına göre sistematiği bütünüyle "berbat" ve uzun sürecek bir tersane bakımında kökten yenilenmesi gerekiyor.

Bu işlem tekrar milyarlara mal olacak ve ABD Donanması’nın gururunu aylarca, hatta yıllarca devre dışı bırakacak. Ah şu Amerikalılar, keşke basit hela çukurları kullansalardı.


[1] "Schurkenstaat" (Haydut Devlet): Bu terim, 11 Eylül sonrası ABD dış politikasında, "Şer Ekseni" (Axis of Evil) retoriğiyle birlikte literatüre girmiştir. Almanca bağlamında bu kelime, hem bir eleştiri hem de bir "dışlanmış"ı tarif eder. Berger, bu terimi ironik bir mesafe ile kullanarak, ABD'nin kendi "yüksek teknoloji" kibrini, bu terimle yaftaladığı ülkelerin "ilkel" addedilen durumlarıyla ironik bir zıtlık içine koyar. (ç.n.)

[2] "Vorwärtsverteidigung" (İleri Savunma): Vorwärts (ileri) ve Verteidigen (savunmak) kelimelerinin birleşimi. Alman askeri terminolojisinde aslında bir paradoksu ifade eder: Saldırıyı bir savunma biçimi olarak kodlamak. Soğuk Savaş dönemindeki NATO doktrininden, günümüzün "kriz yönetimi" anlayışına kadar uzanan bir terminolojidir. Berger, burada Amerikan müdahaleciliğini, Clausewitzci anlamda "savaşın başka araçlarla sürdürülmesi" olarak eleştirmektedir. (ç.n.)

[3] "Ins Klo gegriffen" (S***p batırmak / Yanlış tercihte bulunmak): Almanca "daneben gegriffen" (yanlış/boşa uzanmak) deyiminin, konu tuvalet olunca yapılan çok zekice bir kelime oyunudur. Almancada bu, "kötü bir işe girişmek", "çuvallamak" demektir. (ç.n.)

[4] "Klo-Gate": Watergate skandalından beri İngilizcede (ve Almancada) bir olayı "skandal" statüsüne yükseltmek için sonuna eklenen "-gate" takısı. Klo (tuvalet) ve Gate birleşimi, yüksek siyasi mesele ile en "alçak" insani ihtiyacın ironik birleşimidir. (ç.n.)

[5] "Scheißkonstruktion" (Lanet olası tasarım / B**tan tasarım): Scheiße (b/lanet olsun) ve Konstruktion (tasarım/inşaat). Alman bürokratik dilinin o soğuk ve steril "Konstruktion" kelimesi ile "Scheiß"ın kaba kuvveti birleştiğinde, yazarın öfkesi zirveye ulaşır. (ç.n.)

Çeviri: YDH